Takip Et

Makale

”TC” Yeniden Rusya Duvarına Çarptı

Anlaşmanın bir diğer önemli maddesi ise; savaşın esas mağdurları evleri yakılıp yıkılarak, can güvenlikleri ve yaşam olanakları ellerinden alınıp kendi ülkesinde mülteci durumuna gelen siviller için güvenli bölgelerin oluşturulması ve geldikleri yerlere geri dönüşlerinin kolaylaştırılmasıdır. Ki, savaş sürdüğü müddetçe bunun gerçekleşmeyeceği, aksine bu mağdurların daha da artacağı yaşanan pratik süreçte görüldü. Ne yazık ki, bu hümaniter madde, tüm savaşlarda,savaşan tarafların toplumların gözünde kendilerini aklamak için dillerinden düşürmediği iki yüzlülüklerinden başka bir anlam ifade etmiyor.

Türk mevzilerine yönelik Rusya’nın hava destekli Rejim güçlerinin saldırısı sonucu alınan ağır darbe sonrası, Saray sevdalısı işgalci faşist Erdoğan, yüksek perdeden esip gürlüyor, ” kanları yerde kalmayacak” sloganlarıyla şovenizm ateşini körükleyip duruyordu.  Tek kalemden çıkmış manipülatif haberlerle de bunu güçlendiriyordu. Ama savaş alanında ise, dediğini yapması halinde sonucun ne olabileceğini çok iyi bildiğinden hareketsiz kalarak, umudu Putin’le yapacağı görüşmeye bağlamıştı. Bir diğer umudu ise başını ABD’nin çektiği AB emperyalistlerindeydi. Onlardan destek alabilseydi, fırsatını yakalamış ve karşı saldırılarla kanlı bir savaşı başlatmış olurdu. Fakat onlarda da umduğu desteği değil, ancak ”temkinli olma” tavsiyelerini aldı. Sınır kapılarını açıp, göçmenleri Avrupanın sınırlarına taşıyarak, Rusya ve Esad rejimi karşısında yanlız bırakılmanın yarattığı hezeyanı ortaya koydu.

Ve zor bela, yalvar yakar bir çabayla koparılan 5 Mart Moskova görüşmesi nihayet gerçekleşti. Peki bu görüşmede ne çıktı? ”TC”nin midesini dolduran ve kıvrandıran gazını az-biraz almak ve Rusya’nın elini rahatlatan başka bir sonuç çıkmadı. ”TC”, Rusya’nın önüne koyduğu planı onaylayarak geri döndü. 

”TC” ne istiyordu?

Ateşkes ilan edilsin. Esad güçleri, Soçi’de karara bağlanan ve kendi gözlem kulelerinin olduğu sınırlara çekilsin. İdlib’e yönelik saldırılar durdurulsun. Rusya hava sahasını açsın. Sınır hattı boyunca 30 km’lik bir alan, güvenli bölge ilan edilsin.

Rusya bunların hangisini kabul etti.

Görüşmeler sonrası açıklanan ortak imzalı anlaşma metninde bunların hiç birisi yok. Aksine, ”TC”nin elde tutmak için uğraştığı, cihadist çetelerini de bu amaçla fiili olarak desteklediği ve savaşa sürüklediği Serakip başta olmak üzere, M4 diye tanımlanan Halep-Lazkiye anayolu, açıklanan anlaşmayla, güneyi ve kuzeyinde 6’şar km’lik alanları kapsayacak şekilde, esas olarak Rusya’nın denetimine verilmiş. Burada bir geri adım ve Putin’in planını kabul etme var. Ağza bir parmak bal misali, ”TC” de belirlenen bu hattın güvenliğinden sorumlu tutularak, ortak devriye kararına varılmış.”TC” için bu da her hangi bir kazanım değil, çektiği mide ağrısını hafifleten küçük dozlu bir ilaçtan başka bir şey değil.  Bu bir.

ikincisi; yani ısrarla söyledikleri ve istedikleri, Soçi mutabakatı, kendi imzalarının da altında olduğu bu anlaşmayla tarihe gömülmüş oldu. Esad güçlerinin Soçi mutabakatından bu yana girdiği ve ”TC”nin gözlem kulelerininde içinde olduğu alanlar, bu anlaşmayla resmileşmiş, kabul görmüş ve ”TC” tarafından da onaylanmıştır.

Üçüncüsü; her hangi bir ateşkes söz konusu değildir. Anlaşma metninde var olan sadece Rus, Esad ve ”TC” askeri güçlerinin mevcut konuşlanma hatları boyunca bir birlerine karşı her hangi bir saldırı ve taciz durumunda bulunmamalarıdır. Bu Rus ve Esad güçlerinin terörist gördüğü cihadist ve diğer güçlere saldırılarını engellemiyor ve sınırlamıyor. Tam aksine metindeki; ” Terörizmin tüm tezahürleriyle mücadele ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından terörist olarak tanımlanan tüm grupların ortadan kaldırılması yönündeki kararlılıklarını yinelerken..” vurgusuyla, her ne olursa olsun, söz konusu ”TC” destekli çetelere saldırıların devam edeceği, ”TC”ye de onaylatılmıştır.

Yazılı ve görsel medyada şovenizm zehrini kusan yüzsüz şaklabanlar, ”ateşkes yapıldı” diyerek, hem kendilerini rahatlatıyor, hem Saraylı faşist diktatörü ”istediğini Rusya’dan aldı” yalanlarıyla başarılı ve güçlü lider göstermeye çalışıyorlar ve hem de en önemlisi, bu manipülasyonla Putin’e teslim olmanın üstünü örtüyorlar.

Anlaşmanın bir diğer önemli maddesi ise; savaşın esas mağdurları evleri yakılıp yıkılarak, can güvenlikleri ve yaşam olanakları ellerinden alınıp kendi ülkesinde mülteci durumuna gelen siviller için güvenli bölgelerin oluşturulması ve geldikleri yerlere geri dönüşlerinin kolaylaştırılmasıdır. Ki, savaş sürdüğü müddetçe bunun gerçekleşmeyeceği, aksine bu mağdurların daha da artacağı yaşanan pratik süreçte görüldü. Ne yazık ki, bu hümaniter madde, tüm savaşlarda,savaşan tarafların toplumların gözünde kendilerini aklamak için dillerinden düşürmediği iki yüzlülüklerinden başka bir anlam ifade etmiyor.

Özcesi; büyük umutlar ve beklentilerle çıkılan Moskova yolunda, Kremlin duvarlarına çarparak geri dönüldü. Üstelik, Kremlin diktatörünün önlerine koyduğu koşullar kabul edilerek.

Yani, bu görüşmeyi kısaca şöyle ifade edebiliriz; taziye dilekleri eşliğinde az-biraz gönül alma, esasta Rusya’ya teslim olma..

Gerisi, iç kamuoyunu kandırmaya dayalı laf-ı güzaf… 

Günün Haberleri

Makale konulu diğer haberler