Takip Et

Editörün Seçtikleri

“Yeni“ Partiler AKP ve Erdoğan’ın Suç Yatağıdır Alternatif Olamazlar!

Erdoğan iktidarı içinde bulundukları süre her türlü halk düşmanı faşist politika ve uygulamalara imza atan bu unsurların kuracakları partiler temiz olamazlar. Tersine hepsinin sırtında Erdoğan’la birlikte iktidar ederken imza attıkları faşist baskı ve katliamların kamburu durmaktadır. Emperyalist güçlerin dirsek temaslarıyla siyasi role soyunan bu suçlular, Erdoğan iktidarına alternatif olabilirler ama sadece burjuva bir alternatif olabilirler. Demokratik alternatif değil. Geldikleri yer Erdoğan ve AKP’nin suç yatağıdır. Dayandıkları ve icazet aldıkları yer emperyalist haydutlardır. Kurulma yolundaki bu partiler Erdoğan-AKP zihniyeti ve temsilinin sadece gömlek değiştirmiş karakterleridir

‘‘Siyasi partiler mezarlığı‘‘ tabiri coğrafyamız burjuva siyasi partiler tarihini bir açıdan tanımlayan ve doğru tarif eden bir belirlemedir. Bu mezarlıkta miadını doldurarak siyasi arenadan ekarte olmuş ya da edilmiş onlarca partinin sırt üstü yattığı aşikardır. Söz konusu partilerin belli bir siyasi ihtiyaç temelinde kuruldukları, bu ihtiyaca yanıt oldukları sürece yaşamlarını sürdürdükleri ama kendileri ihtiyaç olmaktan çıktıklarında ise, ihtiyaca cevap veren yeni partilerin kurularak bu eskilerin yerini aldığı tecrübelerle kanıtlanmış somut gerçektir. Emperyalist sermaye, dolayısıyla bu sermayeye bağlı yerel sermaye, sömürü ve talan ihtiyaçları temelinde gerici çıkarlarının bekçiliğini yapacak iktidarlar kurmak için siyasi partiler kurar ve bunlar aracılığıyla göstermelik prosedürler ve seçim gibi demokrasicilik oyunları eşliğinde bu bekçiliği yapmaya uygun olan belirli bir siyasi partiyi hükümete getirirler. Bunun vasıtasıyla iktidarlarını temsil edip talan ve çapul egemenliklerini sürdürürler… İktidar veya hükümetteki siyasi parti, geniş kitleler nezdinde teşhir olup kitle desteğini yitirdiğinde veya gerici çıkarlarını en uygun şartlarda temsil etme pozisyonundan düştüğünde, hükümete getirdikleri veya üzerinden iktidar ettikleri iktidar partisini getirdikleri görev ve vizyodan alıp yerine daha iyi bekçilik eden ve yeni vizyonla kitleleri peşine takabilecek yeni partileri devreye sokup hükümete getirir, bunlar vasıtasıyla iktidar ederler. Bir başka koşulda da, emperyalist sermaye ve buna bağlı yerel klikler arasındaki nüfuz dengelerindeki oynamalara bağlı olarak, ağırlıkta olan sermaye gurubu lehine olmak üzere klikler arası iktidar değişimleri gündeme gelir-getirilir. Bu durumda iktidar değişiminin belirli şartlarda kanlı süreçlere tanıklık yaptığı ise bilinen bir gerçektir… Meselenin özeti, hangi emperyalist sermayenin yerli pazarda egemen olduğu ve emperyalist sermayenin çıkarlarının ‘‘iyi‘‘ temsil edilip edilmediğidir ki, iktidarların el değiştirmesi ve siyasi partilerin mezarlığa uğurlanması ya da yeni partilerin siyaset sahnesine çıkması tamamen buna bağlıdır, bu temelde gündeme gelir. Bugün yaşanan gelişmelere bakıldığında görülen şey, Erdoğan iktidarının görevden alınması ve AKP’nin meşur mezarlığa doğru yolculanması gerçeğidir. Her parti gibi ve her iktidar gibi, Erdoğan ve AKP’si de devre dışı olup mezarlığa gitme akıbetinden muaf değildir. Bugün bu çok daha güçlü bir olasılık haline gelmiştir…

