Takip Et

Kültür-Sanat

Romandan sinemaya uyarlama nedenleri ve bir uyarlama örneği olarak “Fareler ve İnsanlar”

Eserin karakterleri ve bu karakterlerin davranışları film ile nerdeyse birebir uyuşmaktadır. Steinbeck’in karakterleri zihinsel, ekonomik ve sosyal sebeplerden dolayı güçsüzdürler. Tüm karakterlere göre diğerlerinden güçlü olan Lennie çiftlik işçileri arasında etrafındaki işçilerden saygı görmesi beklenir. Ancak zihinsel yetersizliği fiziksel gücünün önüne geçerek Lennie’yi güçsüz kılar. Büyük bunalımdan etkilenen bir toplumun fertleri olan diğer karakterler ise ekonomik sebeplerden dolayı güçsüzdür.

Sinemayla belirli farklılıklar ve ortak noktalar taşıyan roman, 20. yy’da iki yönde ilerlemiştir: Bunlar popüler roman ve seçkin romandır. Popüler roman ticari sinema için büyük bir malzeme deposu olmuş ve bu anlamda ticari sinema endüstrisinin kar sağlama fikri çerçevesinde sıkça popüler roman ve uyarlamalarına yönelmiştir. “Popüler romanların ekonomisi günümüzde öyle bir noktadadır ki, romandaki malzemenin bir film olarak yeniden işleme olasılıkları çoğu yayıncı içinde göz önünde tutulması gereken başlıca meselelerden biridir.”

Günümüzde ticari sinema ve popüler romanlar arasında ki ilişkiye bakıldığında “ticari sinema, popüler romanlara muhtaçtır.” diyebiliriz. Popüler roman ve uyarlamalarına sıkça başvurulmasında ki nedenlere baktığımızda bu cümlenin ne denli doğru olduğunu göreceğiz. 

Hazır malzeme

Edebiyatın elindeki hazır malzeme sinema için önemlidir. Çünkü malzeme aranırken alışılmış senaryo yazarları ve alışılmış konularla sınırlı kalmaktan kurtulamamıştır. Edebi eserler, özellikle roman ve hikâyelerden kolayca senaryo çıkabileceği düşüncesi sinemacıları edebiyata yöneltmiştir. Edebi eserler, sinema yönetmenlerine ve senaryo yazarlarına, senaryo yazımında öncelikle bir temanın bulunması bu temanın işlenmesi hikaye ve diyaloglar, görüntü düzenlenmesi, dekor kostüm oyun gibi konularda malzeme sağlamaktadır. Edebiyatın bir birikim olarak diyalog, tema, konu, dekor, görüntü gibi açılardan sinemaya verebileceği hazır malzeme sinemacıları kendine çekmiştir. 

Ticari kaygılar

Ticari kaygılar daha çok kaynak olarak kullanılan eserin popülerliği ve güçlülüğü söz konusuysa ortaya çıkar. Güçlü ve popüler bir metin filme aktarılırken bu gücün ve popülerliğinin yeni eserde de yakalanmasına dikkat edilir ve ortaya çıkan filmin başarısı da bu özen sayesinde yüksek olur.

Sinema seyircisi ve roman okuru arasındaki benzerlikler

Edebi eser okuyucusu ve sinema seyircisi arasındaki bazı ortak noktalar ticari sinemanın uyarlamalara yönelmesine sebep olmuştur. Tıpkı sinema seyircisi gibi roman okuyucusu da gruplandırılabilir.  Örneğin; bazı okurlar aşk hikâyeleri, macera romanları, polisiye hikâyeler, tarihi romanlar arasında bir tür seçimi yapabilir. Bu durumda bu tür eserler sinemaya uyarlandığında sinema zaten var olan bir okuyucu potansiyelinden faydalanmış olacaktır. 

Bir uyarlama örneği olarak “Fareler ve İnsanlar” (JOHN STEİNBECK)  

