Takip Et

Makale

Sevgili Ava Neşe Kalp’a Kısa Bir Mektup

Diyelim ki bir zaman için bu yalan ve iftiralarınız işe yarasın ve size kazandırsın. Pekiyi bu ne işe yarar? Bunun açık anlamı çürümedir! Burjuvazinin yıllardır kullandığı ve kendilerini vurduğu paslı bir silahtır. Sizde bu paslı silahı kullanmaya özeniyorsunuz! Ama unutmayın bu silah sizi vurdu/vuruyor

Belli ki Dersim’i gündeminizin çok özel bir yerinde tutuyorsunuz. Belki de şahsınıza verilen özel bir görevdir bu. 2019 yerel seçimlerinden bu yana diğer bir kaç “yazar” gibi, bu ilginiz özellikle dikkat çekicidir.Çıplak görünen gerçek şudur ki Dersim’in birikmiş dertleriyle ilgilenmek yerine sizin gibi düşünmeyen Dersim’lilerle uğraşmayı tercih ediyorsunuz. Öyle ki sizin gibi düşünmeyen Dersim’lilere duyduğunuz aşırı ilgi sebebiyle kim ne diyor, kim ne savunuyor meselesini karıştırmış durumdasınız. Yani sapla-samanı  birbirine karıştırmışsınız. Belki de bütün bunları bilerek yapıyorsunuz ki, eğer durum böyle ise bu daha da kötüdür.

Tarih dersinde imtihana alınsanız sıfırın altında bir not ile çıkarsınız. Gerçek tarihe ilginin zayıf olduğu çok net anlaşılıyor ve keza dağarcığındakileriniz kulaktan dolma bilgilerden ibaret olduğu için yazınızda kim dost, kim düşman belli değil. Daha doğrusu dışınızdaki herkesi düşman ilan etmişsiniz. Yazılarınızda bu nedenle dost-düşman birbirine karışmış. Bir yandan Zaza’cılığı ve Zaza’cıları devlet politikasıyla ilişkilendirirken bir diğer yandan Dersim’de “tedavüle sokulan patron-ağa devleti, Kürt-Alevi çocuklarını devlet yerine Kürtlerin aşiret ve inanç sistemine saldırtmayı başarıyor” diyerek KAYPAKKAYA’cı komünistleri devletin işbirlikçileri olmakla suçlayabilecek kadar bilgi, görgü yoksunu bir cahil olduğunuzu ortaya koyuyorsunuz. KAYPAKKAYA ve takipçilerinin devlete karşı tutumunu bilmiyorsan onların tarihine ön yargısız bakarsan ne olduklarını görürsün. “KAYPAKKAYA’yı kastetmedim” diyemezsin zira her politik birey, gurup ve parti bilir ki 1970’lerden bu yana “patron-ağa devleti” KAYPAKAYA ve O’nun takipçilerinin şiarıdır. Evet biz patronların, ağaların sömürü ve hegamonyasına karşıyız.Tıpkı erkeklerin kadın üzerindeki egemenliğine düşman olduğumuz gibi. Tıpkı Türk egemen sınıflarının Kürdistan üzerindeki işgal ve ilhakına karşı olduğumuz gibi. Biz, patron-ağaların egemenlik dünyasına karşıyız ve bunu da asla inkar etmedik. Mesela siz ağalı-patronlu bir Kürdistan istiyor olabilirsiniz ama bizim istediğimiz ve arzuladığımız Kürdistan, Söz, Yetki, Karar Halkın olduğu bir Kürdistan’dır. Hatırlatalım bu “patron-ağa” şiarını son yerel seçimlerde HDP’yi destekleyen Partizan gurubu tarafından hala kullanılmaktadır. Lakin tarih bilginizin zayıflığından kaynaklı sizi destekleyen Partizan gurubunu devletçi değerlendirmiş olduğunuzun bile farkında değilsiniz! Dediğimiz gibi yine bu konuda da cehaletinizi ortaya koymuşsunuz. “Patron-Ağa devleti 1938’in arkasından 12 Eylül’e kadar sihirli bir el tarafından solun söylemi olarak tedavüle sokulan” söyleminiz tamamen sizin uydurmanızdan ibarettir. “Solun söylemi” diyerek bari KAYPAKKAYA’cı olmayan diğer sol gurupları bulaştırmayaydınız.Gerçi siz ve sizin gibiler için tüm sol her daim bir ve aynı olmuştur. Dediğimiz gibi “sihirli bir el” değil ama bu şiar KAYPAKAYA ve O’nun takipçileri tarafından ileri sürüldü bu şiar onurla temsil edildi. Bu şiar tarih boyunca sizi de korkuttu. Bu konuda şaibe ve gizem  yaratarak bir yere varamazsınız. Sadece yalan söylemiş olursunuz. 1970’lerde devrimciyim-sosyalistim, Kürt yurtseveriyim diyenlerin tersine, KAYPAKKAYA’nın ortaya koyduğu Kemalizm, Genel olarak Milli Mesele, özel olarak da Kürt Milli Meselesi üzerine söyledikleriyle ilgili ya haberiniz yok, ya da haberiniz olduğu halde bu hakikatleri gizleme gereği duyuyorsunuz. Bu Kürt hem de Türk aydınlarının gizlemeye çalıştığı komünist önder oldu. Bu hala böyledir. Tekçi kafalar kendileri dışında hiç bir siyasi oluşumun varlığını kabul etmedikleri bilinir. Böyle davranarak komünistleri teşhir edeceğinizi sanıyorsunuz ama aldanıyorsunuz. Yalanın faydası olsaydı Türk sömürgeci egemen sınıflarına olurdu!