Burada yanlış anlaşılmaları önlemek için bir parantez açalım ki, Erdoğan iktidarının emperyalist güçlerce devre dışı edilmesi, onun emperyalizm karşıtı anti-emperyalist olmasından kaynaklanmamaktadır. Geçmişte CHP’nin iktidardan edilmesi veya iktidardan alınması, yerine DP, AP iktidarının getirilmesi nasıl ki, CHP’nin anti-emperyalist olduğunu göstermez ise, aynı biçimde Erdoğan-AKP’nin iktidardan alınması da onun anti-emperyalist olduğunu göstermez. Ki, Erdoğan iktidarının gözden çıkarılıp yeni partnerlerin iktidara aday haline getirilmesi süreci, Erdoğan iktidarının yaşadığı büyük teşhir ve kitle desteğini kaybetmesi, dolayısıyla emperyalistlerin bunu tercih etmeyip başka bir iktidarı tercih etmeyi gerici çıkarlarına uygun bulması, öte taraftan Erdoğan iktidarının siyasi konjonktürü iyi değerlendirerek gerici iktidar imtiyazlarını büyütme temelinde talepler ileri sürmesi, yeni arayışlara meyil etmesi, hatta İslami sermayeyi koz olarak kullanıp ödünler koparmaya çalışması, en önemlisi de ikili oynama siyaseti benimseyerek güvenilir işbirlikçi partner olmaktan çıkması, radikal dinci İslami hareketlerle ilişkisi, bunları koz olarak kullanması gibi daha sayılabilir bir dizi nedenden ötürü emperyalistlerin tercihi dışına düşmüştür. Erdoğan-AKP(MHP koalisyon) iktidarının emperyalistlerle her açıdan aleni olan işbirlikçilik ilişkisi, iktidara gelmesi-getirilmesi sürecinden başlayarak devam eden, stratejik anlaşmalara imza atarak bunları sürdürmesinden, onların icazetiyle hareket etmesinden, onlardan medet beklemesi ve onların aşağılamalarına rağmen ayaklarına kadar gidip yalvar-yakar olmasından, onların ekonomik ve siyasi çıkarlarına uygun hareket etmesinden vb. vs. tüm çıplaklığıyla ortadadır ki, bu onun emperyalizme bağımlı bir kukla olduğunu göstermektedir…
Parantezimizi kapatırsak, Erdoğan iktidarının şimdi yüz yüze olduğu süreç sadece emperyalist güçler cephesinde onun devre dışı bırakılmasıyla sınırlı bir süreç değildir. Ki emperyalist tercihi doğrudan etkileyip rasyonel kılan içteki durum ve şartlar da bu sürecin diğer belirleyenleri durumundadır. Uluslararası alanda teşhir-tecrit olup devre dışı edilmekle karşı karşıya kalan Erdoğan iktidarı, aynı zamanda iç siyasetteki dengelerin değişmesiyle ve özellikle bağrında yaşanan kopuş ve dalgalanmalara maruz kalarak da ‘‘yaprak dökümü‘‘ sürecine girmiş ya da bu süreç iç ve dış şartlar bütünlüğünde aktüel hale gelmiş bir süreçtir. Yerel yönetimlerde büyük şehirlerde aldığı yenilgi bu süreci hızlandırmıştır. Fakat yerel seçimler süreci evveli de alternatif iktidar arayışları gündeme gelmiş olup işleyen bir süreç olarak anlam taşımaktadır. Tek adam sultası altında uyguladığı katı despotizm, hukuk dışı keyfiyetçi yönetim, aşırı baskıcı ve kendi evlatlarını da yiyerek devre dışı bırakan iktidar sarhoşluğu içte kazanların kaynamasına yol açmış ve adeta Erdoğan tek kalma pozisyonuna gelmiştir. Etrafında tuttuğu güruh, doğrudan nemalanıp yemlenme durumunda olan yolsuzluklar ve yiyiciler takımı olarak kalmıştır. Ki, aktüel olarak tartışılır olan yeni partilerin kurulmasının temelleri bu süreçlerden beslenerek bugünlere gelmiştir. Gül, Babacan ve diğerlerinin yıllar önce bu arayışa girdikleri ve çalışmalar yürütüp emperyalist güçlerle plan ve pazarlıklar yaptığı yansıyan bilgilerdir… Kısacası, CHP’nin belli bir gelişimi ve Erdoğan karşıtı siyasette başarılı taktik politikalar izleyerek geniş bir blok yaratması, bunlar neticesinde Erdoğan iktidarına arpalık yapan büyük şehir belediyelerinin diğer partiler-blok tarafından kazanılması, dolayısıyla Erdoğan-AKP’sinin önemli bir kan kaybına uğrayarak oy-kitle desteğini yitirmesi, bunlarla birlikte doğrudan Erdoğan-AKP cenahından oy koparıp onu zayıflatmada gerçek rol sergileyecek olan yeni partilerin kurulması, kurulmalarının yarattığı etki vb. Erdoğan iktidarının devre dışı edilmesinin bütünlüklü şartlarını oluştururlar. Ki bu içteki şartlar olmadan ve yaratılmadan, emperyalistlerin bir iktidar değişimine gitmesi elbette zordur. Dolayısıyla içerde uygun şartların oluşmasıyla, iktidar alternatiflerinin doğması ve iktidarın oy-kitle desteğini kaybetmesi emperyalistlerin üzerinde oynayacakları uygun koşul olarak gündeme gelmiştir ve iktidar değişim sürecine girişmelerine gerekli şartları sunmuştur…
Erdoğan iktidarının yaşadığı ‘‘yaprak dökümü‘‘ eş zamanlı olarak burjuva siyaset sahnesine körpe partilerin çıkmasını da bağrında taşıyan bir süreç olarak anlam kazanmaktadır. Anlamlıdır çünkü içine girilen bu süreç komprador tekelci sınıf klikleri arasında iktidarın el değiştirmesine güçlü işaretler vermektedir. Bunda emperyalist güçlerin yeni partner arayışları ve Erdoğan’ın gözden çıkarılması önemli bir rol oynarken, içerdeki teşhir olmuşluk ve siyasi gelişmeler de bu emperyalist tercihi çağıran objektif koşul olarak önem taşımaktadır. Özellikle ABD parlamentosu-senatosunda Erdoğan ve güruhuna dönük alınan(şimdilik askıda tutulan ve istenen elde edilmediğinde devreye koyulacak) yaptırım kararları, Halkbank davası eksenindeki gelişmeler süreci, Erdoğan ve güruhunu savaş suçu yargılanmasına kadar sürükleyecek ciddi öneme sahiptir ki, buralarda deşifre edilecek bir çok olay ve bilgi, Erdoğan ve güruhunu içerde de ciddi sorunlarla karşı karşıya getirecek arka plana sahiptir. 