Ünlü Amerikan yazar John Steinbeck’in “Fareler ve İnsanlar” romanı 1937 yılında yayınlanmıştır. 1902 yılında California’nın Salinas kasabasında doğan Steinbeck, romanlarının çoğunda California’nın Salinas Vadisi’ndeki çiftliklerde çalışan tarım işçilerinin kötü çalışma koşullarını, zengin tarla sahipleri tarafından sömürülmelerini, her türlü olumsuzluğa rağmen yaşama sevinçlerini, umutlarını kaybetmeyen hayata tutunmaya çalışan insanları anlatır. Ezilen ve sömürülen tarım işçilerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi için bir edebiyatçı olarak elinden geleni yapar. Çocukluk ve gençlik yıllarında kendisinde bu çiftliklerde çalıştığı için buradaki işçilerin durumunu yakından gözlemlemiştir. Gözlemlerini eserlerine yansıtmıştır. Yazarın ilk kitabı “Altın Kupa” (1929), 1936’da “Bitmeyen Kavga”, kendisine 1937’de Pulitzer Ödülü kazandıran“Gazap Üzümleri”dir. Yazar II. Dünya Savaşı yıllarında daha çok ideolojik eserler verdi. Daha sonra ki yıllarda ise politikadan uzak, eğlendirici yanı ağır basan duygusal ögelerin de yer aldığı eserler ile senaryolar yazdı. 1962’de edebiyata katkılarından dolayı Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüştür. “Fareler ve İnsanlar” romanında mükemmel gözlem gücünü kalemi ile birleştirmiş ve ortaya bir klasik çıkarmıştır. Öyle ki; “Fareler ve İnsanlar” romanı Amerika’da orta öğretimde okunması zorunlu kitaplardan biridir. Ayrıca gerek anlattığı işçilerin gerçekçi durumu gerek verdiği mesajlar ile kitap 21. Y.Y’ın en fazla sorgulanan kitapları arasında gösterilmiştir. “Fareler ve İnsanlar” Steinbeck’in roman-oyun olarak adlandırılabilecek türdeki ilk denemesiydi. İkişer bölümden üç perdeyi içeren eser hem bir novela hemde bir tiyatro oyunu olarak yazılmıştır. Roman 1939, 1981, 1992 yıllarında Avrupa’da, 1962’de Türkiye’de, 1972’de ise İran’da sinemaya uyarlanmıştır. Gerçi böyle başarılı bir eserin sinemacılar tarafından işlenmemesi film sektörü tarafından büyük bir kayıp olurdu. Uyarlanan bu filmler içerisinde en başarılı olanı ve romanla neredeyse birebir aynı olan 1992 yılında Gari Sinise tarafından yönetilmiştir. Sinise’nin George’u oynadığı filmde Lennie rolünü John Malkoviç canlandırmıştır. Yönetmen bu film ile Cannes film festivalinde Altın Palmiye’ye aday gösterilmiştir. Bizde yapılan bu çalışmada aralarında pek fazla fark olmayan romanı ve filmi birlikte ele alarak inceleyeceğiz.

Romanın özeti

Sıcak bir günün akşamında iki arkadaş biri ufak tefek, diğeri iri yarı çalışıp para kazanmak amacıyla Kaliforniya’nın Salinas Vadisi’ndeki bir çiftliğe doğru gider. Otobüs şoförü tembellik edip kendilerini çiftliğin beş kilometre kadar berisinde indirdiği için kalan yolu sıcakta yürümek zorunda kalırlar. İki arkadaştan iri yarı olanın adı, Lennie’dir. Lennie, zeka özürlüdür, görünüşü kocaman bir adam gibidir, fakat küçücük bir çocuğun zekasına sahiptir. Bir boğa kadar da güçlüdür. Fare, tavşan, köpek gibi hayvanları yumuşak tüylerinden dolayı okşamayı, mıncıklamayı sever, ancak güçlü parmaklarıyla farkında olmadan onları öldürür.

Daha önce kuzeyde bir çiftlikte, sokaktan geçen bir kızın elbisesini okşamak istemiş, kız kaçmaya çalışınca da Lennie tıpkı fare gibi kıza yapışmış, kız çığlığı basınca da kasabada ne kadar erkek varsa peşlerine düşmüş, bu yüzden bütün bir geceyi sulama kanalında geçirmişlerdir. George, zeka özürlü arkadaşını tehlikelerden korumaya çalışır, ona kol kanat gerer, fakat başları sürekli belaya girer. Çiftliğe doğru yürürlerken George, Lennie’nin elindeki ölü fareyi görür, fareyi alır, fundalıkların arasına fırlatır. Salinas Nehri’nin kıyısında durup yemeklerini yerler. George tek başına daha rahat bir yaşam sürecekken, Lennie yüzünden başına sürekli belalar gelmiş. Omuzlarında özürlü bir insanı taşımanın ağırlığını duyar. Arkadaşının kendi başına yaşayamayacağını bildiği için yatışır.

