Connect with us

Makale

MLM Öğretide Strateji Ve Taktik ( 1 )

Devrime somut olarak önderlik edebilmek için ilk kavranması gereken noktalardan biri budur. Yani MLM’yi dogmatik bir tarzda değil, somut şartlar içinde anlamak ve kavramaktır. Genel olarak burjuvaziyi devirip, proletarya iktidarını kurmak her komünist örgütlenmenin stratejik görevidir. Ancak oraya varılacak yol ve yöntemler her ülkede farklı farklı mücadele biçimleriyle mümkündür. Burada esas görev ülke komünistlerinindir. Tabi MLM ilkelerden sapmadan, oportünizmin ve radikal doktrincilerle mücadeleyi elden bırakmadan devrime karşı olan görev ve sorumluluklarını yerine getirebilir. Meselenin birincil yönünü anlayıp kavramak yetmiyor. Ki bu strateji anlamına gelir. Komünistler sorunun daha önemsiz yani tali yönüne de kafa yormak durumundadırlar. Bu da taktik anlamına gelir

Her  dönem  olduğu  gibi, günümüzde de MLM  öğretilere  yüzümüzü  dönmek, bu  öğretileri  sınıf  bilincine  çıkartıp  kavramak  büyük  bir  önem  arzetmektedir. Tasfiyeciliğin  ve  legalizmin  geçer  akçe  olarak  görüldüğü, bilinçli  veya  bilinçsizce  MLM  bilimine  yöneltilen  saldırılar  karşısında, proletarya  ve  ezilen  dünya  halklarının kurtuluşunun  tek  ve  biricik  yolu  olan  Marksist  öğretilerin  kararlıca  savunulması  ve  pratiğe  geçirilmesi olmazsa, olmazımız  olarak  görülmelidir. Bundan  hareketle  yazımızın  konusu  olan  strateji  ve  taktik  konularına  ilişkin  olarak  daha  çok  ustalardan  alıntılarla  en  yalın  biçimiyle  okura  sunmak  istiyoruz. Meselenin  bir  yönü  okuru  aydınlatmakken, diğer  ve  asıl  yönü, süren  saldırıları  püskürtmek  ve  öncünün  sınıf  kavgasındaki  rolünün  bilince  çıkartılmasını  sağlamaktır. Gelinen  aşamada, Uluslararası  Komünist  Hareket  içinde  dahi  “yenilenme“ adına, MLM  biliminden  ciddi  kopuşların  yaşandığını, bundan  ötürü  bilinmez  çıkmazlara  sapıldığını  görüyoruz.  Tam da  bundan  dolaydır ki  tekrar  diyalektik  ve  tarihi  materyalizmin  yaratıcılarına  dönmek, onları  referans  almak  sınırsız  ve  sınıfsız  bir  dünya  yaratmanın  tutunulacak  tek  halkasıdır. Elbette ki  ne  onlar  kendilerini  peygamber  ilan  ettiler, ne de  bizler  onları  peygamberler  makamına  oturtanlarız. Her  şeyin  değişip  dönüştüğünü, hareket  halinde  olduğunu  biliriz. Ancak  her  değişim  stratejik  değişim  olmadığı  gibi, bilinen  doğruların  inkarı  anlamına da  gelmez.

Strateji  ve  taktik, içinde  bulunduğumuz  süreç  ve  mücadele  açısından  oldukça  önemli  bir  yer  tutuyor. Bu  konuda  kafaların  net  ve  berrak  olması  gerekiyor. Aksi  taktirde  mücadeleye  önderlik  etmek  mümkün  değildir. Süreci  değerlendirdiğimizde  bunun  eksikliğini  çok  rahat  bir  şekilde  görebilmekteyiz. Gerek  ülkemizde  ve  gerekse  dünya  genelinde  yükselen  kitle  hareketlerine  esas  olarak  komünistlerin  önderlik  edemeyişlerini, kitleler  nezdinde  bir  güven  oluşturamamalarını  başka  türlü  açıklayamayız. Kuşkusuz  bazı  olumlu  istisnalar  var. Ancak  bu, genel  olumsuzluğu  aklamaz. Bu  gerçekleri  bilerek  ustaların  öğretilerine  yüzümüzü  dönerek  yazının  esasını  alıntılarla oluşturacağız. Bu  bir  ihtiyaç mı? Evet. Çünkü  okuma, araştırma, inceleme  alışkanlığımız  ciddi  bir  biçimde  erozyona  uğramış  durumda. Kulaktan  dolma  sözlerle  durum  idare  edilmeye  çalışılıyor. Bilimsel  doğrular  bilinmeden, derme çatma  bilgilerle  bu  yol  yürünemez. Sadece  bilmekte  yetmez, kararlılık  ve  içselleştirip  yaşam  biçimine  dönüştürmek  gerekiyor.

