Takip Et

Makale

Mültecilerin durumu ne olacak, sorun nasıl çözülecek?

Onları kabul etmemek veya onları yollara sürmek, muhatap devlet ve burjuvazinin olmayan vicdanlarına mahsus bir gayri insanilik iken, aynı devlet ve burjuvazinin onları, yani bahis konusu mültecileri siyaset aracı haline getirmeleri de kokuşmuş ahlaklarının göstergesidir. Siyaset insan için bir araç iken, insanın siyaset aracı haline getirilmesi/siyasete araç edilmesi ancak burjuva tiksinçliğin ürünü ve korkunç olduğu kadar aşağılık olan burjuva politika ve ahlakla açıklanabilir…

Suriye’de iktidarın el değiştirmesini de amaçlayan emperyalist paylaşım ve hesapların ürünü olarak yaşanan iç çatışma büyük insan kıyımının yanı sıra, milyonlarca Suriyeliyi yerinden edip göç-mültecilik yollarına sürükleyerek büyük bir dramlara maruz bıraktı…

 Kuşkusuz ki, bütün bu dramın mimarı ve sorumlusu, bilinen emperyalist devletler ve burjuvazidir. İç çatışmanın desteklenerek sürdürülmesinde doğrudan ve dolaylı rol oynayan Erdoğan iktidarı-‘‘TC‘‘ devleti ile İran devleti ve Suriye-Esat iktidarı gibi yerel güçler de yaşanan insani dramın diğer sorumlularıdır… Yollarda ve denizlerde yitip gitme pahasına yaşamlarını terk ederek belirsiz geleceğe doğru yola çıkan insanlara; ‘‘neden gerici savaştan kaçtınız, neden çocuklarınızın yaşamını kurtarmak için yollara düştünüz, neden durup ölmediniz?‘‘ diye sorulamaz ve bu daramdan onlar sorumlu tutulamazlar… Mültecilik dramını yaşamak, yaşamlarını ve çocuklarını yollarda yitirmek onların tercihi değil, zorunlu bırakıldıkları bir zulümdü, işkenceydi, ölümüne yaşam çabasıydı… Mülteciliklerinin koşullayanı kimdir, yaratanı kimlerdir, hangi ‘‘ulvi‘‘ çıkar ve politikalar mültecilik sorununa kaynaklık etti, ediyor?

Onları kabul etmemek veya onları yollara sürmek, muhatap devlet ve burjuvazinin olmayan vicdanlarına mahsus bir gayri insanilik iken, aynı devlet ve burjuvazinin onları, yani bahis konusu mültecileri siyaset aracı haline getirmeleri de kokuşmuş ahlaklarının göstergesidir. Siyaset insan için bir araç iken, insanın siyaset aracı haline getirilmesi/siyasete araç edilmesi ancak burjuva tiksinçliğin ürünü ve korkunç olduğu kadar aşağılık olan burjuva politika ve ahlakla açıklanabilir…

Tam da bu aşağılık iğrençliğin ürünüdür ki, en acımasız biçimde maruz bırakıldıkları o insani dramı bir kez daha yaşamaktadırlar. Bencil burjuva hesaplarla kabul edilen mülteci kitleleri, değişen konjonktürle birlikte şimdi yine aynı burjuva çıkar ve siyaset uğruna yollara sürülmekte, yeni mülteciliklere itilerek burjuva siyasete heba edilmektedirler. Erdoğan iktidarının AB’li devletlerle olan siyasi uyuşmazlıkları veya pazarlıklarına mültecileri malzeme ederek yeni dramlara sürmesi acizliğin ötesinde insan yaşamıyla oynayan iğrenç bir barbarlıktır. Aynı biçimde Erdoğan iktidarının şantajlarına boyun eğmeme adına kapılarına dayanan mültecilere ateşten duvar örmekle birlikte, gaza boğup kurşunlayarak katleden Yunanistan ve AB’li emperyalistler de Erdoğan kadar barbar ve ahlaksızdır. Onların mültecilik yollarına düşmesi bizzat bu devletlerin de eseridir. Bu mültecileri kabul etmekle övünen Erdoğan’ın şimdi onları şantaj aracı olarak kullanması onun gerçek yüzünü, kirli amaç ve siyasetini deşifre etmektedir. AB’den para alma uğruna ve özellikle de onları iç ve dış siyasette kullanmak için kabul eden, ettiği için övünmekten geri durmayan Erdoğan iktidarı ne oldu da şimdi kapıları açarak onları ölümlere sürmektedir? AB’den para koparmak ve Suriye-İdlib’de girdiği çıkmaz karşısında AB’li devletlerin desteklerini almak için mültecileri onlara karşı şantaj aracı olarak kullanmaktan başka bir neden yoktur…

