Takip Et

Editörün Seçtikleri

Selefi-İslamcılar Erdoğan’dan ‘gerçek evlat’ muamelesi görüyor

Fehim Taştekin bugün yazdığı yazısında “ÖSO etiketli selefi-İslamcı gruplar Erdoğan’dan ‘gerçek evlat’ muamelesi görüyor. Kuvayi Milliye diye taltif edilmek bunların hayallerinde bile değildi. Hepsi Erdoğan’a müteşekkir olmalı!” dedi

Fehim Taştekin bugün Gazete Duvar’da yazdığı yazısında, “Çatışmasızlık bölge planını kendi gündemine göre şekillendiren Türkiye, TSK’yi, değil ‘vekil (proxy)’ örgütlerin yerine geçirmek, TSK ile onlara kalkan oluyor. Tabii bunu yaparken ideolojik olarak ‘cihatçı selefi’, ‘selefi’, ‘siyasal İslamcı’, ‘esnek İslamcı’, ‘milliyetçi-İslamcı’, ‘milliyetçi’ diye derecelendirebileceğimiz bu örgütleri yüceltmeleri gerekiyor. Bunları Suriye’nin Kuvayi Milliye’si olarak nitelemek, bu açıdan uyanıkça bir tercih. Türkiye toplumunun algısında karşılığı olan bir niteleme.” dedi.

“Ankara bununla övünebilir”

Taştekin, “Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…” başlıklı yazısında, Soçi’deki görüşmelerde Türkiye’nin Kürt ayağını sabote etmeyi başardığını belirterek, “Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’nun bileşenleri Afrin yüzünden Soçi’ye gitmediği gibi Ankara’nın bir dönem PYD’ye alternatif diye desteklediği Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) de aynı sebepten kongreyi boykot etti. Suriye’yi yeniden kurma iddiasıyla anayasa taslağını hazırlayacak 150 kişilik komite, ülkenin üçte birini kontrol eden aktörler olmadan yol alacak, alabilirse! Ankara bununla övünebilir.” dedi.

“Konvoy Suriye ordusu ya da İran destekli güçler tarafından bombalandı”

İdlib’de çatışmasızlık bölgesi oluşturmanın deklare edildiğini söyleyen Taştekin yazısında şunları ifade etti;

“Farklı kaynakların verdiği bilgilere göre konvoy, Halep’in güneybatısına düşen Tel el Is’a gidiyordu. Konvoyun gittiği bölge Suriye ordusu ya da İran destekli güçler tarafından bombalandı. Konvoy El Tavvame ve Kafr Kermin arasındaki Kafr Halep’te durdu. İki Türk jeti konvoyu korumak için havalandı ancak çatışma olmadan döndü. Konvoy o gece Kafr Kermin’e çekildi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (MİRSAD) iddiasına göre Hazır’da konuşlanmış olan rejim güçleri çatışma hattına doğru ilerleyen konvoyu durdurmak için yakındaki Kammari bölgesini vurdu. Konvoyun bölgeye ulaşmasından kısa bir süre önce Rus ordusu civardaki İslamcı güçlerin mevzilerini bombalıyordu. Ertesi gün yeniden Tel el Is’a doğru harekete geçen konvoy Atarib’de bomba yüklü bir aracın hedefi oldu. TSK’ye göre bir sivil görevli ölürken bir asker ve bir sivil görevli yaralandı. MİRSAD’a göre iki asker, El Cezire’ye göre üç asker öldü. TSK saldırı için ‘bölücü terör örgütü’ ifadesiyle PKK’yi işaret ederken yerel kaynaklar saldırının arkasında HTŞ ya da onunla bağlantılı başka bir grubun olabileceğini kaydetti.”

“Cihatçılar TSK’nın zırhlı araçlarını Suriye ordusuna karşı kullanıyor”

Taştekin cihatçıların Türkiye’nin temin ettiği zırhlı araçları Suriye ordusuna karşı göstere göstere kullandığını belirterek, “Mesela Feylak eş Şam, Ceyş el Sani ve Ceyş el Nasır’ın paylaştığı videolarda çok sayıda zırhlı araç dikkat çekti.