George, yarın kendisi patronla konuşurken Lennie’nin susmasını ister. Çünkü Lennie konuşacak olursa, aklının kıt olduğu açığa çıkacak ve patron kendilerini işçi olarak almaktan vazgeçecektir. George bundan korktuğu için, ne olursa olsun konuşmaması konusunda Lennie’ye sıkı sıkı tembih verir. Lennie, arkadaşından birlikte kurdukları hayallerini anlatmasını ister. Bir gün parayı denkleştirip küçük bir ev satın alacaklar, kendi tarlaları olacak, burada hayvanlar besleyeceklerdir. George, Lennie’ye eğer başı derde girecek olursa buraya gelip fundalıkların arasına saklanmasını sıkıca tembihler. Akşam varmaları gereken çiftliğe, ertesi sabah varırlar. Candy adındaki yaşlı bir adam kendilerini işçilerin kaldığı yatakhaneye götürür. Bir süre sonra patron gelir, çiftliğe niçin zamanında gelmediklerini sorar. Lennie’ye sorduğu sorulara George’un yanıt vermesi patronun dikkatini çeker. George, arkadaşının pek zeki olmadığını, ancak bir boğa kadar güçlü olduğunu belirtir. Patron, kendisine bir oyun oynandığını, George’un bu adamın parasını yediğini düşünür. George, Lennie’nin kuzeni olduğunu, annesi öldükten sonra ona kendisinin göz kulak olduğunu söyler. Bir süre sonra patronun oğlu Curley içeri girer. Kendisi ufak tefek biri olduğundan iri cüsseli birini görmeye dayanamaz. Lennie’ye soru sorar, yanıtını alamayınca sinirlenir. George, sorun çıkmasın diye soruları kendisi yanıtlar. Patronun oğlundan hiç hoşlanmaz. Yaşlı temizlikçi Candy, patronun oğlu hakkında bilgi verir. Onun usta bir boksör olduğunu, kendisinden iri birini görmeye dayanamadığını, iki hafta önce oynak bir kadınla evlendiğini söyler. George, Lennie’nin çok güçlü olduğunu, Curley’nin Lennie’ye bulaşmamasını söyler. George, bu adamın başlarına bela olacağını hisseder, Lennie’yi Curley’den uzak durması konusunda uyarır. Başına kötü bir şey gelecek olursa, nehir kıyısındaki fundalıklara saklanması gerektiğini hatırlatır. 

Dışarıdan arpa ekiplerini taşıyan arabaların gürültüsü gelir. Yatakhanenin kapısında Curley’nin karısı görünür. Rujlu dolgun dudakları, boyanmış gözleri, kırmızı ojeli tırnakları ve işveli tavırlarıyla Curley’yi aradığını söyler. Amacı çiftliğe yeni gelen işçilerle tanışmaktır. Lennie, gözlerinin kadından alamaz. George, arkadaşını bu kadından uzak durması konusunda uyarır. Arabacı Slim, yatakhaneye gelir; ağırbaşlı, otoriter, olgun, güzel ve etkili konuşan bir adamdır. George, Slim’le tanışır. George ve Lennie, Slim’in ekibinde arpa yükleme işinde çalışacaklardır. George, Slim’e arkadaşı Lennie’nin kafasının pek çalışmadığını, fakat çok güçlü olduğunu, iki adamın kaldıramadığı arpa çuvallarını kolaylıkla kaldırabildiğini söyler.  Yatakhaneye Carlson adında bir işçi gelir, Slim’in köpeğinin yavruladığını söyler. Carlson, Candy’nin köpeğinin iyice yaşlandığını, çok pis koktuğunu, dişlerinin döküldüğünü, gözlerinin görmediğini, pis kokusunun yatakhaneye sindiğini söyler. Yaşlı adamın ikna edilip bu köpeğin vurulmasını ister. Lennie, yavru köpekler sözünü duyunca çok heyecanlanır, George’tan bu yavrulardan birini kendisine almasını ister. Slim, arpa çuvallarını kolaylıkla taşıyan Lennie’den etkilenir. Onun kadar güçlü bir işçi görmemiştir. George, arkadaşı hakkında Slim’e bilgi verir. Lennie’nin kuş beyinli olduğunu, fakat deli olmadığını, kimseye bir zararının dokunmadığını, Clara teyzenin onu bebekken evlatlık aldığını, teyzesi öldükten sonra da çiftliklerde beraber çalıştıklarını anlatır. Konuşma sırasında, son olarak Weed’de çalışırlarken Lennie’nin başını belaya soktuğunu ağzından kaçırır. Slim’e güvendiği için olan biteni anlatır. Lennie’nin sokaktan geçen kırmızı elbiseli bir kızı gördüğünü, sırf yumuşak mı diye merakından kızın elbisesine dokunmak istediğini, kız çığlık atınca da elbiseye yapıştığını anlatır. Lennie’nin güçlü parmaklarını açıp kızı kurtarmak hiç de kolay olmamıştır. George, arkadaşının kafasına bir çit kazığıyla vurmuş ve kızı kurtarmıştır. Tabi kız doğru polise gitmiş, kasabanın tüm erkekleri peşlerine düşmüştür. Gün boyunca sulama kanalında saklanmak zorunda kalmış, sonra da kaçmışlardır. Slim, yavru köpeklerden birini Lennie’ye verir. Lennie, çocuk gibi sevinir; yavru köpeklerden birini yatakhaneye getirir. George buna izin vermez. Köpeği hemen anasının yanına ahıra götürmesini söyler. Lennie, geceyi ahırda köpeklerin yanında geçirir. Carlson, Candy’nin yaşlı köpeğinin çok kötü koktuğunu söyler, onu öldürmesi için izin ister. Slim’in köpeğinin yavruladığını, yavrulardan birini alıp büyütmesini söyler. Candy, köpeğine çok alıştığını söyler, itiraz eder. Slim de yaşlı köpeğin öldürülmesinin doğru olacağını belirtir. Carlson, leş gibi kokan bir itle aynı yerde yatamayacağını söyler, tabancasını alır, yaşlı köpeği dışarı çıkarır. Bir süre sonra bir el silah sesi duyulur. 