 Her  ne  kadar  illegal  mücadele  esastır  dense de  pratikte  ikinci  enternasyonalcilerin  legalizim, özellikle de  parlamenterizim  anlayışı  önemli  oranda  hortlatılmış  durumda. Uluslararası  Komünist  Hareketlerin  bundan  şu  veya  bu  derecede  paylarını  aldıklarını  görmemek  için  kör  olmak  gerekir. Elbette ki  tüm  mücadele  alanları  kullanılacak. Ama  her  şeyin  bir  sınırı, bir  oluru  vardır. Bunu  anlamak  için  doğru  strateji  ve  taktik  anlayışınızın  olması  lazım.

“İkinci  Enternasyonal‘in  ölümcül  günahı, o  sıralar  parlamenter  mücadele  biçimlerinden  yararlanma  taktiğini  uygulamasında  değil, bu  biçimlerin  önemini  abartmasında, onları  neredeyse  biricik  mücadele  biçimleri  olarak  görmesinde  ve  ikinci  Enternasyonal  partilerinin, açık  devrimci  muharebeler  dönemi  başlayıp, parlamento  dışı  mücadele  biçimleri  sorunu  ön  plana  çıktığında, yeni  göreve  sırt  çevirmesi, onları  reddetmesinde  yatar.” (Marksizm- Leninizmin  Küçük  Kitaplığı  LENİNİZM / saf. 7 )

 O  dönem, proletaryanın  henüz  kendisi  için  bir  sınıf  olma  özelliğine  kavuşmadığı, parlamenter  mücadelenin  ağırlıklı  olarak  ele  alındığı  dönem  olduğunu  sanıyoruz hatırlatmaya  gerek  yok. Bugünse, o  koşullardan  zaten  eser  bile  yok. Ama  ne  yazık ki  buna  rağmen  parlamento  kapılarına  tırmanıldığı  kadar, fabrika  kapılarına  tırmanılmıyor. Köylünün, dar  gelirli  memurun  ve  esnafın  yanına  oy  istemek  için  gidildiği  kadar  gidilmiyor. Kısacası  Marks‘ın, Lenin‘in  öğretileriyle  değil, Kautsky‘nin  sınıf  işbirlikçi  teorileriyle  yol  alınmaya  çalışılıyor. Dünün  illegal  parti  ve  örgütleri, bugün  parlamentonun  dışına  çıkamıyorlarsa  bunun  başka  bir  açıklaması  yok.

 “Ancak  bunu  izleyen  dönemde, proletaryanın  açık  eylemleri  döneminde, proleter  devrimi  döneminde, burjuvazinin  devrilmesi  sorunu  ivedi  bir  sorun  haline, proletaryanın  yedek  güçleri  sorunu (strateji) en  yakıcı  sorunlardan  biri  haline  geldiğinde, tüm  mücadele  ve  örgüt  biçimleri – parlamenter  ve  parlamento  dışı (taktik) tüm  belirginlikleriyle  öne  çıktığındandır ki, proletaryanın  mücadelesinin  sınırları sağlam  çizilmiş  bir  stratejisi  ve  işlenmiş  bir  taktiği  yaratıldı…  Leninizm’in  stratejisi  ve  taktiği, proletaryanın  devrimci  mücadelesine  önderlik  bilimidir.“ ( age./ saf.8)

