Takip Et

Perspektif

Yerel Seçimler Taktiği Renk Veren Turnusol Oldu!

. Şimdi bu ittifakın önünde duran şu soruya yanıt vermektir. Demokratik halkçı yerel yönetim ve bunun temsiliyeti şahsında, ittifakınızın veya ittifak politikanızın oynadığı rol neye hizmet etti? Demokratik halkçı yerel yönetim modelinin belli yerellerde kaybetmesine yol açıp, bunun karşısında sonuç olarak faşist düzen partilerinin kazanmasına yol açan tutumunuzu nasıl değerlendirmektesiniz? CHP gibi faşist düzen partisine kazandırma pahasına demokratik halkçı yerel yönetim modeline kaybettirme politikanız ne denli demokratik ve tutarlıdır. CHP’ye hizmet eden bu politikanız demokratik devrimci niteliğinizle bağdaştı mı? Ne elde ettiniz, ne yaptınız, ne kazanıp ne kaybettiniz? Evet, aramızda demokratik yarışın olması son derece normaldir. Bunda bir sorun yok. Lakin aramızdaki bu yarışı, CHP’ye kazandırma derecesinde ileriye götürmeniz sorunlu değil midir? Üç dört yerel yönetimin daha demokratik haklçı yönetim anlayışı tarafından kazanılması daha doğru ve sizin de kazanımınız olmaz mıydı? Bu belediyelerin CHP’ye ve AKP’ye hediye edilmesi sonucu karşısında bir sorumluluğunuz yok mudur? Neyi tercih ettiniz, ne pahasına tercih ettiniz. Biz sözümüzü Dersim şahsında tuttuk. Kayyumdan aldık belediyeyi. Ya siz? Mazgirt’de kimin kazanmasına vesile oldunuz, Hozat’da, Ovacık’da kimin kazanmasına ve kaybetmesine vesile oldunuz? Merak konusudur ki, bu sonuçlardan ve bu sonuçlara yol açan politikanızdan bir rahatsızlık duymakta mısınız?

Yerel seçimler sürecinin vesile olduğu yoğun politik etkinlik dönemini yaşayarak esasta geride bıraktık. Süreç seçimler açısından tamamlanıp geride bırakılsa da, bu sürecin belleklere iyi hatıralar bırakmayan saldırı-karalama-hakaret harmanı ‘’eleştiri’’ ve ‘’eleştiri’’ üslubu hafifleme seyriyle devam etmektedir. Bahsini ettiğimiz bu kötü üslup ve ilkel öfke boşalımının dozu düşerek devam ederken, buna maruz kalanların zihinlerinde kazıdığı hatıralar ve en önemlisi de gerici işlevi sürmektedir. İlkel öfke tutumundan ibaret olan ve tahammülsüzlüğün dışavurumunda karşılık bulan burjuva/küçük-burjuva bozuk tarz; 1)-dost güçlerin ilişkilerine olumsuz yönde yansıyarak, 2)-demokratik güçleri objektif/subjektif olarak zayıflatarak, 3)-özünde ciddi ideolojik tartışmayı gerektiren bir süreç olmasına karşın bu mücadelenin yürütülmesi koşullarını ortadan kaldırarak ve 4)-burjuva üslupla özdeşliği gereği sebep olduğu kirlilikler ve hatta provakatif koşullara alan açmasıyla son derece kötü işlev görmüştür. Kabul edilemezdi. Sahibini vurdu. Demokratik güçlere zarar verdi. İlişkileri gerdi. Kitleleri karşıtlaştırdı. Bilinçlere izler bırakıp belleklere kötü hatıralar kazıdı. Demokratik kazanımları baltalayarak zayıflattı. Bazı kazanımları burjuvaziye hediye ederek daha fazlasını yerine getirdi…