Bu savaşa katılanların bir kısmı Fırat Kalkanı-Zeytin Dalı Harekâtı’nın aleni ortakları, bir kısmı da TSK-MİT ile koordineli çalışan örgütler. 10-13 Ocak’ta yoğunlaşan çatışmalarda Ceyş el Nasır, Feylak el Şam, Ceyş el Nihbe, Özgür İdlib Ordusu, Ceyş el Sani, Ceyş el Ahrar, Ceyş el İzze, Nureddin Zenki Tugayları, Ahrar el Şam ve bu örgütlerle husumet içinde olan HTŞ yer aldı. Bu operasyonun bir diğer sürpriz ortağı El Kaide ve Taliban’la bağlantılı Uygurların kurduğu Türkistan İslami Partisi (TİP) ile Taliban’a biatlı Özbeklerin örgütü ‘Kataib İmam Buhari’ idi.” dedi.

“Selefi-İslamcı gruplar Erdoğan’dan ‘gerçek evlat’ muamelesi görüyor”

Taştekin yazısında son olarak şunları ifade etti;

“IŞİD ve YPG’nin ötesinde Türkiye’nin Suriye yönetimine karşı savaşa dahli artık daha aleni ve meydan okuma havasında ilerliyor. Türkiye’nin hamleleri daha büyük ve şah mata odaklı Rus satranç tahtasında açılan kanallarda oluyor. Bu kanalların nereye ve ne zamana kadar hamleye açık olacağı meçhul. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye ordusunu işgalci olarak görmesi, ÖSO’ya ‘milli ordu’ diyerek kefil olması ve sonunda bunları Kuvayi Milliye mesabesine çıkarması akla şu soruyu getiriyor:

“Acaba Türkiye, Batılı ve Arap müttefiklerinin 2012’de kendinden beklenen doğrudan müdahale seçeneğini şimdi hayata geçirerek, Rusya’ya Esad’sız çözümü dayatmak için yeni maceralar mı arıyor? Şam’la yeni bir başlangıç ihtimali konuşulurken Suriye politikasında Kürtlerin fiili özerkliğini çökertme hedefinin ötesine geçen yeni bir güncelleme mi var?”

Bu sorular spekülasyona açık. Ancak Türkiye’nin tutturduğu yolun çıkacağı yere dair fazla kafa yormadan söylenecek sözler var. Afrin ve İdlib sahnesinde olup bitenler şu gerçekleri değiştirmiyor:

 Türkiye, El Kaide’nin Suriye uzantısı olan Nusra Cephesi’nin (Şam’ın Fethi) başını çektiği HTŞ ile koordinasyon içinde hareket ediyor. Bu yapıyı kolluyor.

 Türkiye’nin ‘muhalif-yerli-milli’ güzellemesiyle desteklediği koalisyonun ortakları arasında terör örgütleri listesinde yer alan Türkistan İslami Parti de var.

 El Kaide’nin ‘itibarlı’ kadrolarının öncülüğünde kurulmuş Ahrar el Şam ve diğer selefi-cihadi güçler bu ortaklığın değişmez unsurları olmaya devam ediyor.

 Erdoğan’ın kefil olduğu bu örgütler nasıl bir Suriye istediklerini Doğu Halep ve İdlib’de defalarca sergiledi. Pratikler arasında eşcinsellerin yüksek binalardan atılması, meydanlarda insanların kırbaçlanması, yönetim destekçisi kadın ve erkeklerin demir kafeslerde teşhir edilmesi, infazlar ve kafa kesme olayları var.

Erdoğan bir konuda dürüst. ÖSO etiketli selefi-İslamcı gruplar Erdoğan’dan ‘gerçek evlat’ muamelesi görüyor. Onlar için Türkiye’yi ateşe atacak kadar gözü kara. Kuvayi Milliye diye taltif edilmek bunların hayallerinde bile değildi. Hepsi Erdoğan’a müteşekkir olmalı!

Günün Haberleri

Editörün Seçtikleri konulu diğer haberler