Takip Et

Kültür-Sanat

SÖH Kültür Sanat Kolektifi’nden yeni kısa film: Sancı

Sosyalist Öğrenci Hareketi Kültür Sanat Kolektifi uyuşturucuyu konu alan bir kısa film yayımlandı

Daha önce de Soğuk ve Tutsak adlı kısa filmleri yazıp yöneten Önder Yıldız bu kez uyuşturucunun birey üzerindeki etkilerine odaklanıyor. Çekimlerini telefon ile yapan yönetmenin SÖH Kültür Sanat Kolektifi adına film hakkında yaptığı açıklama ise şu şekilde:

“Yunanca uyku anlamındaki “narke” den gelen ve İngilizceye “narkotik” olarak geçen uyuşturucu sözcüğü; uyuşturma özelliği olan, uyuşturan, duymaz hale getiren, fiziksel ve ruhsal bağımlılığa yol açan, kişisel ve toplumsal yönden ekonomik çöküntü oluşturan, bağımlılık yapıcı maddeleri ifade etmektedir.” İzleyeceğiniz filmde (SANCI) bireyi madde bağımlılığına götüren süreci, aile ve çevre içerisindeki sağlıksız ilişkileri, yaşanmışlıkların ve mevcut yaşantılarının bireyi madde bağımlılığına nasıl sürüklediği bunun sonucunda da ne gibi etkenlerle kişiyi doğaya ve topluma yabancılaştırdığını psikanalist bakış açısıyla ele almış ve bunu deneysel sinema diliyle bütünleştirerek anlatmaya çalışmıştır.

Film 20-23 yaşlarında bir gencin uyuşturucuyu aldıktan sonraki bilinçaltı sürecini ele almaktadır. Zorlu ve toplumsal çatışmanın yoğun yaşandığı bir coğrafyada yaşamını devam ettiren genç; terk edilmiş ve kimse tarafından kullanılmayan bir evde uyuşturucuyu aldıktan sonra halüsinasyonlarla birlikte düşsel bir yolculuğa başlar. Bizler bu yolculukta, gencin geçmiş ve şimdiki yaşamından izlere rastlıyoruz.

Karanlıkta parlak bir ışığın görünmesi ve sonrasında parçalanarak karanlığın içinde dağılma sahnesini kayaların arasından akarak toprağa karışan süt takip etmektedir. Bu; saflığın, temizliğin ve masumiyetin giderek yok olmasıyla alakalı bir durumdur. Bu sahnelere doğanın tuhaf ve ürkütücü sesleri eşlik etmektedir. (Çeşitli kuş, rüzgâr ve köpek sesleri)

Devamında bir çocuğun huzursuz uykusuna şahit olmaktayız. Bu aynı zamanda uyuşturucu kullanan gencin huzursuz geçen çocukluğundan da izler taşımaktadır. Sonrasında baba, ıssız sokaklar, sevgili ve sisli dağların arasında akıp giden yalnızlığa şahit oluyoruz. Bu yalnızlık ve terk edilmişliğin getirmiş olduğu bunalım silah sesiyle son buluyor. Elinden sızan kanla birlikte genç uyanır ama hâlâ kullandığı maddenin etkisindedir ve halüsinasyonlar devam etmektedir. Duvarda asılı olan resimdeki kuşları gerçekmiş gibi görmekte olan genç; kendisini en savunmasız hissettiği anda içgüdüsel olarak anne karnına sığınarak cenin pozisyonuna geçtiği bu sahnenin üst çekimle verilmesi tanrısal bakış açısına da bir göndermedir. Son sahnede karanlığın içinden akan suya yansıyan ışık ise her şeye rağmen mutlaka bir umudun varlığına işarettir.

 Yazan ve yöneten: Önder YILDIZ

Günün Haberleri

Kültür-Sanat konulu diğer haberler