Proletarya  stratejisi  ve  taktiğinin  temel  ilkeleri

 “Marx, proletaryanın  taktiğinin  esas  görevini, materyalist- diyalektik  dünya  görüşünün  bütün  temelleri ile  kesin  bir  uyum  içinde  belirledi. Ancak  mevcut  toplumun  istisnasız  tüm  sınıflarının  karşılıklı  ilişkiler  bütününün  nesnel  bir  şekilde incelenmesi  ve  dolayısıyla  bu  toplumun  nesnel  gelişme  derecesinin  ve  öteki  toplumlarla  karşılıklı  ilişkilerinin  incelenmesi, ilerleyen  sınıfın  doğru  taktiğinin  temelini  oluşturabilir. Bur da  bütün  sınıflar  ve  bütün  ülkeler  durağan  değil, hareket  içinde ( bu  hareketin  yasaları, her  sınıfın  varlığının  ekonomik  şartlarında  doğar), Hareket ise  sadece  geçmiş  açısından  değil, aynı  zamanda  gelecek  açısından da  dikkate  alınır. Yalnızca  yavaş  değişimleri  gören  “evrimcilerin“ yüzeysel  anlayışına  göre  değil, diyalektik  bir  şekilde  incelenir. …

Marx, Engels‘e  şöyle  yazıyordu.  Proletaryanın  taktiği, her  an, her  gelişme  aşamasında  insanlık  tarihinin  bu  nesnel  olarak  kaçınılmaz  diyalektiğini  göz  önüne  almalıdır; bir  yandan  siyasi  durgunluk  çağlarından  ya da  kaplumbağa  adımlarıyla  ilerleyen  sözüm ona “barışçı“ gelişmeden, ilerleyen  sınıfın  bilincini, gücünü  ve  mücadele  azmini  geliştirmek  için  yararlanmalı, diğer  yandan  bütün  bu  yararlanma  çabalarını  söz konusu  sınıfın  hareketinin “nihai  hedefine” yönelterek  onları  “yirmi  yıla  bedel  olan” büyük  günlerin  büyük  görevlerini  pratikte  çözmeye  hazırlanmalıdır. Bu  noktada  Marx‘ın  iki  sözü  özellikle  önemlidir. Birincisi  Felsefenin  Sefaleti’nde  belirttiği  ekonomik  mücadele  ve  proletaryanın  ekonomik   örgütleri  üzerine, ikincisi ise  Komünist  Manifesto’da  belirttiği  proletaryanın  siyasi  görevleri  üzerinedir. Birincisinde  şöyle  der;  büyük  sanayi tek  bir  yerde  bir  yığın  birbirini  tanımayan  insanı  bir  araya  toplar. Rekabet  onları  çıkarlarına  göre böler. Ama  ücretlerini  koruma  kaygısı, patronlara  karşı  bu  ortak  çıkarları  onları  aynı  direnme  çizgisinde  birleştirir. Koalisyon … Başlangıçta  tek  tek  kurulan  koalisyonlar, guruplar  meydana  getirirler  ve  her  zaman  bütünleşmiş  sermaye  karşısında  birliğin  korunması  işçiler  için  ücretlerine  elde  etme  gayretinden  daha  önemli  bir  hale  gelir… Bu  mücadelede  – gerçek  bir  iç  savaş – gelecek  bir  çarpışmanın  bütün  unsurları  birleşir  ve  gelişir. Bu  noktaya  bir  kez  ulaşıldı mı, bu  sefer  birlik  siyasi  bir  nitelik  kazanır.  ..İşte  ekonomik  mücadelenin  ve  sendikal  hareketin  bir  kaç  on  yıllık, yani  proletaryanın  güçlerini  gelecek  çarpışmaya  hazırlama  uzun  döneminin  programı  ve  taktiği. „ ( age.Saf.8 – 10 )

İşçi  sınıfının  ekonomik  mücadele  taktiği,  yukarıda  belirtildiği  şekliyle  doğru  ele  alınıp  uygulandığında, ekonomizme  düşülmeden  ama  ekonomik  mücadeleyi de  reddetmeden  sosyalizm  yolunda  yol  alınabilir. Bugün  ülkemizde  işçi  sınıfının durumu  ortada. Komünistlerin  fabrikalardaki  örgütsüzlüğü  bir  yana, geçmiş  yıllara  kıyasla  sendikal  hareket  ve  sendikal  mücadele  onlarca  kat  gerilemiş  durumdadır. Kıpırdamaları  yavaş  yavaş  radikal  mücadele  biçimlerinin  boy  vermeye  başladığı  bu  dönemde, Komünistlerin, sarı  sendikacılığa  karşı, devrimci – demokratik  sendikacılığı  örgütlemeleri, böylece  sınıfla  birleşmeleri  ve  giderek  bu  birliği  siyasi  sınıfın  siyasi  birliğine  dönüştürmeleri  acil  bir  görev  olarak  önlerinde  duruyor. Emek  cephesinde, günümüz  koşulları  altında  acilen  uygulanması  gereken  taktik  bu  olmak  durumundadır. Araçlar  ve  mücadele  yöntemleri  nesnel  durumla  uyum  içinde  olmak  zorundadır.