Biliyoruz. Dersim belediyesi mevzisini kaybettiniz. Bu size büyük dert oldu. Mevzi komünistlerin eline geçti. Bu gayet normal bir durumdur. Gel gör ki böyle bir normal gelişme sizin çok zorunuza gitti. Bu gerçeği hazmedemiyorsunuz. Zira bu demokrasi kültürüyle alakalıdır. Demokratik kültürden yoksun olunca iftiralar atmak ve karalamak dışında geriye ne kalır? KAYPAKKAYA’cı komünistleri devlet yanlısı olmakla, devlet projesi olmakla itham ediyorsunuz. İşin kötüsü bu ithamlarınızı açıktan ve dürüstçe yapmıyor, yapamıyorsunuz.Gizem yaratarak, şaibe bırakarak, işin içine TKP’nin problemli tarihini karıştırarak tabanınıza ve durumdan habersiz diğer halk kitlelerine yanlış mesaj vermeye çalışıyorsunuz. Belediyenin Dersim adını geri alma politik hamlesinin karşısında yer alıyorsunuz. Sürece önderlik eden komünistler MHP-VATAN partisi ve bilimum soykırımcı faşist güçler saldırırken paralelinde sizinde  saldırmanız hayli manidardır. Komünistlerle ve tüm ilerici güçlerle birleşerek Dersim’i savunmak yerine onları Dersim ve Kürt düşmanı göstererek sizde saldırıyor ve kazanacağınızı zannediyorsunuz. Oysa komünistler Dersim’in asli gücüdür. Diyelim ki bir zaman için bu yalan ve iftiralarınız işe yarasın ve size kazandırsın. Pekiyi bu ne işe yarar? Bunun açık anlamı çürümedir! Burjuvazinin yıllardır kullandığı ve kendilerini vurduğu paslı bir silahtır. Sizde bu paslı silahı kullanmaya özeniyorsunuz! Ama unutmayın bu silah sizi vurdu/vuruyor!

Sevgili Ava Neşe Kalp, o denli derin bir tarih cahilisiniz ki anlamakta zorlanıyoruz. Okuyalım: 

“Bu arada, Dersim’de soykırım yapılırken Sovyetlerde, Dersimlileri, “Kemalist devrime direnen gericiler” olarak damgalayan İsmail Bilen’li TKP Dersim’de belediye başkanlığını alıyor, hiç tabanı olmamasına rağmen. Bilen’in Türkiye’ye dönüşü ve parti yönetimine getirilişini “Atılım dönemi” olarak açıklayan TKP’nin biricik atılımı budur. Önce Ovacık, arkasından orayı CHP’ye bırakarak merkeze kayarak atılım devam ettiriliyor. Bu atılımını Dersim isminin tabelaya konmasına karşı yaptığı ivedi çıkışla da taçlandırıyor kısa sürede”

Ağlayalım mı, gülelim mi? Sovyetler ne zamandı, o zaman ki TKP neydi, şimdiki TKP nedir? Ne anlatmaya çalışıyorsunuz belli değil? Neyi eleştiriyorsunuz, Sovyetleri mi, o dönemki TKP’yi mi? Ya da şu son Dersim yerel seçimlerini mi? Neyi tartışmak istiyorsunuz? Eğer eski TKP’yi tartışmak istiyorsanız aynı gazete yoldaşlık yaptığın Veysi Sarısözen arkadaşa sor seni aydınlatır. Zira Veysi Sarısözen bir dönem eski TKP’nin Siyasi Bürosunda yer almış olan, şimdi ise sizinle yakın duran bir yoldaşınızdır. Konu şimdiki yeni TKP ise onuda onlarla tartışmalısınız, biz Kaypakkaya’cı komünistlerle değil. Tuhaf bir durum. Yediden yetmişe herkes tam tekmil sizi yıkmaya çalışıyor(!) “TKP Dersim’de belediye başkanlığını alıyor” diyorsun ya! Yeni TKP üzerinden aklınca komünistleri vurmaya kalkıyorsunuz. Dersim’de belediye başkanlığını kazanan Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF)’nin önderlik ettiği Dersim Demokratik Halk Dayanışması adayı olan Fatih Mehmet Maçoğlu’dur. TKP ve diğer bazı guruplar bu oluşumu desteklediler. Bu gerçeği bile ağzınıza almaktan çekiniyorsunuz. Bütün yapılanlar alenen yapıldı. Biz ne dedikse onu yaptık ve dürüstçe savunduk. Şayet TKP ile ittifak, eylem birliği bile yapılamayacak denli kötü bir parti ise Haziran 2015 genel seçimlerinde sevgili Selahattin Demirtaş seçim ittifakı teklifi için neden bu TKP ile görüştü? Ne var ki tekçi kafaya sahip olan sizin gibiler size boyun eğmemiş birileri var ise ve dediklerinize boyun eğmemişlerse o örgütler her şeyleriyle kötüdür. Bu durumda eylem birliği nedir, ittifaklar ne anlama gelir gibi politik birlikler sizin için anlamını yitirir. Böylesi birlikleri görmezden gelir; tümünü yok sayar ve ne var ne yok tümünü aynı sepete koyar, kötüler ve saldırırsınız. Şimdi yaptığınız da budur. Fakat tutmuyor. Aklı başında olan, ortalama tarih bilgisine sahip kimseler bu söylediklerinize itibar etmez/etmiyor.

