Takip Et

Röportaj

RÖPORTAJ: 24 Haziran AKP-MHP-Ergenekon Koalisyonu için yeni rejim ve devlet yapılanmasının son adımlarından biriydi

24 Haziran seçimleri AKP-MHP-Ergenekon Koalisyonu için yeni rejim ve devlet yapılanmasının son adımlarından biriydi. 16 Nisan referandumunun gereklerini yerine getirilebilmek için iktidar koalisyonunun bu seçimleri her türlü gayri meşru yolu da kullanarak kazanması gerekiyordu. Erken ve baskın seçim olmasının esas nedeni de, kararın alındığı günlerde de söylediğimiz gibi, iktidar koalisyonu tarafından beklenen ekonomik krizdi. Nitekim Bahçeli’nin önerdiği Ağustos tarihinin değil de daha öncesinin belirlenmesi bile bunun açık göstergesiydi

”24 Haziran sonrası oluşan yeni siyasal durum, dengeler ve görevlerimiz” başlıklı röportaj dizimize  Halkların Demokratik Partisi(HDP) ile devam ediyoruz.

Patika: 24 Haziran seçim sonuçlarını nasıl okumalıyız? ‘’Yeni’’ sistem değişikliğinin ideolojik ve siyasal arka planına dair fikriniz nedir?

HDP: 24 Haziran seçimleri AKP-MHP-Ergenekon Koalisyonu için yeni rejim ve devlet yapılanmasının son adımlarından biriydi. 16 Nisan referandumunun gereklerini yerine getirilebilmek için iktidar koalisyonunun bu seçimleri her türlü gayri meşru yolu da kullanarak kazanması gerekiyordu. Erken ve baskın seçim olmasının esas nedeni de, kararın alındığı günlerde de söylediğimiz gibi, iktidar koalisyonu tarafından beklenen ekonomik krizdi. Nitekim Bahçeli’nin önerdiği Ağustos tarihinin değil de daha öncesinin belirlenmesi bile bunun açık göstergesiydi.

24 Hazirana getiren, yani tek kişi yönetimine doğru giden süreci, faşizmin kurumsallaşması olarak değerlendirdik. Yani demokratik her türlü işleyişin ve kurumun bertaraf edildiği bir sistemdir bu. Kuvvetler ayrılığının bertaraf edilerek kuvvetlerin tek kişide birleştirildiği bir sistemdir bu. Yasamanın etkisiz hale getirildiği, denge-denetleme ve fren mekanizmalarının yok edildiği, yargının tamamen bağımlı ve taraflı hale getirildiği, Cumhurbaşkanı Kararnameleri ile yönetilen bir sistemden söz ediyoruz. Seçimli otokrasi, yani seçimli hükümdarlık ile karşı karşıyayız. Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası demokratik sözleşmeleri yok sayan, insan hak ve özgürlüklerini çiğneyen, tek kişide merkezileşmiş bir sistemdir bu.

24 Haziran seçim sonuçları bağlamında başta CHP ve İyi Parti olmak üzere burjuva muhalefetin yeni durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

HDP: Bu sistemde yasamanın denge-denetleme ve fren mekanizmaları yok edildiği için parlamento da etkisini yitirmiştir. O nedenle de kendilerini parlamenter mücadele ile sınırlayan, toplumsal bağları ve mücadele gelenekleri zayıf olan partilerin etkileri de zayıf olacaktır. Bu partiler iktidarın her türlü manipülasyonuna, müdahalesine açık olacaklardır. Nitekim 24 Haziran sonrası bu partilerde yaşananlar bu söylediklerimizin ilk işaretlerini vermiştir. Muhalefetin kendi düşünce dünyasını yeni sisteme göre gözden geçirip, yapısal değişiklikler yapması gerekir. Aynı zihniyet dünyası ile hareket edildiğinde, son finansal krizde de görüldüğü gibi, hemen iktidarın ‘milli, yerli’ konseptine dahil olmak, tekrardan bir Yenikapı ruhuna sarılmak kaçınılmazdır. Nitekim bu gerçeklik de kısmen yaşanmıştır. Muhalefetin zihniyet dünyasını değiştirmesi, iktidar karşısındaki ilkesel duruşunu demokrasi zemini üzerinden tanımlaması şarttır. Ne olduğu belirsiz ‘milli ve yerli’ ülke çıkarları anlayışı ile değil, demokrasinin çıkarları anlayışı ile hareket edilmemesi halinde, kurumsallaşan faşizm karşısında etkili ve başarılı olunması mümkün değildir. En çok ‘yerli ve milli’ olduğunu, ‘en milliyetçi’  olduğunu söyleyen MHP’nin, parti paralarını dolarda tutarak finansal kriz döneminde çıkar sağlaması bile bu tanımların ne denli içi boş hale geldiğinin bir göstergesidir.