 Komünist  Manifesto‘da ise  öz  olarak  şu  ilkeyi  savunur  Marx ; “Onlar (komünistler) işçi  sınıfının  en  yakın  amaçları  ve  çıkarlarına  erişmek  için  mücadele  ediyorlar, ama  onlar  aynı  zamanda  şimdiki  hareket  içinde  hareketin  geleceğini  temsil  ediyorlar.“(age / saf  10) Yani  taktiğimiz, işçi  sınıfının  ve  tüm  ezilen  kitlelerin  en  yakın  çıkarları  için  somut mücadele  yürütmek iken  (taktik);  stratejik  olarak ta  bu  mücadeleler  içinde  geleceği  örmek, adım  adım  oraya  doğru  yürümek. Hiç  bir  şey  birden  bire  durduğu  yerde  nitel  bir  değişime  uğramaz. Mutlaka  yığınlarca  nicel  değişimler  aşamalarından  geçer. Sınıf  mücadelesinin  hedefine  ulaşması da  böyledir. Binlerce, on binlerce  taktik  mücadeleler  sonucunda  stratejik  hedefe  ulaşılabilir. Günün  çözülebilecek  sorunlarını  devrime  ertelemek, devrimci  bir  taktik  olmayacağı  gibi, toptancı  bir  anlayışın  ürünü  olabilir. Aslında  bu  devrimi  imkansızlaştırma  anlayışından  başka  bir  şey  değildir. Hz.  Musa‘nın  asasından  medet  ummaya  benzer. Marx  boşuna “komünistler  işçi  sınıfının  en  yakın  amaçları  ve  çıkarlarına  erişmek  için  mücadele  ediyorlar“  dememiştir.  Ama  aynı  zamanda  bu  taktik  mücadelelerin  seyri  içinde,şimdiki  hareketin  içinde  hareketin  geleceğini  temsil  ediyorlar“ diyerek, mücadeleyi, taktik  mücadele  biçimleriyle  sınırlamayıp, stratejik  hedefi de  belirtmiş  oluyor.  Kitlelerin, komünistlere  güvenlerinin  yolunun, onların  en  yakın  çıkarlarının  çözümünden  geçeceğinin  bilincindedir  Marx. Sadece  bu  değil, değişimin, yeni  bir  evreye  dönüşümün  biricik  yolu da  budur. Başka  türlüsü  beklenemez.

Strateji  ve  Taktikte  somut  önderlik

….“ İşçi  hareketi  aslında  her  yerde  burjuvazi  üzerinde  zafere  giden  yolda  aynı  tür  hazırlık  okulundan  geçse de, bu  gelişmeyi  her  ülkede  kendine  özgü  bir  tarzda  yaşar. … Şimdi  her  şey, her  ülkenin  komünistlerinin  hem  oportünizme  ve  “sol‘  doktrinciliğe  karşı  mücadelenin  ilkesel  ana  görevlerini, hem de  bu  mücadelenin  tek  tek  her  ülkede, o  ülkenin  kendine  özgü  ekonomisinin, siyasetinin, kültürünün, milli  bileşiminin, sömürgelerinin, dinsel  yapısının  vb.  vb.  Özel  niteliklerine  uygun  olarak  büründüğü  ve  kaçınılmaz  olarak  bürünmek  zorunda  olduğu  somut  özelliklerini  bilinçli  olarak  hesaba  katmalarına  bağlıdır.“ ( age. / saf. 13 -14)