Candy, yatağına uzanır, arkasını döner, duvara bakarak sessizce uyur. “Zenci” seyis Crooks, iri adamın ahırda yavru köpekleri mıncıkladığını, onlara zarar vereceğini söyler. Lennie, yatakhaneye geldiğinde, George ona köpekleri mıncıklamaması gerektiğini söyler. Lennie, arkadaşından hayallerini anlatmasını ister. George anlatmaya başlar; biraz para biriktirince küçük bir ev ve tarla alacaklarını, bahçelerinde canları ne isterse onu yetiştireceklerini, tavşanlara Lennie’nin bakacağını söyler. Konuşmalara kulak misafiri olan Candy, birikmiş parasının olduğunu ve bu hayale ortak olmak istediğini söyler. Artık iyice yaşlandığını, tek koluyla işe yaramayacağını, ancak yemek pişirip tavuklara bakabileceğini söyler. İki arkadaşın hayalleri vardır, fakat bu hayallerini gerçekleştirecek paraları yoktur. Yaşlı adam, birikmiş parasının olduğunu söyleyince heyecanlanırlar. Curley, sinirli bir halde yatakhaneye gelir, karısını aramaktadır. Bu sırada Lennie kendi kendine güler. Curley, Lennie’ye sataşır, daha sonra da onu yumruklamaya başlar. Lennie’nin burnundan kanlar fışkırır. Curley, Lennie’yi pataklamaya devam eder. Zavallı Lennie, ne yapacağını bilemez, yüzü gözü kan içinde kalır. George, arkadaşına karşılık vermesini söyler. Bunun üzerine Lennie, Curley’in savrulan yumruğunu havada yakalar, olanca gücüyle sıkmaya başlar. Curley, oltaya tutulmuş bir balık misali çırpınmaya, ağlamaya başlar. George, Lennie’nin parmaklarını gevşetebilmek için onu tokatlar. Lennie, Curley’nin elini bırakır. El öylesine ezilmiştir ki, kemik diye bir şey kalmamıştır. Curley’yi doktora götürmeye karar verirler. George bu olaydan sonra çiftlikten kovulacağını düşünür. Slim’e, paraya ihtiyaçları olduğunu, çalışmak zorunda olduklarını söyler. Slim, Curley’nin yanına gider, soranlara elini makineye kaptırdığını söylemesini, şayet bu adamları kovduracak olursa, olan biteni olduğu gibi anlatacaklarını, kendisinin rezil olacağını söyler. Curley, çaresiz kabul eder. George, diğer işçilerle eğlenmeye gider. Çiftlikte kalan Lennie, ahırın yanındaki barakada kalan zenci seyis Crooks’un odasından gelen ışığı görür, içeri girer. Crooks, “zenci” olduğundan onun yatakhanede yatmasına izin vermezler. Slim ve patronun dışında odasına kimse gelmez. Crooks, Lennie’nin geldiğini görünce şaşırır. Kendisini anlamayacağını bile bile, Lennie’ye içini döker. Kendisini sırf “zenci” olduğu için yatakhaneye almadıklarını, kendisiyle kâğıt oynamadıklarını, odasına kapanıp kitap okumaktan başka bir şey yapamadığını, yalnızlıktan bunaldığını anlatır. Bir süre sonra yaşlı temizlikçi Candy de odaya gelir. Küçük bir çiftlik alma hayallerinden “zenci” seyise söz açar. Crooks bugüne kadar bu hayali gerçekleştiren tek bir kişi görmediğini söyler. Curley’in karısı da “zenci” seyisin odasına gelir. 

Bütün gün evde oturup Curley’nin palavralarını dinlemekten sıkıldığını söyler. Curley’nin eline ne olduğunu sorar. Yaşlı Candy, Curley’nin elini makineye kaptırdığını söyler. Crooks, kadını odasından kovmaya çalışır. Kadın, patronun oğluyla evli olmanın verdiği güçle Crooks’a hakaretler yağdırır. Crooks, işinden kovulmamak için sessiz kalır. Curley’nin karısı, Lennie’nin yüzündeki yara bere izlerinden kocasının elini kimin o duruma getirdiğini anlar. George gelir, kendilerine ait hayallerinin Crooks’a da söylenmiş olmasına kızar. Pazar günü öğleden sonra işçiler, demir çubuğa at nalı atarak vakit geçirmektedir. Bu sırada Lennie ahırda tek başınadır. Farkında olmadan öldürdüğü köpek yavrusunu, samanların içine saklamaya çalışır. Yine kötü bir şey yaptığını, George’un kendisine kızacağını düşünür. Dışarıdan demir çubuğa çarpan at nallarının şangırtısı, işçilerin bağırışları gelir. Curley’nin karısı ahıra gelir, Lennie’ye yakınlaşmaya çalışır. Onunla konuşmak, içini dökmek ister. Bir tiyatro oyuncusu ya da bir film yapımcısıyla evlenmek istediğini, fakat annesinin buna engel olduğunu söyler. Çok daha iyi yerlerde olabilecekken, şimdi bu çiftlikte çok sıkıcı bir yaşama mahkûm olduğunu, kocası Curley’yi hiç sevmediğini söyler. Lennie güzel, yumuşak ve tüylü şeyleri okşamayı sevdiğini söyler. Kadın yumuşak saçlarıyla oynayarak Lennie’ye saçlarına dokunabileceğini söyler. Lennie, kadının saçlarını okşamaya başlar, okşayışları gittikçe sertleşir. Kadın kurtulmaya çalışır, çığlık atmaya başlar. Lennie ne yapacağını şaşırır, kadının ağzını kapatır. Parmakları kadının saçlarının arasındadır. Kadın çırpınmaktadır. 