Eski tahlillerimizde vurguladığımız gibi, Erdoğan-AKP iktidarının gitmesi esas olarak iç bölünme ve çatlamalar yaşamasıyla mümkün olacaktır ya da daha olanaklıdır. Bugün bu durum yaşanıyor. Evet emperyalist sermaye güçlerinin müdahaleleri önemlidir fakat bu müdahaleler ancak içerdeki şartların olgunlaşmasıyla ve kitle desteğini yitirmesiyle vb. sonuç alabilecek unsurlardır. Dediğimiz gibi bu şartlar da bugün itibarıyla oluşup esasta olgunlaşmıştır.  Kurulması an meselesi olan veya kurulmaları açıklanmış olan AKP menşeli siyasi partiler doğrudan Erdoğan ve AKP’nin gücünü bölüp zayıflatmaktadır. Bu zayıflatma unsuru, diğer şartlar ve gelişmelerle birlikte ele alındığında gerçek anlamına kavuşmaktadır. Erdoğan iktidarının oluşmuş bu koşullara daha fazla dayanması mümkün değildir. Erdoğan’ın kolayca havlu atmayacağı doğrudur. Fakat, onun ne yapıp edip bir çare bulacağına inanan görüş yanlıştır ve bir kırılmanın yankısından başka bir şey değildir. Erdoğan iktidarının yönetemez duruma geldiğinin en büyük ve ciddi kanıtı seçilmişleri görevden alarak kendi atamalarıyla yönetmeye çalışması, zorlamasıdır. Kitlelerin, seçmenin, özellikle Kürt ulusunun demokratik irade ve tercihlerine darbe yaparak kayyumlar ataması, seçilmiş belediye başkanları ve milletvekillerini tutuklayıp hapsetmesi, onun yönetemez duruma geldiğinin kanıtlarıdır. Dolayısıyla Kürt düşmanlığı ekseninde geliştirdiği ırkçı Türk milliyetçiliğinden devşirdiği destek de eskisi gibi güçlü değildir. Her ne kadar Kürt düşmanlığı zemininde yürütülen ırkçı-faşist saldırganlık ve demagoji pirim etse de, Kürt ulusunun demokratik iradesine hukuksuz keyfiyetçilik ve tamamen kendi iktidar çıkarları adına geliştirdiği kayyum atamaları artık destek değil, tepki toplama durumuna dönüşmüştür… Dışarıda yaşadığı tecrit gibi, içeride de MHP gibi marjinal faşist güruhtan başka bir destek bulamayarak bir tecrit yaşamaktadır. Aynı cenahtan gelen Gül, Babacan, Davutoğlu ve diğerlerinin siyasi eğilim ve çıkışları bu tecridi en kritik tünele sokmaktadır. Erdoğan’ın yerli değil, ‘‘yersiz‘‘ olduğu deşifre olmuş, sömürdüğü din yelpazesinde de görülmeye başlanmıştır…