 Devrime  somut  olarak  önderlik  edebilmek  için  ilk  kavranması  gereken  noktalardan  biri  budur. Yani  MLM’yi dogmatik  bir  tarzda  değil, somut  şartlar  içinde  anlamak  ve  kavramaktır. Genel  olarak  burjuvaziyi  devirip, proletarya  iktidarını  kurmak  her  komünist  örgütlenmenin  stratejik  görevidir. Ancak  oraya  varılacak  yol  ve  yöntemler  her  ülkede  farklı  farklı  mücadele  biçimleriyle  mümkündür. Burada  esas  görev  ülke  komünistlerinindir. Tabi  MLM  ilkelerden  sapmadan, oportünizmin  ve  radikal  doktrincilerle  mücadeleyi  elden  bırakmadan  devrime  karşı  olan  görev  ve  sorumluluklarını  yerine  getirebilir. Meselenin  birincil  yönünü  anlayıp  kavramak  yetmiyor. Ki  bu  strateji  anlamına  gelir.  Komünistler  sorunun  daha  önemsiz  yani  tali  yönüne de  kafa  yormak  durumundadırlar. Bu da  taktik  anlamına  gelir.

” …Şimdi  bütün  gücümüzü, bütün  dikkatimizi  daha  az  önemli  gözüken – ve  belli  ölçüde  gerçekten de  önemsiz  olan – ama  buna  karşılık  görevin  pratik  çözümüne , pratikte  daha  yakın  olan  ikinci  adımda  yoğunlaşmalıyız. Proletarya  devrimine  geçme  ya da  ona  yakınlaşmanın  biçimini  bulmalıyız.“ Mesele  sadece  stratejik  doğruları  tespit  etme  meselesi  değildir. Elbette  asıl  ve  birincil  olan  budur. Ancak  doğru  stratejiler, doğru  taktiklerle  beslenmediği  sürece  fazla  bir  anlam  ifade  etmezler. Lenin‘in  anlatımı  tam da  bunu  ifade  etmektedir. Somut  önderlik  aslında  kendisini  burada  gösterir.  Yani; 

” birincisi, devrimci  sınıf  görevini  gerçekleştirmek  için  toplumsal  faaliyetlerin  istisnasız  bütün  biçimlerine  ve  yönlerine  egemen  olmayı  bilmelidir.  İkincisi, devrimci  sınıf, gerektiğinde  aniden  bir  biçimin  yerine  hızla  bir  diğerini  koymaya  hazırlıklı  olmalıdır.“ Lenin / age. Saf. 15 )

İş  işten  geçtikten  sonra  değil, mücadelenin  daha  başında  bütün  ihtimalleri  hesaba  katarak  hareket  etmek  zorundadır. İşlerin  ters  gittiği  hissedilir  edilmez, somut  duruma  denk  düşecek  olan  mücadele  biçimini  hemen  devreye  sokabilmelidir. Bu  herhangi  bir  eylem  için  olabileceği  gibi, devrimin  genel  gidişatı  içinde  geçerlidir. Saldırı, savunma, geri  çekilme gibi  bütün  bu  mücadele  biçimlerine  hakim  olma  ve  yönlendirme  yeteneğine  sahip  olmalıdır  somut  önderlik. Legal  ve  illegal  mücadele  alanlarının  birbiriyle  olan  diyalektik  bağını  doğru  kurabilen  ve  bu  alanların  mücadele  perspektiflerini  doğru  izah  edendir  somut  önderlik. Bunun  için, her  zaman  sağ  sapma  ve  “sol‘  doktrinciliğe  açık  olan  mücadelenin  bu  sahasında,  ideolojik  ve  siyasi  saldırılara  karşı  uyanık  olmak  zorundadır. Çünkü  bilinir ki, bu  türden  burjuva  ve  küçük  burjuva  akımlara  karşı  mücadele  edilmedikçe, devrimi  zaferle  taçlandırmak  pek  olası  değildir.

  Stratejinin  parti  programına  bağımlılığı….

 “Siyasi  strateji, tıpkı  taktik  gibi, işçi  hareketiyle  ilgilenir. Ancak  bizzat  işçi  hareketi  iki  unsurdan  oluşur ; objektif  veya  kendiliğinden  unsur  ve  subjektif  ya da  bilinçli  unsur. Objektif, kendiliğinden  unsur, proletaryanın  bilinçli  ve  düzenleyici  iradesinden  bağımsız  olarak  cereyan  eden  süreçler  gurubunu  oluşturur. Ülkenin  ekonomik  gelişimi, kapitalizmin  gelişmesi, eski  devlet  iktidarının  parçalanması, proletaryanın  ve  onu  çevreleyen  sınıfların  kendiliğinden  hareketleri, sınıfların  çatışmaları  vb. – tüm  bunlar, gelişmesi  proletaryanın  iradesine  bağlı  olmayan  görüngülerdir, hareketin  objektif  yanını  oluştururlar. Stratejinin  bu  süreçlerle  hiç  bir  ilgisi  yoktur, çünkü  bunları  ne  ortadan  kaldırabilir  ne de  değiştirebilir, sadece  bunları  hesaba  katabilir  ve  bunlardan  yola  çıkabilir. Bu, Marksizm’in  teorisi  ve  Marksizm’in  programı  tarafından  araştırılan  bir  alandır.