Lennie, güçlü kollarıyla kadını silkeler. Kadının boynu kırılır. Lennie, yine kötü bir şey yaptığını, başının belaya gireceğini hisseder. George’un kendisine kızacağını düşünür. Kadının üzerini samanlarla örtmeye çalışır. O anda, başını belaya soktuğunda nehir kıyısındaki fundalıklara saklanması gerektiğini hatırlar. Ölü köpek yavrusunu cebine koyar, ahırdan çıkar, fundalıklara gider. Yaşlı Candy ahıra girdiğinde, samanların üzerinde Curley’nin karısını görür. Ona yaklaşır, kadının ölmüş olduğunu anlar. Hemen George’u alıp getirir. George, bu işi Lennie’nin yaptığını anlar. Dışarıdaki işçilerin Lennie’yi linç etmelerinden korkar. Kendisinin bu işle ilgisinin olduğunu düşünmesinler diye bir süre bekledikten sonra dışarıda at nalı oynayan işçilere haber vermesini söyler, kendi de yatakhaneye gider. Candy biraz bekledikten sonra dışarıdakilere haber verir. Adamlar koşarak ahıra gelir. Slim, kadının kırılmış boynunu inceler. Curley, bu işi yapanın Lennie olduğunu söyler, tüfeğini almak için koşar, Carlson da Luger tabancasını almak için peşinden gider. Carlson, tabancasını bulamaz. 

Carlson’un tabancasını Lennie’nin almış olacağını düşünürler. Yaşlı Candy’yi cesedin başında bırakırlar, hep birlikte Lennie’nin peşine düşerler. Lennie, nehir kıyısındaki fundalıklara gider, kendi kendine konuşur. Kötü bir şey yaptığı için vicdan azabı çeker. George gelir, elinde Carlson’un Luger tabancası vardır. Lennie, arkadaşından yine hayallerini anlatmasını ister. George hayallerini anlatmaya başlar, Lenni’ye nehrin öbür kıyısına bakmasını, anlattıklarını gözünde canlandırmasını söyler. Lennie’nin arkasına geçer, tabancanın emniyetini açar, tabancayı tuttuğu elini kaldırır. Lennie’nin ensesine bakar. Eli titrer, elini yere indirir. Hayallerini anlatmaya devam eder, kulağına Lennie’nin peşine düşen işçilerin sesleri gelir. George, ikinci kez elini kaldırır, çok sevdiği arkadaşını ensesinden vurup öldürür. Elindeki tabancayı fırlatır. Kumların üzerinde bir süre taşa kesmiş gibi oturur. Slim, yapması gereken bir şeyi yaptığını söyleyerek onu rahatlatmaya çalışır.

 Karakterler, film ve uyarlamada bütünlük

George: 

Küçük bir ev alma hayaliyle çalışıp para kazanmak için Salinas Vadisi’ndeki çiftliğe giden iki arkadaştan ufak tefek ve zeki olanıdır. Zekâ özürlü arkadaşı Lennie’ye bir anne şefkatiyle kol kanat geren, pek çok sıkıntıya sabırla göğüs geren fedakâr bir insandır. Lennie, koca bir bebek gibidir, bu nedenle onu kontrol etmek çok zordur. Lennie bilinçsizce başını belaya sokar. Yine romanın sonunda Lennie, bir kadının saçlarını okşarken farkında olmadan onu öldürür. George, zekâ özürlü arkadaşının çevresindeki insanlara zarar vermeye başladığını görünce kendince doğru, fakat bir o kadar zor olan bir karar verir. Lennie’yi Carlson’un tabancasıyla ensesinden vurarak öldürür.

