Takip Et

Analiz

Marksizm‘in Temsildeki Zayıflık Siyasi Gerilikten Beslenmektedir

Marksizm, aydın olmak demektir; bilgili-entelektüel olmak demektir; birikimli siyasetçi, yetkin teorisyen olmak demektir; teori-pratik birliği taşıyan devrimci demektir

Marksizm, kendi niteliğine uygun biçimlenen devrimcilik düzeyidir. Bu nitelik ve düzeydeki devrimcilikte pratik temsil bulur. Onun maddi karşılığı, Marksist teoriyle(teori-pratikle) özdeşleşmiş somut devrimcilik veya devrimci mücadele temsilidir. Mevcut temsilin Marksizm ile çakışan ve çatışan yanları bulunmaktadır. Bu temsilin Marksizm’in teorik özünde belli sorunları olmakla birlikte, esasta pratik temsil sorunları öne çıkmaktadır. Bu pratik temsil sorunları elbette özsel sorunlardan tamamen bağımsız değildir. Ancak bunların yakıcı ve yalın biçimi daha çok pratik temsilde ifade bulmaktadır. Buna yol açan küçük-büyük/teorik-pratik zayıflıkların açığa çıkarılması, en azından irdelenmesi önemlidir, ihtiyaçtır… Bazen derin gerçekte aranan sorunların, sanıldığı kadar derin karmaşa içinde olmayıp basit gerçeklerde saklı olduğu doğrudur. Tam da burada Marksizm’in genel gereklilikleri ile Marksizm’in pratik temsilde muzdarip olduğu ‘‘basit-küçük‘‘ ama ciddileşmiş sorunları kıyas ederek karşılaştırmalı derslerden öğrenmek faydalı olabilir… Zira Marksizm’i-Marksist devrimciliği güdeceksek, bunun ruhuna uygun biçimlenmek ve özüne uygun hareket etmek durumundayız. Aksi halde, Marksizm’in içini boşaltan ‘‘Marksistler‘‘ olmaktan kurtulamayız…

***

Marksizm sadece lafızda temsil edilecek bir doktrin değildir. Lafzı kadar pratikte de temsil edilebilir bir sıfat, bir niteliktir Marksizm. Çünkü Marksizm, salt söyleme indirgenebilecek bir teori değil, teori-pratik birliğinde karşılık bulan ve teoriyi maddi güce dönüştürerek eyleme kılavuzluk yapan bir teoridir. Ve çünkü, eylem için teori/teori için eylemdir Marksist teorinin özü. Pratikten soyutlanmış eylemsiz Marksizm, gerçekte Marksizm değil, onun sağdan revizyonu ve tasfiyesi olan ‘‘Marksizm‘‘ kılıflı oportünizmdir, revizyonizmdir. Ve eğer özgür bir gelecek, özgür bir dünya tasavvur edilecekse, bu, Marksizm’in öngördüğü devrimci eylemle mümkün olacaktır… Ne ki, devrimci eylem, kesinlikle devrimci teoriden tecrit edilemez. Marksizm’in teorik mizacı pratikçiliğini, pratik mizacı teorikliğini koşullar, tamamlar…