 Ancak  hareketin  bir de  subjektif, bilinçli  yanı  vardır. Hareketin  subjektif  yanını, hareketin  kendiliğinden  süreçlerinin  işçilerin  düşüncelerinde  yansıması  oluşturur, proletaryanın  belirli  bir  hedefe  doğru  bilinçli  ve  sistematik  hareketi  oluşturur. Bizi  ilgilendiren, hareketin  tam da  bu  yanıdır. Çünkü  objektif  yanın  tersine, bu  tamamen  strateji  ve  taktiğin  doğrudan  yöneltici  etkisine  tabidir. Strateji, hareketin  objektif  süreçleri  üzerinde  herhangi  bir  değişikliğe  yol  açmazken, burada, hareketin  subjektif, bilinçli  yanında ise  tersine, stratejinin  uygulanma  alanı  geniş  ve  çeşitlidir, çünkü  strateji, hareketi  hızlandırabilir  veya  yavaşlatabilir, stratejinin  kendi  üstünlük  ve  başarısızlıklarına  bağlı  olarak  hareketi  en  kestirme  yola  yöneltebilir  ya da onu  daha  zor  ve  daha  acılı  bir  yola  saptırabilir.

    Hareketi  hızlandırmak  veya  yavaşlatmak, kolaylaştırmak  veya  zorlaştırmak – işte  siyasi  strateji  ve  taktiğin  alanı  ve  uygulama  sahası  bunlardır.“  ( age.  Saf.  17 – 18)

  “Stratejinin  kendisi, hareketin  objektif  süreçlerinin  araştırılmasıyla  uğraşmaz. Bununla  beraber  o, eğer  hareketi  yönetirken  büyük  ve  hayati  hatalar  işlemek  istemiyorsa, bu  süreçleri  bilmek  zorundadır“ der  Stalin. Öyle ise  anlaşılması  ve  kavranması  gereken  şudur ; sınıf  mücadelesinin  veya  diğer  bir  deyimle  hareketin  objektif  süreçlerinin  araştırılıp  incelenmesi  Marksizm’in  teorisi  ve  sonradan da  Marksizm’in  programının  işidir.  Strateji  yaratılacak  olan  bu  teori  ve  programın  sonuçlarına  dayanmak  zorundadır. Teori, bütün  toplumsal  süreçleri  ve  bu  süreçlerde ki  evrim  ve  devrim  süreçlerini  araştırır, inceler  ve  diyalektik  bir  sonuç  çıkarır.  Program  bu  sonuçlardan  yola  çıkarak  bilimsel  olarak  maddeler  halinde  devrimin  hedeflerini  saptar. Strateji ise, programda  formüle  edilen  hareketin  hedeflerine  kılavuzluk  eder. Bütün  bunlar doğru  ele  alınıp  kavranarak  hayata  geçirildiği  zaman  mücadeleyi  devrim  veya  devrimlerle  taçlandırmak  mümkün  olabilir.

Strateji  ve  taktiğin  doğru  kavranması, günümüzdeki  gelişmelere  doğru  müdahaleyi  beraberinde  getirecektir.  Aslında  herkes  bilerek  ve ya  bilmeyerek, ama  genellikle  bilimsel  verilerden  uzak, kendi “doğru“larıyla  tam da  bunu  tartışıyor.  Bu  yüzden  MLM  bilimi  ışığında  duruma  müdahale  etmek, süreci  zaman  kaybetmeden  devrimin  lehine  çevirmek  önemlidir. Yazımızın  ikinci  bölümünde  bu  konuyu  daha  anlaşılır  kılmak  ve  güncel  gelişmelerin  çözüm  anahtarı  olma  adına  okurla  paylaşmaya  devam  edeceğiz.

Günün Haberleri

More in Makale