Lennie:

 Salinas Vadisi’ndeki çiftliğe çalışmaya giden iki arkadaştan iri yarı ve zekâ özürlü olanıdır. Oldukça iri bir cüssesi vardır. Bir boğa kadar güçlüdür. İki işçinin zorlanarak kaldırdığı arpa çuvalını tek başına kolaylıkla kaldırır. Kocaman bir adam olmasına karşın, adeta küçük bir çocuk gibidir. Kendi kendini idare edebilecek kadar dahi aklı yoktur. Lennie yumuşak ve tüylü şeylere dokunmaktan, onları okşamaktan çok hoşlanır. Fare, tavşan, köpek gibi hayvanların yumuşak tüylerine dokunmaktan, onları okşamaktan, mıncıklamaktan büyük keyif alır. Fakat gücünü kontrol edemediğinden onları okşarken farkında olmadan öldürür. Öldürmenin ne anlama geldiğini bilmez. Öldürdüğü hayvanları cebinde taşır, okşayıp mıncıklamaya devam eder. Lennie için bu bir hastalıktır.

Slim:

 Salinas Vadisi’ndeki çiftlikte arabacı olarak çalışan kişidir. Ekibindeki işçileri tarlaya götürüp getirir, arabasıyla arpa çuvallarını taşır. Aklı başında, olgun, becerikli bir adamdır. Hareketlerine ancak soylu kimselerde ya da büyük sanatçılarda görülen bir zarafet hâkimdi. Çiftliğin prensiydi o, arabacıydı, aynı anda on, on altı hatta yirmi katırı, bir teki bile hizayı bozmaksızın sürebilirdi. Bir katırın sağrısındaki sineği elindeki kırbaçla haklar, hayvanın ruhu bile duymazdı. Halinde tavrında öyle bir ağırbaşlılık ve sükûnet vardı ki, o konuşmaya başladığında herkes susardı. Otoritesi tartışılmazdı ve konu ister aşk, ister siyaset olsun ağzından çıkan her söz doğru kabul edilirdi. İşte arabacı Slim buydu. İnce yüzünden yaşını kestirmek olanaksızdı, otuz beşinde ya da ellisinde olabilirdi. Kulakları kendisine söylenenden çok daha fazlasını duyar, kelimeleri tane tane söyleyerek konuşur, konuşmasında sadece zekâ değil zekânın çok ötesinde bir anlayış yankılanırdı. İri, ince kemikli elleri, tıpkı tapınaklarda dans eden kadınlarınki gibi hünerli ve kıvraktı.” (s.41-42) Slim, Curley’in sataşmalarına karşı George ve Lennie’yi korur. Slim ile George arasında içten bir arkadaşlık vardır.

Candy:

 İşçilerin kaldığı yatakhanenin temizliğini yapan yaşlı bir adamdır. Sağ eli bilekten itibaren yoktur. Tıpkı kendisi gibi iyice yaşlanmış, topal, uyuz, tüyleri dökülmüş, oldukça pis kokan bir köpeği vardır. Carlson bu yaşlı köpeği öldürür. Köpeğinin öldürülmesi Candy’yi derinden üzer. Kendini, tıpkı köpeği gibi hiçbir işe yaramayan, varlığıyla çevresine rahatsızlık veren, ölmesi gereken bir varlık olarak görür. George ve Lennie’nin küçük bir ev alma hayallerini duyunca çok heyecanlanır; birikmiş parası olduğunu söyleyerek bu hayale ortak olmak ister. Romanın sonunda Lennie’nin Curley’nin karısını öldürmesiyle bu hayali suya düşer.

Curley:

 Patronun oğludur. Vaktiyle ringlerde dövüşmüş bir boksördür. Kocasını sevmeyen, sürekli diğer işçilerin peşinde dolanan oynak, işveli bir karısı vardır. Sürekli karısının nerede olduğunu sorar, karasını arar, karısının peşinden koşar. Karısını kıskandığı için işçilerle tartışır. Kendisi ufak tefek olduğundan iri yarı adam görmeye dayanamaz, onlara sataşmadan duramaz. Sol elinde sürekli olarak eldiven vardır. Bu eldivenin içi vazelin doludur. Bu elini karısı için yumuşak tuttuğunu söyler. Kişiliksiz, kavgacı, kalleş bir adamdır. Lennie’yi haksız yere pataklar. Lennie de Curley’in parmaklarını avucunun içinde sıkıp ezer. Patronun oğlu olduğu için her zaman haklı çıkar, George ve Lennie’ye sürekli sataşır, onlara aman vermez.

Curley’in Karısı: 

Kocasını sevmeyen, bulunduğu yeri beğenmeyen, çiftlikteki yaşamından sıkılan, kendini yalnız ve mutsuz hisseden bir kadındır. Süslenir püslenir işçilerin peşinde dolanır; yalnızlığını giderecek, konuşacak birilerini arar. Cilveli, oynak biridir. On beş yaşındayken bir tiyatro oyuncusuyla tanışmış, ancak annesi izin vermediği için tiyatro grubuyla gidememiştir. Daha sonra bir film yapımcısıyla tanışmış, adam kendine Hollywood’da filmlerde oynatmayı vaat etmiş, ancak yine annesi engel olmuştur. Derken sevmediği, âşık olmadığı Curley ile evlenmiştir. Film yıldızı olma, lüks otellerde kalma, güzel elbiseler giyme hayalleri suya düşmüş, can sıkıcı bu çiftlikte yaşamaya mahkûm olmuştur. Romanın sonunda Lennie ile ahırda konuşurlar. Lennie, saçlarını okşamaya başlar. Bir süre sonra okşamalar sertleşir, kadın kurtulmaya çalışır, çırpınır, çığlık atar. Lennie, farkında olmadan kadını sert bir şekilde silkeler, kadının boynu kırılır, ölür.

