Takip Et

Güncel

MAZLUMDER: İhraçlar toplu bir cezalandırma yöntemine dönüştü

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği ‘nin (MAZLUMDER) hazırladığı raporda, OHAL kapsamında KHK’lerle ihraç edilenler ve tutuklu bulunanların değerlendirilmesi yapıldı. Rapor, halkın darbelerden çektiğini ve bunun da OHAL’le birlikte devam edildiği belirtildi

Mazlum-der hazırlamış olduğu raporda OHAL döneminde gerçekleştirilen insan hakları ihlallerine yer vererek şunları belirtti:

– İnsanımız, darbelerden çektiği kadar OHAL uygulamalarından da çekmiştir. 15 Temmuz sonrası ülke adeta KHK’larla yönetilir hale gelmiştir. Darbe sonrasında başlatılan ve yer yer cadı avına dönüştürülen soruşturmalar ile somut delil olmaksızın birçok kimse hakkında örgüt üyeliği nedeniyle hukuki takibat başlamıştır.

– KHK’larla ve KHK’lere dayanılarak idari tasarrufla ihraç edilen kişiler ve aileleri düşünüldüğünde toplumun büyük bir kısmının bu durumdan etkilendiği açıktır. Ek tedbirlerle birlikte ihraçlar, aileleri de etkileyen toplu bir cezalandırma aracına dönüşmüştür.

– Çıkarılan KHK’lerin hem uluslararası insan hakları ilkelerine uygun olması, hem de OHAL süresi sonunda yürürlükten kaldırılması büyük önem taşımaktadır. Bu hususun güvence altına alınması için de Anayasa Mahkemesi’nin KHK’leri en azından temel hak ve özgürlükler bağlamında denetlemesi ve insan hakları ihlallerine yol açan düzenlemeleri iptal etmesi gerekir.

– İşyükü ve soruşturmaların genişliği gibi mazeretler, temel hak ve hürriyetlerin kısıtlandığı tutukluluk hallerinde geçerli kabul edilemez. Kişilere karşı devletin değil devlete karşı kişilerin korunduğu bir sistemde ortaya çıkan bu ve benzeri sorunlarda birey endeksli çözümler üretilmelidir.

– Bylock delili karşısında kişinin lehine olan delillerin dikkate alınmaması, salt Bylock delilinin genel geçer bir tutuklama nedeni sayılması ve böylece özgürlüklerin kısıtlanması hukuka ve insan haklarına aykırıdır. Lehe olan delillerin varlığına rağmen, aleyhe görülen bir delilin varlığının tek başına yeterli görülmesinin hukukun genel ilkelerine aykırılık oluşturacağı tartışmasızdır. Uygulamada böyle örneklerin sıklıkla yaşandığı görülmektedir.

– OHAL sürecinde yeniden işkence ve kötü muamele iddialarının gündem edilmesi endişe vericidir.

– 19 yaşında üniversite öğrencisi 16 yaşındaki imam hatip öğrencisi iken Bylock kullandığı gerekçesi ile tutuklanmıştır. Suç isnadının yapıldığı tarihte hukuken çocuktur. Lehe olan delilleri dikkate alınmadan tutuklanmıştır. 3 aylık tutukluluk süresinden sonra tahliye edilmiştir. Ancak, üniversitede sınavlarına giremediği için dönem kaybına uğramıştır.

– Üniversitede öğretim görevlisi olan T.K hakkında F.S, FETÖ/PDY örgütü üyesi olduğu şeklinde tanıklık yapmıştır. Bunun üzerine T.K. 1 yıla yakın tutuklu kalmış, bu süre zarfında sözleşmesi de yenilenmediği için görevinden alınmıştır. T.K’nin annesi cezaevi ziyareti dönüşü trafik kazasında vefat etmiş, ardından T.K. tahliye edilmiştir. Bu arada T.K. hakkında “FETÖ/PDY örgütü üyesidir” diye tanıklık yapan aynı üniversitede çalışan F.S’nin kripto FETÖ’cü olduğu kuruma gönderilen bir yazı ile belirtilmiş ve hakkında soruşturma başlatılmıştır.

– Bylock kullandığı iddiası ile tutuklanan ve aleyhinde başkaca hiçbir delil olmayan Z.K., telefonuna iradesi dışında Bylock yüklendiği anlaşılınca serbest bırakılmıştır. Ancak Z.K. hakkında hala kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmemiş, dolayısıyla bir anmlamda delilsiz kalan dosya soruşturması yürütülmeye devam edilmektedir.

Günün Haberleri

Güncel konulu diğer haberler