Takip Et

Makale

Zorlanan hiçbir boyunduruk daim ve kaim değildir

Yaşadığımız çağ, kim ne derse desin, bölge devletlerinin değil, Kürtlerin çağı olacaktır. Savaşı, her geçen gün daha ileri boyutlara varan savaş teknolojisi değil, haklı olan kazanacaktır. Bölge devletlerinin esip gürlemeleri, telaşları, ittifak gayretleri bundandır

Ortadoğu’da iki emperyalist blok (ABD-Avrupa- Japonya ile Rusya-Çin) arasındaki nüfuz ve hegemonya mücadelesi devam ediyor. Bu iki bloğa ve mücadeleye bağlı olarak, Türkiye, İran Ve Irak gibi bölge devletlerinin kendi güçleri oranında, bölge üzerindeki nüfuz ve hegemonya mücadeleleri de devam ediyor. Emperyalist bloklarla birlikte hareket eden bu çok uluslu ezen bölge devletlerinin bölge üzerindeki nüfuz ve hegemonya mücadeleleri oldukça zayıf bir zemine,  parçalanmış elli milyonluk Kürt ulusunun esaretine dayanıyor. Tarih eğer ilk çeyreğini alçakça yaşadığımız bu yüzyılda paparayı yememişse, yani çarkını geriye doğru işletmeye başlamamışsa, söz konusu bu üç bölge devleti bu yüz yıl içinde paparayı yiyecektir. Bu kesin. Boyunduruk zorlanıyor çünkü. Zorlanan hiçbir boyunduruk daim ve kaim değildir.

Barzani’yi suçlamanın bir anlamı yok. ABD, kendi ana çıkarlarından yana tavır aldı. Parçayı bütüne feda etti. Arap dünyası ve Ortadoğu petrolleri bütün, Güney Kürdistan ise parçaydı. ABD, geçmişte de aynı şeyi yaptı. Molla Mustafa Barzani’nin liderliğindeki hareketi, İran ve Irak’taki çıkarlarına feda etti. 1967’de Celal Talabani, 2017’de ise oğul Talabani, Kürt milli direnişini, Irak devletiyle anlaşarak arkadan hançerledi. Milli harekete Kürt feodal burjuvazisi önderlik edince bu tip durumlar haliyle yaşanıyor. Kürtlerin bölge devletleri karşısında birleşememelerinin, bağımsızlık yolunda daha ciddi adımlar atamamalarının en önemli nedeni önderliğin bu niteliğidir.

Feodal parçalanmışlık, parçalanmış sömürge bir yapıda birleştirici olamıyor. Ayrı ayrı yerel savaş ağalarının çıkarları, genel milli çıkarın önüne geçiyor ve bu durum ister istemez milli boyunduruğun kırılmasını geciktiriyor.

Barzani çok ağır bir darbe aldı ama teslim olmadı. Güneydeki referandum, güneyin bağımsızlığı için atılmış önemli bir adımdır. Durum, güneyli Kürtlerin bu adımdan vazgeçmeyeceklerini gösteriyor. Kürtler, dört parçada milli uyanış gerçeğini yaşıyor ve dünyanın vicdanı, tavrını Kürtlerden yana koyuyor. Yaşadığımız çağ, kim ne derse desin, bölge devletlerinin değil, Kürtlerin çağı olacaktır. Savaşı, her geçen gün daha ileri boyutlara varan savaş teknolojisi değil, haklı olan kazanacaktır. Bölge devletlerinin esip gürlemeleri, telaşları, ittifak gayretleri bundandır.

Çok uluslu bir devlette, ezilen uyruk ulusların özgürlüğünü savunmadan özgürlüğü savunamayız. İkiyüzlü, iğrenç bir konuma düşeriz. Türkiye’deki solun önemli bir bölümü bu konumdadır.

Günün Haberleri

Makale konulu diğer haberler