Crooks:

Çiftliğin seyisidir. “Zenci” olduğu için diğer işçilerin kaldığı yatakhanede yatmasına izin vermezler. Crooks ahırın yanındaki küçük bir barakada kalır. Beli sakat olduğu için vücudu eğik kalmıştır. Kimseyle pek içli dışlı olmaz, diğer işçilerle arasına bir mesafe koyar. “Zenci” olduğu için ikinci sınıf insan yerine konmak, sürekli aşağılanmak, yalnız yaşamaya mahkûm edilmek Crooks’u derinden yaralamıştır. Crooks, ara sıra konuşacak, dertleşecek bir arkadaşa hasret kalmıştır.

Carlson:

Çiftlikte çalışan işçilerden biridir. Yaşlı Candy’nin kendi gibi yaşlı, uyuz, pis kokan köpeğinden şikâyetçidir. Tabancasıyla bu köpeği öldürür. Romanın sonunda George, Carlson’un Luger marka tabancasını gizlice alır, arkadaşı Lennie’yi bu tabancayla vurup öldürür.

Romandan sinemaya uyarlama yapılırken yönetmenin, yapımcının ve senaristin romana saygı göstermesi gerekir. Yazarın romanda anlatmış olduğu olay ve konular sinemada işlenirken roman ile paralel olmalıdır. “Fareler ve İnsanlar” romanı sinemaya aktarılan eserler arasında bu kritere uyan ender eserlerden biridir. Yönetmenliğini Garin Sinise’nin yaptığı film romanla gerek karakter gerek tematik unsurlar olarak neredeyse birebir aynıdır. Bazı ufak tefek farklılıklar içerisinde barındırsa da roman ve filmin paralelliğini sarmayacak derecede cılızdır.

Roman George ve Lennie’nin çalışacakları çiftliğe gidişi ile başlar daha önceden diğer çiftlikten ayrılmalarına neden olan olay ise romanda geçen zaman dilimi içerisinde verilir. Bu durum filmde farklılık göstermiştir. Film Weed’deki çiftlikten Lennie’nin yumuşak şeylere dokunma takıntısıyla bir genç kadının elbisesinin okşamasını ve bunun tecavüz girişimi olarak görülmesi sonucunda çiftliktekilerin Lennie’ye saldırmasıyla başlar. Köpekleri ile onları aramaya çıkarlar, Lennie ve George bir kanalda saklanırlar akşamda bir trene biner ve alandan kaçarlar. Böylece maceraları başlamış olur. 

Her şeyden önce Steinbeck; Amerika’da büyük bunalım olarak adlandırılan dönemde çiftlikten çiftliğe dolaşarak iş arayan göçmen toprak işçilerinin sömürülüşünü ve bunun işçiler üzerindeki etkisini anlatmak istemiştir.  Filmde bunu işçilerin davranışları giyimleri hayalleri ve arzuları açık betimlemeler ile bütünleştirilerek verilmiştir. Betimlenen bu olgular mekân üzerinde de benzerlik göstermiştir. Romanda mekân California’daki Salinas Vadisinde, Soledad yakınlarında bir çiftliktir. Mevsim olarak yazın sonlarına doğru bir izlek taşır. Filmde; tıpkı romanda geçen mekân ve mevsim kombinasyonu aynı başarılı işleyiş ile kendisini gösteriyor. Filmde mevsimin yazın sonlarına doğru olmasını işçilerin çalıştığı iş olan ekinlerin biçilmesi ve giyimlerinden anlıyoruz. Roman ve film tematik açıdan zengin konuları içinde barındırmaktadır. Romanda işlenen önemli temalardan biri arkadaşlıktır. George hiçbir karşılık beklemeden zekâ özürlü arkadaşına göz kulak olur ona şefkat ve sabırla yaklaşır. Gözünü bir an bile ondan ayırmaz.

Arkadaşının başı belaya girmesin diye George hep tetiktedir. Bir çocuk zekâsına sahip koca bir adamı kollamak kontrol altında tutmak kolay bir şey değildir. George ’un kahırlandığı ve sabrının taştığı anlarda olur fakat arkadaşından vazgeçmez. Filmde görsel olarak bunu daha iyi anlayabiliyoruz. Lennie’nin her başı belaya girdiğinde George’un uyarıları ve telkinleri filmin sonuna kadar devam eder. 