Tamamen doğru olan görüş, tüm dünyanın ve tüm toplumun en ileri ve en aydın kesiminin Komünist devrimciler olduğu görüşüdür. Bu, doğrudan bilimsel gerçeklerin temsil edilmesi, bunlar temelinde toplumsal sistem ve ona has çelişkilerin açıklanarak tespit edilmesi ve nihayetinde tespit edilen bu çelişkilerin çözülmesi ve bu gerçeğin değiştirilmesi için devrimci pratiğe girilmesi ile alakalı bir durumdur. Komünist devrimciler, bilimsel olmanın tutarlı sonucu olarak objektif, analitik ve sentezcidirler. Teorik ve entelektüel birikime sahip, olay, olgu ve gelişmelerin yorumlanıp açıklanmasında yetkin kimselerdir. Tarih sahnesine çıkışları filozofik derin arka plana sahip, tarihsel ve toplumsal ilerlemede bütünlüklü siyasi bir sıçrama niteliği taşır. Öyle ki, bu ortaya çıkış, sınıflar mücadelesi yasasında özetlenebilecek içeriğiyle, tarihin ve toplumlar tarihinin yeniden yazılması anlamı taşır. ‘‘Toplumlar tarihinin sınıflar mücadelesinden ibaret olduğu‘‘ gerçeği tamda bunu açıklar, anlatır. Düşünsel ve felsefi etkinlik açısından muazzam bir gelişmeyi yepyeni çerçevede insanlığa sunarken, düşüncenin yaşamı değiştirme eylemine kılavuz edinmesi özelliğiyle devrimci güce ulaştırılması bambaşka ufkun açılması demekti. Yeni ufuk olan Marksizm doktrini bir eylem kılavuzu olma özelliğiyle sınıflar mücadelesi bilimi ekseninde dünyayı değiştirme kudreti taşıyan devrimci karakteriyle, tüm felsefe ve bilim tarihine damga vuran ve gelişmenin yönünü tayin eden  bir yetenek, özgür dünya rotasıdır. Marksizm’in ilerleme aşamaları olan Leninizm ve Maoizm aşamaları da aynı rotayı derinleştiren yeni halkaları ifade ederler…

 Özel mülkiyet edinme hakkı, yol açtığı sonuçlar itibarıyla kanıtlandığı üzere, tarihteki en büyük haksızlık olarak anlam taşıdı. Toplumsal mülkiyet ve komünal-ortak yaşama dayalı kolektif üretim ve paylaşım tasavvuru, özel mülkiyetçi sistemin temsil ettiği bu haksızlığa karşı, devrimci sınıf mücadelesi zemininde yükselen Komünizm bayrağında karşılık buldu. Üretim araçları ve üretici güçler üzerindeki özel mülkiyete dayalı sistemin eşitsizliğine karşı mücadele, emek gücünün gaspı ve artık emeğe el koyulması temelinde emeğin özgürlüğünü hedefleyerek, sınıf çelişkileri ve sınıf farklılıklarını, sınıfsal imtiyaza dayalı sömürü ve bunun kaynağı olan sınıfları ortadan kaldırma mücadelesinde, dolayısıyla gerici sınıf iktidarlarına karşı mücadelede odaklandı. Bu, sınırsız-sınıfsız-sömürüsüz özgür bir dünya toplumu yaratma temelinde Komünist toplum amacına bağlı bir mücadele demekti… Bu mücadelenin bilimi, ‘‘Dünyayı yorumlamak yetmez, onu değiştirmek aslolandır‘‘ direktif şiarından yola çıkan MLM’den başkası değildi, değildir…

Marksizm, toplumdaki sınıf çelişkileri ve mücadelelerinden yola çıktı. Bu, nesnel somut koşullardan hareket ettiği anlamına gelir. Onun ortaya çıkışı, gerçek gelişimi ve bir teori olarak maddi güce dönüşmesi bununla mümkün oldu. Tüm tarihin birikimlerinden yararlandı. Bunların eleştirisi üzerinden onları yeniden biçimlendirdi, Yeni bir öze, en etkili niteliğe ulaştırdı. Fakat bütün bunları sadece düşünsel düzlemde değil, doğrudan yaşamın pratiği içinde dizayn etti. Onun gelişimi ve gerçek gücü burada açığa çıktı. Toplumsal çelişkilerle meşguliyeti, sınıflar pratiğini yakından izleyerek analize tabi tutması, tarihsel gelişim halkaları arasındaki bağıntıları açıklaması ve daha bir dizi felsefi-teorik-pratik meziyeti onun bir ‘‘heyula‘‘ olarak tarih sahnesine çıkıp yankı yaratan çığırsal ilerlemesine yol açtı… Artı-değer teorisi onun sınıf karakterini çıplak biçimde ortaya koyan teorik temeli oldu. Toplumsal ve sınıfsal her çelişkiyi titizlikle inceledi ve bunların kaynağına inerek nedenlerini, sonuçlarını ve çözümlerini en ince ayrıntısına kadar açıkladı. Yaşayan canlı ruhunu, ‘‘somut koşulların somut tahlili‘‘ prensibine bağladı, mekanik düşünce ve her türden statizmi kesin biçimde reddetti…  