“Önce Ovacık, arkasından orayı CHP’ye bırakarak merkeze kayarak atılım devam ettiriliyor. Bu atılımını Dersim isminin tabelaya konmasına karşı yaptığı ivedi çıkışla da taçlandırıyor kısa sürede”   Ve ekliyorsunuz  “Dersim ile ilgili tüm saldırı girişimleri enteresan bir şekilde Ovacık ve Nazimiye üzerinden yapılmaktadır”.

Sevgili Ava Neşe Kalp arkadaş,

Bu yazdıklarınıza gerçekten şaşıramıyoruz bile! Çünkü o kadar çıplak bir yalan söylüyorsunuz ki şaşırmaya gerek duymuyoruz. Ovacık’ı CHP’ye kim bıraktı? Bir bak istersen önceki seçim ile son 31 Mart 2019 yerel seçim arasında HDP’nin Ovacık’ta oy sayısı neden ve nasıl yüzde 35’lerden yüzde 10’un altına düştü? Bu oylar kime gitti dersiniz? Ovacık’ı CHP’ye kim hediye etti? Keza Hozat’ta HDP daha önce kaç oy aldı, 31 Mart 2019 yerel seçiminde kaç oy aldı? İnsan bazı şeyleri yazarken yüzü kızarır biraz. Bu kadar olmaz! O halde birde biz soralım. Dersim-Pertek’te HDP-CHP ortak ön seçimine ne diyorsunuz? Ön seçimle kabul gören CHP adayına HDP Pertek’te neden oy verdi? Bu Pertek HDP-CHP projesi kimindir Ava Neşe Kalp? Yoksa TKP düşman da, CHP Dersim yanlısı dost bir partidir de biz mi bilmiyoruz? Hani iki de bir 1937′ 38′ deyip duruyorsunuz da kimdi bu 1937′ 38’in mimarı? Ha siz unutturmaya çalışıyorsunuz ve de işinize geleni anmak ya da işinize gelmeyeni unutmak/unutturmak gibi bir huyunuz var ama biz unutmayız ve hatırlatırız! Şu Kürdistan’ın bazı illerinde olsun, Türkiye’de İstanbul gibi illerde olsun,HDP’nin CHP lehine çekilme işine ne diyorsunuz? Ki HDP’nin hala Ekrem İmamoğlu’nu destekleme işine devam ettiğini bilmiyor olamazsınız! Ne diyorsunuz bu işe? AKP’ye karşı geliştirilmiş taktiksel hamle değil mi? Size mi hak oluyor bu işler sadece? HDP ve geniş manada yurtsever hareketin bu politik hamlesini eleştirebilme cesaretiniz var mı? Sanmıyoruz. Siz Kürdistan’ı sömürgeleştirenlere o kadar çok benzemişsiniz ki gerektiğinde gerçeklere sırt döner, yalan söylemekten hiç bir sakınca görmezsiniz! Yalan söylemek, gerçeği inkar etmek, iftira atmak sorun değil sizin için, yeterki işinizi görsün! Tıpkı Türk egemen sınıflarının iddia ettikleri gibi dört yandan sarılmış durumda olduğunuza inanıyorsunuz. Galiba sizin de beka sorununuz var. Devlet herkesi sizin aleyhinize harekete geçirmiş. “Kürt, Türk solu, Zaza’cılar ve bilumum akla gelen tüm guruplar, kişiler size karşı -açık ve gizli- çalışmaktalar. Bu bir paranoya durumu olduğunu bilmelisiniz! Belediye meclisinin Dersim adını yeniden almak arzu ve girişimini bile kendinize karşı geliştirilmiş bir eylem olarak görecek kadar politik körlük içindesiniz. Değer görmeyeceğini bile bile, huylu huyundan vazgeçirmeyeceğini bile bile yine de çağrımızı dostça yineleyelim. Gün birleşme ve faşizme karşı mücadele günüdür. Boş hayalleri bırakıp devrime sarılma günüdür! Buna en çokta Kürdistan’ın ihtiyacı var.

Saygılarımızla

Yusuf Ozan

Günün Haberleri

Makale konulu diğer haberler