Steinbeck romanında zekâ özürlü insanların normal insanlarla olan yaşamın zorluklarına değinir. Bu durumu oyunculuğu ile Malkoviç fazlasıyla yerine getirmiştir. Romana ve filme karakterini veren ana temalardan olan yoksulluk ile hayal baştan sona eserin var olma sebepleridir. Çiftlikte çalışan işçiler çok düşük ücret karşılığında ölesiye çalışırlar, kazandıkları para geçimlerini sağlayabilecekleri kadar değildir. Aslında fareler burada insanlar ile bütünleştirilmek istenmiştir. Çiftlikte çalışan yoksul işçiler birer fare gibi hedefsiz, amaçsız ve gerçekleşmeyi bildikleri hayaller ile yaşarlar. İnsan olduklarının farkına bile varmazlar. Kaldıkları yatakhane bakımsızdır, yedikleri yemekler kötüdür, yaşam koşullarının hayvanlarınkinden pek bir farkı yoktur. Filmde bu durumu birebir yansıtmıştır. 

George ve Lennie’nin ortak bir hayali vardır. Roman boyunca George bu hayali sık sık anlatır. George bu hayalin gerçekleşmeyeceğini çok iyi bilmektedir fakat zekâ özürlü arkadaşını sevindirmek için bunu yapar. Okuyucu ile izleyici bu satırları okurken ve izlerken küçük bir ev almayı bile hayal edememenin acısını yüreğinde duyar. Bu hayale sonradan Candy’de ortak olur aslında Candy’de hayalin gerçekleşmeyeceğini bilir. Fakat insanı biçimlendiren koşullar olan dönemin sosyal, siyasal ve ekonomik formasyonu Candy’yi inandırmak zorunda bırakmıştır. Lennie’nin ile Candy’nin yaşlı köpeğinin ölümü kurdukları hayal ile bağdaştırıla bilinir. Onların ölümü aslında hayallerinin yok olmasıdır. Bu hayalin yok olmasıyla George ve Candy gerçek dünyanın acı gerçeklerine geri dönerler.

Romanda göze çarpan diğer bir tema ırkçılıktır. Çiftliğin seyisi Crooks “zencidir”, sırf “zenci” bir insan olduğu için işçiler kaldığı yatakhaneye onu almazlar. Crooks ahırın duvarına yaslanmış kötü bir barakada kalır odasına da kimse gelmez, adeta vebalı bir insanmış gibi herkes ondan kaçar, işçiler kendi aralarında kâğıt oynarlar ancak buna Crooks’u dâhil etmezler. Sırf “zenci” olduğu için ikinci sınıf insan muamelesi görmek Crooks’un iş dünyasında Salinas Vadisi’ne benzer derin yarıklar açmıştır. Yalnızlığını kitaplar ile gidermeye çalışır, içini dökecek, konuşacak birilerini arar fakat bulamaz, kimi zaman kendi kendine konuşur. Crooks’un yalnızlığı aslında birçok karakterin hayatında öne çıkan bir faktördür. Candy, köpeği öldürülünce yalnız kalır. Curly’nin karısı yalnızdır. Kocası umduğu gibi biri değildir. George Lennie ölünce yalnızlığa gömülür, bu olgular filmde tıpkı romandaki gibi birebir aynen verilir. 

Eserin karakterleri ve bu karakterlerin davranışları film ile nerdeyse birebir uyuşmaktadır. Steinbeck’in karakterleri zihinsel, ekonomik ve sosyal sebeplerden dolayı güçsüzdürler. Tüm karakterlere göre diğerlerinden güçlü olan Lennie çiftlik işçileri arasında etrafındaki işçilerden saygı görmesi beklenir. Ancak zihinsel yetersizliği fiziksel gücünün önüne geçerek Lennie’yi güçsüz kılar. Büyük bunalımdan etkilenen bir toplumun fertleri olan diğer karakterler ise ekonomik sebeplerden dolayı güçsüzdür. Bir çiftlik almak isterler ama bunlara gücü yetmez. Bunun yanında sistemin; kendi emeğine, doğasına ve çevresine yabancılaştırdığı toplumun yine sistem tarafından nasıl atomize edildiği ve atomize edilen bu toplumun yapısını oluşturan bireylerin; sosyal, siyasal ve ekonomik olarak bu gerici yönetimler karşısında ne denli aciz bir duruma düştüğünü gözler önüne sermektedir.

Bir sanat dalının ürününü, başka bir sanat dalının ürünü olarak yeniden kurma yaratma anlamına gelen, aynı zamanda en çok kendisini sinema ve romanda gösteren uyarlama bu iki sanat dalı ile adeta bütünleştirmiştir. Özgün senaryo yokluğu, ticari kaygılar ve izleyicinin beklentilerine karşılık verebilme açısından, romandan sinemaya aktarım sinemanın ilk yıllarından itibaren kendisini göstermiştir. Steinbeck’in ünlü eseri “Fareler ve İnsanlar” uyarlanan binlerce eserden sadece biridir.   

ÖNDER YILDIZ

Günün Haberleri

Kültür-Sanat konulu diğer haberler