Marksizm-Leninizm-Maoizm ideoloji bilimi, bu mücadelenin teori-pratiğini sistematize eden, felsefe, bilim ve düşünce tarihinin geleneksel rutinine devrimci ruh katan, üretici güçler ile üretim ilişkileri arasındaki çelişkinin devrimci yoldan çözümünü sınıf mücadelesi yasasıyla tarif eden, bunu çelişki-gelişme yasasıyla açıklayıp bilimsel normlarla ortaya koyan ve  böylece insanlığın özgürlük rotasını tayin eden eylem kılavuzu olma özelliğiyle, işçi sınıfı ideolojisi ekseninde kurgulanan tüm insanlığın kurtuluş bilimidir. Bir sınıf ideolojisi, sınıf bilimidir. O sınıf ki, kendi varlığına da son verecek olan nihai bir yönelime sahip olan en cüretkar, en dürüst ve insanlık erdemlerinin temsilcisi bir ideolojinin-bir bilimin nesnel kaynağıdır… İnsanın insan üzerindeki her türlü baskısına son verme yeteneğinde, insanlığa ait tüm çağın en ileri, en devrimci ve en aydın sınıfının doktrinidir MLM bilimi… O, yaratıcı ilahi güç gizemine sarılan idealizm felsefesinin tüm mistisizm ve safsatalarına karşı, ‘‘henüz tam olarak açıklanamamış olan dünyanın açıklanabilir olduğunu‘‘ ileri süren en iddialı materyalist felsefe bilimidir…

***

Marksizm’in tüm içeriği ve çerçevesi üzerine olmadığı gibi, Marksizm’in pratik temsili ile ilgili tüm zayıflık ve sorunların hepsini de burada genel bir tartışmaya açmıyoruz. Daha dar muhtevada bir tartışmayla belli bir soruna dikkat çekmeyi benimsiyoruz-benimsedik. Elbette hiçbir şey tek ayak üzerinden izah edilemez, yürütülemez, yürümez. Eksik ayakları irdelemek soruna dönük ihtiyacın karşılanmasında bir adım olur. Kısacası, Marksizm üzerine genel söylemlerimizi bir kenara paraf ederek, bugün Marksizm’in temsilinde pratik zayıflık sebebi olan veya eksik olduğunu düşündüğümüz bir yanla sınırlı tartışma yürütmeyi gerekli görüyoruz. Yani, geniş içerikli bütünlüklü bir tartışma değil, dar-sınırlı bir tartışma; Marksist devrimcilikle bağdaşmayan teorik-siyasi gerilik sorunu üzerinde duracağız… Marksizm, aydın olmak demektir; bilgili-entelektüel olmak demektir; birikimli siyasetçi, yetkin teorisyen olmak demektir; teori-pratik birliği taşıyan devrimci demektir… İşte pratik temsili-temsilcileri bu ölçülerle kıyaslamak gerekmektedir ki, bu kıyasta belli kesimler, belli yapılar, belli düzeyler hedef alınmamakta, bilakis bütünlüklü olarak devrimci ve Komünist hareket en genel durumuyla konu edinilmektedir…

***

Marksizm bilimi onu bütünlüklü olarak kavrayan büyük öğretmen ve öğrencileri tarafından ve elbette aynı doğrultuda yaşanan devrimler tecrübesiyle temsil edildi. Komünist toplum perspektifiyle devrim mücadeleleri veren hareketler aynı temsiliyeti sahiplenerek iddialarını korumaktadırlar. Bundan daha sevindirici ve umut verici bir şey olamaz. Lakin, her şey bu kadar değil…