Peki, mülteci durumundaki insanları pazarlık ve şantaj aracı olarak kullanan Erdoğan iktidarı amaçlarına ulaşacak mıdır? Hayır! Zira AB’li devletlerin bu şantaja boyun eğmeyecekleri, dolayısıyla Erdoğan’ın isteklerine okey demeyecekleri ve mültecileri esasta ülkelerine sokmayacakları mevcut tavırlarından anlaşılmaktadır. O halde yaşanan dram nasıl bitecek, bu sorun nasıl çözülecek? Kuşkusuz ki, mültecilerin dramı bir süre daha devam edecektir. Ve belli bir zaman sonra istediklerini kabul ettiremeyeceğini anlayan Erdoğan AB’li devletlerle anlaşmaya oturacak, bir miktar sadaka alma karşılığında yeniden mültecileri Türkiye-Kuzey Kürdistan’da tutmaya dönecektir. Elbette bu, mülteci dramında geçici ve sadece somut sorunun aşılmasında bir çözüm olacaktır. Ama mültecilerin genel sorunu ve yaşadıkları dram devam edecektir. Ta ki, Suriye’de siyasi çözüm süreci devreye girip gerekli koşullar yaratılana kadar… Ya da Suriye topraklarının sınır bölgesinde oluşturulacak kamp ve yerleşim yerlerinin oluşturularak mültecilerin esas bölümünün buralara yerleştirilmesine kadar… Ki bütün bunlar da kesin çözüm ya da mülteci sorununu kökten ortadan kaldırma anlamına gelmeyecektir. Mültecilerin bir kısmı çeşitli yerlere yerleştirilse de, bir kısmı çeşitli ülkelerde kalsa da büyük mülteci kitlelerinin sorunu tam olarak ortadan kalkmayacaktır. Köklü çözüm Suriye’de köklü değişimlerle kurulacak yeni iktidar şartlarında ya da Suriye’nin parçalanarak devletçiklere bölünmesiyle esasta mümkün olacaktır. Elbette en gerçek çözüm, emperyalist haydutlar başta olmak üzere, gerici devletlerin Suriye üzerindeki varlık ve nüfuzlarının son bulmasıyla olanaklıdır ki, bu yakın zamanda mümkün görülmemektedir. Kısacası, emperyalist hegemonya ve yerel geri iktidarlardan kaynaklanan genel tahakküm, sömürü, baskı ve tüm insani sorunlar devam ettiği ve edeceği gibi, mültecilik sorunu da temel bir sorun olarak varlığını sürdürecektir.

Bütün bu sorunların ortadan kalkması, proleter devrimlerle ve bu devrimlerin yaygınlaşarak emperyalist dünya gericiliği ve uzantılarını tasfiye etmekle tamamen mümkün olacaktır… Devrimlere ihtiyaç ve devrimlerin zorunluluğu tam da buradan ileri gelmektedir, gelir… Tercih yoksul dünyanındır! Ya emperyalist dünya gericiliği ve yerli gericiliklere karşı ayaklanarak onları devirip özgürleşeceksiniz ya da onların vahşi gericiliği altında acılar yaşamaya devam edeceksiniz! Bunun başka bir yolu, başka bir çıkarı yoktur. Lakin tam da burada ulusal ve uluslararası Komünist ve devrimci hareketin tarihsel sorumluluk taşıdığına da işaret etmekte fayda vardır

Günün Haberleri

Makale konulu diğer haberler