Devrimci siyaset bütün burjuva partileri, teşhir etme ve devrimci alternatifi öne çıkarma tavrıyla siyaset yürütmesi elzemdir!

Çiçeği burnunda olan Babacan ve Davutoğlu liderliklerindeki yeni kurulan ve kurulacak partilerin bu süreçte belirleyici bir etki gösterecekleri açıktır. CHP’nin ciddi rol üstleneceği de gözden kaçırılamaz bir gerçektir. Ne ki, bütün bunların hepsinin barutu sadece Erdoğan ve AKP-MHP koalsiyonu karşıtlığıyla sınırlıdır esasta. Halktan yana, işçi ve emekçi sınıflardan yana gerçek ya da hiç bir dinamik, hiç bir pozitif özellik taşımamaktadırlar. Halkın yararına bir karakter ve sınıf niteliği taşımamakta, bilakis komprador tekelci sınıf klikleri ve dolayısıyla emperyalist güçlerin çıkar bekçiliğini üstlenmektedirler. O halde ister erken seçim olsun, isterse zamanında seçim olsun, halk kitlelerinin bu partileri desteklemesi olumlanamaz, halkın bunlara meyil etmesine nötr kalınamaz. Demokratik ve devrimci siyaset bütün burjuva partileri, yeni kurulacak olanlar da dahil hepsini teşhir etme ve devrimci alternatifi öne çıkarma tavrıyla siyaset yürütmesi elzemdir. Elbette Erdoğan iktidarının düşmesi istenendir ve bu uğruda gerekli ajitasyon-propaganda yürütülmelidir. Ancak bu, diğer burjuva partileri destekleme, alternatif olarak gösterme, dolayısıyla Erdoğan-AKP karşıtlığıyla sınırlı kalan bir yaklaşımla devrimci sınıf siyaseti rotasından kayma-sapma biçimine dönüşmemelidir.
Yeni kurulacak ilgili partilerin ilgi odağı haline getirileceği ve kitlelerin bunların etrafında toplanmasını sağlamaya dönük güçlü rüzgarların estirilmesi mümkündür. Bu manipülasyona izin vermemek devrimci sınıf siyasetinin atlamaması gereken önemli bir görevdir. Yeni umut olarak kitlelere yutturulmak istenen kurulan ve kurulacak olan yeni partilerin gerçek sınıf karakterleri teşhir edilmeli, kitlelerin bunların peşine takılması engellenmelidir. Aksi halde devrimci hareketin büyük kayıp ve zorluklarla karşılaşması kaçınılmaz olacaktır. Kitlelerdeki alternatif arayış devrimci cepheden yanıtlanmalıdır. Bunun bir biçimi, demokratik ve devrimci güçlerin ortak iradeyle ortaya çıkıp alternatif hale gelmeleri iken, diğer biçimi de yeni kurulacaklar da dahil bütün burjuva partilerin siyasi teşhirinin yoğun biçimde yapılmasıdır…

Burjuvaziye alternatif, yine burjuvazi değildir, olamaz !