Bugün bir çok devrimci hareketin öyle ya da böyle/objektif ya da sübjektif olarak sarsıntı ve savrulmalar içinde olduğu izlenmektedir. Bu devrimciliğin genel muhtevasıyla ilgili değil, özeldeki temsiliyle ilgili bir sorundur. Devrimci mücadelede bedel ödeyen ve hatta ağır bedeller pahasına bu mücadeleyi göğüsleyen hareketlerin veya devrimcilerin samimiyetinden kuşku duyulamaz. Bilakis tüm eksikliklerine karşın taktir edilmesi gerekenlerdir. Samimiyet ve bedel ödeme kararlılıklarına karşın, devrimci Marksizm’i temsil etmede ciddi sorunlar yaşamaktadırlar. Bu sorunlar esasta örgütsel güç ve nitelikte yaşanan zayıflamaların bir ürünü olarak eylemsizlikte ifade bulmaktadır. Ancak mesele sadece eylemsizlik olarak daraltılamaz. Eylemsizlik temel bir sorundur ve diğer bir çok sorunun da temel nedenidir. Bunda karşı çıkılacak bir yan yok. Lakin eylemsizliği besleyen sebepler de önemlidir. Tam da burada, Marksizm’in derin teorik temelinin Marksizm’in pratikçiliğinde oynadığı rolden yola çıkarak, eylemsizliğe neden olan sebebin teorik-bilimsel zayıflık ya da gerilemeler olduğunu tespit etmek gerekir ki, bu yanlış olmaz. Konu edindiğimiz devrimci hareket özel olarak coğrafyamız devrimci hareketidir. Bura somutunda yaşanan eylemsizliğin teorik gerilemeden-donmadan ileri geldiğini tespit etmek isabet olur. Zira, okuma, araştırma ve inceleme konusunda son derece ciddi bir yetersizliğin olduğu izlenmektedir ki, eylemsizliğe yansıyan durum da bunun bir resmi, özetidir aslında…

Bilimsel araştırma, inceleme bir yana, siyasi gündem ve gazetelerin takip edilme, okunma oranlarına bakıldığında büyük bir ilgisizliğin olduğu görülebilir. Kendi yayın ve gazetelerini takip etmeyen-okumayan bir devrimci bileşen ne kadar teorik ve bilimsel kavrayışa sahip olabilir ki… Örgütlülük oranlarıyla gazete ve yayınların satılması ya da okunması oranı arasında adeta uçurumların olduğu bir durumda keskin devrimci bilinç ve tavırdan söz edilemez. Okuma araştırma konusunda bu kadar geri olan tabloda devrimci bilinç ve bunun ürünü olarak devrimci eylemin de geri olacağı aşikardır. Marksizm’in teorik çerçevesi bir yana, daha yakın kurucu önderlerimizin akademik, entelektüel, teorik birikim ve durumları bilinmektedir. İstisnasız hepsi akademik eğitim gören aydınlar durumundadır. Sadece kurucu önderlerimiz değil, aynı yılların kadro bileşeni ve genel örgütsel çalışma yürüten faaliyetçileri de esasta teorik olup aydın özelliği önde olan devrimciler kuşağını temsil etmekteydiler. Aynı durum bugün için söylenebilir mi? Hayır. Dolayısıyla devrimci hareket aydın özelliğini, entelektüel, teorik ve bilimsel seviyesini esas oranda yitirip geriledi. Bu nitelikte yaşanan zayıflama fiilen devrimci eylem ve tavırda da zayıflıklara yol açtı ve günümüzün sorununda rol oynayan duruma geldi…

O halde bugün, okuyup araştırmaya, inceleyip tartışmaya özel bir önem verilerek, siyasi çalışmalara belli bir ağırlık verilmelidir. Entelektüel ve teorik seviyenin geliştirilmesine önem verilmelidir. Bunlar devrimci görevlerin yürütülmesi veya pratik görevlerin gerçekleştirilmesiyle kıyaslanıp karşı karşıya konulmamalıdır. Elbette, devrimci görevler esastır ve bütün yoğunlaşma buna verilmelidir. Ancak bunun yapılabilmesi için teorik seviyenin, siyasi niteliğin geliştirilmesi ihmal edilemez bir zorunluluktur. Aydın damarın devrimci harekette koptuğu gerçektir. Bu damar bağlanmalı ve devrimciler yetkin teorisyenler, entelektüeller ve aydınlar olarak toplum içinde hak ettikleri yeri almalıdır. Devrimci görevler vasat devrimcilikle değil, profesyonel ve yetkin devrimcilerle yerine getirebilirler. Devrimci pratiğin en ileri gelenleri, en ileri teorik seviyeye sahip olan yoldaşlarımızdı. Önderlerimiz, önder kadrolarımız ve hatta kurucu önderlerimiz tam da böyleydi… Bugün o teorik düzey de o pratikçilik de ne yazık ki, ya yok yada yok denecek kadar güdüktür. Bunu geliştirmek doğrudan devrimci görevdir, önemlidir, ihmal edilemezdir. Kadro sorunu derken bu kast ediliyor. Kadro sorunu tartışılırken açıklanan resim nedir? Tam da bahsini ettiğimiz gelişkin ve yetkin devrimci tiptir. Bu siyasi çalışmaların sistemli olarak yürütülmesi, bununla yetinmeyip kişisel çalışmaların yürütülerek teorik kavrayış ve bilimsel seviyenin derinleştirilmesi hedeflenmelidir…