24 Haziran seçim sonuçları düzleminde HDP ve Devrimci, Demokratik toplumsal dinamiklerin durumuna ilişkin siyasal değerlendirmeleriniz nelerdir?

HDP: Toplumsal muhalefeti geliştirmek ve demokratik muhalefeti sokaktan örerek yükseltmek anlayışına sahip olanların bu dönemde hem imkanları daha fazla olacaktır, ama hem de sorumlulukları. Mücadele taktiklerini çeşitlendirmek, siyaseti toplumsallaştırmak bu dönemin en önemli eksenlerinden biridir. Özellikle toplumsal örgütlere, sendikalara, meslek birliklerine, demokratik kitle örgütlerine, yöre derneklerine, yurttaş girişimlerine, çevre, ekoloji, kadın ve gençlik örgütlenmelerine, bir bütün olarak sivil toplum örgütlenmelerine bu dönemde büyük görevler düşmektedir. Bu denli merkezileşen, tek kişi yönetiminde somutlaşan iktidar karşısında yerel mücadele olanaklarını büyüten bir anlayış başarı sağlayabilir. O nedenle her bir toplumsal ve siyasal örgütlenme bu dönemde kendi örgütsel yapısına dair kıskanç tutumlarda olmamalı, genel mücadelenin ihtiyaçları doğrultusunda ve asgari demokrasi zemininde ortak ve birleşik mücadele adımlarını atmaktan asla geri durmamalıdır.

‘’Yeni’’ sistem değişikliği ile birlikte emekçiler ve ezilenler açısından ekonomik ve siyasal saldırı ve kuşatma daha da derinleşecektir. Yeni dönemde emekçiler ve ezilenleri bekleyen tehlikeler nelerdir?

HDP: Son yaşadığımız krizde bunun ilk işaretlerini gördük. Bir kez daha ekonomik krizin faturası işçilere, emekçilere, emeğiyle geçinen herkese, çiftçiye, esnafa, küçük üreticiye, emekliye çıkarılacaktır. Türk Lirası’nın aşırı değer kaybı, toplumun her gün daha da fakirleşmesi anlamına gelmektedir. Sadece bir avuç iktidar yanlısı sermaye kesimi bu finansal krizden kazanarak çıkmaktadır. Sermaye onların lehine el değiştirmektedir. Bu değişimden ise işçi ve emekçiye daha zor koşullarda çalışmak ve yaşamaktan başka bir sonuç çıkmayacaktır. Önümüzdeki sonbahar ve kış aylarında bunun etkilerini daha fazla yaşayacağız. İktidar krizi atlatmak ve bir fırsata çevirmek için eski tabirlerimizle kemer sıkacak, halk için acı reçeteler açıklayacaktır.

Faşizme ya da diktatörlüğe karşı devrimci ve demokratik platformlarda ‘’Birlik, Demokratik Cephe ‘’ vb. tartışmalar yürütülmektedir. Bu bağlamda hem bu tartışmalara ve hem de devrimci, demokratik toplumsal dinamiklerin önümüzdeki dönem siyasal mücadele hattı ne olmalıdır? Sorusuna dair çözüm önerileriniz ve perspektifiniz nedir?

HDP: Bu gelişmeler karşısında mümkün olduğu kadar geniş bir demokrasi tarafının, blokunun oluşması ve ortak mücadelenin büyütülmesi gerekiyor. Bu çok  önemli. Ülkedeki bütün demokrasi, barış ve emek güçlerinin bir ortak mücadele zeminine ihtiyacı vardır. Asgari demokrasi taleplerinde, demokratik hak ve özgürlükler, hukukun üstünlüğü zemininde buluşulmalıdır. Ortak mücadele adımları atılmalıdır. Mümkün olduğu kadar geniş bir mücadele zemini, sadece merkezlerde değil yerellerde de ayakları olan, yerel, toplumsal muhalefet odaklarını güçlendiren bir anlayışla herkesi bir araya getiren mücadele ortaklığı kurulmalıdır.

Günün Haberleri

Röportaj konulu diğer haberler