Bu olanların ya da yapılanların birinci dereceden müsebbibi HDP yetkilileriydi. İlgili basınları aracılığıyla yazılıp çizilenler, toplantı ve demeçlerde yapılan açıklamalar, orada burada sarf edilen sorumsuz söylemler ağır suçlama, karalama, iftira, saldırı ve hedef göstererek teşhir etme bakımından oldukça zengin ama demokratik kültür ve dostluk dilinden bir o kadar yoksundu… Bunlardan güç alan tabanı hatırı sayılır rol oynadı bu olumsuzlukların yaşanmasında. Bu iki zeminden beslenen gereksiz sülüetler ya da ‘’soytarılık’’ cinsinden kendilerine vazife çıkaran boş boğazlar takımı da son derece zararlı tohumlar ekti; özellikle kirliliğin saçılmasına ve tabanda karşıtlaşmanın yaşanmasına hatırı sayılır katkıda bulundular bu kesimler. Bütün bunların olumsuz rolle açtığı alanda ne idüğü belirsizler takımı devreye girerek geleneğe karşı besledikleri kini kusmalarına yol açtı ki, bu odaklar her vesileyle geleneğimize karşı karalama ve saldırma fırsatı kollayarak harekete geçen kadim provakatörler durumundadırlar… ‘’At iziyle iti izi’’ karıştı; bunları birbirinden ayırmak temel yaklaşımımız olacak fakat her izin bir iz bıraktığı inkar edilemez…

Yolunu şaşıranlara da tanıklık yaptı bu süreç. Evet, bir de bu cinsten simalar vardı. Kredilerinin bitimsiz olduğunu sanan fukaralar, edebi lafazanlıklarla abilik taslayan sol caka satanlar da vardı… Dememiz o ki, kendilerine kıymet biçerek sefil açıklamalarda bulunanlar, soldan eserek sürecin nimetlerinden faydalanıp ekmek yemeye çalışanlar da oldu. Bunlar kendilerine biçtikleri kıymeti yine kendi elleriyle kıymetsizliğe çeviren hünerli zatlardı…

Geleneğimiz, sabır ve olgunlukla süreci yönetmeye çalıştı, aynı tutumunu sürdürmektedir ama yaşananların/yapılanların üstüne çizgi çekerek kapatıp geçtiği de sanılmasın. Geleneğimiz hiçbir borcu unutmaz! Yeri ve zamanı geldiğinde özeleştiri borcu olanlara bu borcu hatırlatacak, sancısı olanlara da ağrı kesici vererek ‘’borcunu’’ ödeyecektir. Dost ve demokratik güçlerle eleştiri ve ideolojik mücadele temelinde, karanlık sülüetlerle de teşhir-tecrit ekseninde bu süreç ele alınacaktır. Soğuk kanlılığımızı yitrmedik lakin hiçbir şeyi dondurucuya koymadık…

Hedef gösterilerek teşhir edilen demokratik halkçı belediye ve başkanı (‘’Komünist belediye/Komünist başkan’’) şimdi Perinçek’in, şimdi MHP’nin, şimdi Sabah gazetesinin vb vs saldırı hedefindedir! Bu sonuca yardım edenler memnun olsa gerek…

Demokratik güçlerin belli kesimi (SMF) ittifak güçleriyle olumlu çalışmalar yürüttü. Hakettikleri somut kazanımları daha zayıf elde etseler de, bir taraftan gerici faşist sınıfların baskı ve kuşatmasına karşı mücadele edip diğer taraftan başka ittifakta buluşan demokratik güçlerin saldırılarına maruz kalarak yürüttükleri çalışma şartlarında belli bir başarı elde ettiler. Başarılı bir çalışma yürüttükleri teslim edilmek durumundadır. Yürütülen bu çalışmayı taktir etmek yerindedir. Fazlasıyla hak ettiler ki, coğrafyamıza sosyalist anlayışla yönetilen demokratik halkçı bir belediye, Dersim’de bir il belediyesi kazandırdılar, tüm demokratik halk güçlerine bu belediyeyi armağan ettiler. Öyle ki, kamuoyuna ‘’Kominist Belediye/Komünist Başkan’’ olarak lanse edilen bu halkçı demokratik yerel yönetim ya da temsiliyet, toplumdaki söz konusu algısıyla toplumsal önyargıları kendi çapında kıran son derece kıymetli etkisiyle evrensel kazanıma hizmet eden ve somutta da demokratik halkçı yönetim biçimi vasfıyla bütün demokratik devrimci halk güçlerinin ortak bir mevzisi, kazanımı durumundadır.