Teorik ve siyasi gerilik Marksizm’i temsil etmek için yeterli olmadığı gibi, devrimci pratiğin geliştirilmesine de yetmeyecektir-yetmemektedir. Özellikle günümüzde, bilginin daha kolay erişilebilir olması geniş kitlelerin bilgi ve kültürel seviye bakımından ilerlemesini sağlamıştır. Bu durumda devrimcilerin çok daha ileri teorik-bilimsel kavrayış ve seviyeye ulaşması bir zorunluluktur. En önemlisi de devrimci görev ve tavrın temsil edilip yürütülmesi bu kavrayışın geliştirilmesini gerektirmektedir. Geri seviyeyle ileri görevler ve devrimci pratikler temsil edilip yürütülemezler. Topluma açık olan bilgi kaynakları devrimcilere de açıktır. Marksist cephede iyi nitelikte yazar ve aydınların yapıtları, inceleme ve araştırma çalışmaları mevcuttur. Bunların okunarak tartışılması ve incelenmesi önemli bir gelişmeye vesile olacaktır. Ulaşılamaz bir bilgi kaynağı(en azından kitabi bilgi açısından) neredeyse yoktur. İstediğimiz ve ihtiyaç duyduğumuz bilgi ve teoriyi bir çok kaynaktan edinme olanakları vardır. Fakat bunlardan yararlanarak MLM teoriyi temsil etme ve geliştirme çabası son derece zayıftır. Teorik gerilik devrimci saflarda niteliğin düşmesine, zayıflamasına yol açmaktadır. Sorunların hepsi değilse, çoğu bu gerilikten kaynaklanmaktadır. Geriliği ilerletme bizlerin elindedir. İstersek teorik kadrolar haline gelebilir, toplumda entelektüel olarak etkileyici rol oynayabiliriz. Sistemli ve bilinçli eğitim planlamaları yürüterek makul süre içinde toplumun devrimci aydın ve entelektüelleri olarak toplumsal bilinç ve aydınlanmada rol oynayabiliriz. Toplumun, halkların devrimci aydınlara ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacı karşılamak biz komünist devrimcilerin devrimci görevidir…

Bir devrimci harekette ayrılık varsa o son derece sıkı takip ediliyor. Devrimci harekette bir sorun yaşandığında o büyük bir merakla izlenip takip ediliyor. Bir polemik veya dar tartışma yaşanıyorsa bu aksatılmadan takip ediliyor. Yani, devrimci magazinin takibi iyi ama devrimci mücadelenin geliştirilmesi temelinde teorik-siyasi seviyenin ilerletilmesinde araştırıp inceleme iyi değil, yetersiz ya da kötüdür… Devrimciliğin yetkin olarak temsil edilmesine duyulan merak ile ‘‘devrimci magazine‘‘ duyulan merak arasında büyük bir orantısızlık vardır. Ve bu, devrim aleyhinedir… Bizlerin devrimci gerçeğe ihtiyacı vardır. Spekülasyon ve sansasyon yanıltıcı olduğu kadar, oyalayıcıdır. Fikrin de, pratiğin de, devrimin de devrimci gerçekler üzerine inşa edilmesi gerekmektedir. Toplumsal ve sınıfsal çelişki gerçeklerine merak sarmak, siyasi gerçek ve teoriyle meşgul olmak ve nihayetinde siyasi pratikle yorulmak ihtiyaçtır. Yetmez, daha sıkı siyasi çalışmalarla daha yoğun devrimci pratik uğruna zamanı tasarruf etmek şarttır…

‘‘Siyasi çalışmalar bütün çalışmaların can damarıdır.‘‘

Günün Haberleri

Analiz konulu diğer haberler