Bu anlamda, kurulmuş ve kurulacak partilerin emperyalist sermaye ve güçlerden bağımsız siyasi partiler olmadığı gerçeği iyi anlatılmalıdır. Bu partilerin gündeme gelmesi, esas olarak emperyalistlerin yeni partner arayışlarının bir sonucudur. Sadece Erdoğan iktidarına alternatif iktidarın oluşturulmasının ürünüdürler ve emperyalist projelerden bağımsız değildirler. Emperyalistlerin daha uyumlu partnerlerle ve daha uygun şartlarda talanlarını yürütmeye dönük girişimlerin bir parçasıdır yeni kurulacak partiler. Elbette içerideki ağır baskı ve faşist koşullar bu partilerin alternatif hale gelmesine nesnel zemin sunmakta, onlara zemin sunmaktadır. Ama bunların bağımsız olmadıkları, bilakis emperyalist politikaları karşılamaya dönük araçlar olduğu göz ardı edilmemelidir. Erdoğan iktidarına karşı olan her şey mubahtır, temizdir ve desteklenmelidir görüşü yanlıştır. Erdoğan iktidarının düşmesi değil, yıkılması gerekmektedir doğru. Fakat, bunun yerine geçecek olan iktidarın niteliği de bir o kadar önemlidir. Burjuvaziye alternatif, yine burjuvazi değildir, olamaz. Burjuvaziye alternatif, yalnızca ve yalnızca devrimci sınıflardır.

Erdoğan iktidarı içinde bulundukları süre her türlü halk düşmanı faşist politika ve uygulamalara imza atan bu unsurların kuracakları partiler temiz olamazlar. Tersine hepsinin sırtında Erdoğan’la birlikte iktidar ederken imza attıkları faşist baskı ve katliamların kamburu durmaktadır. Emperyalist güçlerin dirsek temaslarıyla siyasi role soyunan bu suçlular, Erdoğan iktidarına alternatif olabilirler ama sadece burjuva bir alternatif olabilirler. Demokratik alternatif değil. Geldikleri yer Erdoğan ve AKP’nin suç yatağıdır. Dayandıkları ve icazet aldıkları yer emperyalist haydutlardır. Kurulma yolundaki bu partiler Erdoğan-AKP zihniyeti ve temsilinin sadece gömlek değiştirmiş karakterleridir…
Böyle olmasına karşın, siyasi gelişmeleri tayin etme gücünü elinde bulunduranlar muhtemel gelişmelere damga vurarak süreci belirleme şansına sahiptirler. Demokratik ve devrimci cephede ortak irade oluşturulup alternatif olunamaz ise, süreci gerici sınıflar ve emperyalist güçler tayin edecektir. Bu, şu demektir; bir erken seçime karar verilecektir. Bu karar bizzat Erdoğan iktidarı eliyle alınacaktır. Alınacak muhtemel kararla gidilecek erken seçimlerde Erdoğan iktidarının dönemi kapanacak, yeni bir dönem açılacaktır. Açılacak bu dönem yeni kurulacak partilerin belirleyici olacakları bir süreç olacaktır. CHP, belki büyük ortak olarak koalisyon ortağı olarak bu süreçte yer alacaktır. Ama yeni kurulacak partiler, birleşmeleri de mümkün olan gelişmeler zemininde yeni siyasi sürecin önemli aktörleri olarak siyaset sahnesinde olacaktır. Eğer farklı gelişmeler yaşanmaz ise, sürecin eğilim ve emareleri bu öngörülerin yaşanacağını doğrulamaktadır.

Bu yazı ilk olarak Halkın Günlüğü gazetesinde yayımlanmıştır

Günün Haberleri

Editörün Seçtikleri konulu diğer haberler