Geniş kesim ve toplumda karşılık bularak benimsenen ve tamamen demokratik kazanımlara hizmet eden, daha mütevazı olarak evrensel değerlerimize pozitif etkiler sunan bu kazanıma, hangi gerekçeyle olduğu anlaşılmayan ve asla açıklanamaz olan demokratik cephedeki ilgili ittifakın sergilediği karşı çıkış refleksi ciddi bir handikap ve tutarsızlık olarak orta yerde durmaktadır. Şimdi bu ittifakın önünde duran şu soruya yanıt vermektir. Demokratik halkçı yerel yönetim ve bunun temsiliyeti şahsında, ittifakınızın veya ittifak politikanızın oynadığı rol neye hizmet etti? Demokratik halkçı yerel yönetim modelinin belli yerellerde kaybetmesine yol açıp, bunun karşısında sonuç olarak faşist düzen partilerinin kazanmasına yol açan tutumunuzu nasıl değerlendirmektesiniz? CHP gibi faşist düzen partisine kazandırma pahasına demokratik halkçı yerel yönetim modeline kaybettirme politikanız ne denli demokratik ve tutarlıdır. CHP’ye hizmet eden bu politikanız demokratik devrimci niteliğinizle bağdaştı mı? Ne elde ettiniz, ne yaptınız, ne kazanıp ne kaybettiniz? Evet, aramızda demokratik yarışın olması son derece normaldir. Bunda bir sorun yok. Lakin aramızdaki bu yarışı, CHP’ye kazandırma derecesinde ileriye götürmeniz sorunlu değil midir? Üç dört yerel yönetimin daha demokratik haklçı yönetim anlayışı tarafından kazanılması daha doğru ve sizin de kazanımınız olmaz mıydı? Bu belediyelerin CHP’ye ve AKP’ye hediye edilmesi sonucu karşısında bir sorumluluğunuz yok mudur? Neyi tercih ettiniz, ne pahasına tercih ettiniz. Biz sözümüzü Dersim şahsında tuttuk. Kayyumdan aldık belediyeyi. Ya siz? Mazgirt’de kimin kazanmasına vesile oldunuz, Hozat’da, Ovacık’da kimin kazanmasına ve kaybetmesine vesile oldunuz? Merak konusudur ki, bu sonuçlardan ve bu sonuçlara yol açan politikanızdan bir rahatsızlık duymakta mısınız?

Burjuvazi ile demokratik halk güçleri arası ayrışımda ilkeli tavra-tutuma-net bilince sahip olmayan anlayışların çizgisel problemi reel politikte brjuva partilere hizmet etme kamburuyla taçlanmıştır. Bu derstir, öğretici olmalıdır. ‘’AKP-MHP kaybetsin de kim kazanırsa kazansın’’ anlayışı devrimci açıdan sakat, stratejik devrimci çizgi bakımından hüsrandır. Bu anlayışın parçası olan yaklaşım sağlam devrimci fikre yabancıdır. AKP-MHP faşizmine karşı faşist CHP’yi tercih eden tutum özü itibarıyla sınıf içbirlikçi siyasettir.

‘’Erken büyüme hayaliyle’’, ‘’şovenizmle’’, ‘’Kemalizm’e hizmetle’’ vb. bizleri suçlayan/eleştirenlerin öncelikle düşünmesi gereken ve elbette izah etmeleri gereken budur. Hangi çizgiyle, hangi siyaset ve anlayışla bütünleştiniz, hangi siyasetin parçası oldunuz? Parçası olduğunuz zemin, ‘’AKP-MHP faşist iktidarının geriletilmesi için CHP’yi destekleme’’ siyasetidir. Yani, son tahlilde sınıf işbirlikçisi siyasettir.

Bizler faşist düzen partileriyle/burjuvaziyle aramızdaki kalın çizgiyi, ilke sorununu koruduk! Ya siz? Bizler bağımsız siyasi irademizi koruyup temsil ettik! Ya siz? İttifakınız içinde iradeniz ne durumdaydı? İradenin bağımsızlığı, demokratiklik sizler için nasıl bir ilkedir, anlam ifade ediyor mu?

Kazandık övgüsü yapmıyoruz, siyasetimizin doğruluğuyla övünüyoruz. Ki, seçimlerde izlenen taktik politika devrimci taktik ile pragmatist taktiği ifşa eden bir turnusol oldu. Sınıf siyasetini ya da devrimci siyaseti, faşizm koşullarının süreğeni olan olağanüstü koşullar gerekçesiyle sulandırıp kuşa çevirmek onaylanamaz bir yaklaşımken, aynı gerekçe zemininde faşist düzen partilerini kehren de olsa tercih etme durumuna düşmek asla onaylanamaz ideolojik kırılma ve savrulmadır.

Hatalı tercihlerde bulunup hatalı siyasetler izleyenlerin şimdiki görevi Dersim halkının tercihine saygı duymaktır! Saldırmak ya da saldırıları sürdürmek değil!

Günün Haberleri

Perspektif konulu diğer haberler