Takip Et

Makale

Korona Salgınına Karşı Halk Sağlığına Değil, Sermayeye Güvence

Toplum sağlığını kâra endeksleyen kapitalist sistem, dönem dönem ortaya çıkan salgın hastalıkları da yine kârın aracı kılmakta ve kendini güvence altına almaktadır. Koronavirüs salgınında bunun en iğrenç ve pespaye örneklerini yaşıyor ve görüyoruz. Tramp’ın koronavirüs üzerine çalışan Alman tıp uzmanlarına yaptığı rüşvet teklifi buna bir örnekken, diğer bir örnek ise, Erdoğan’ın, toplumla alay edercesine, salgına karşı önlem olarak yaptığı 21 maddelik açıklamadır. Açıkladığı salgını önleme paketindeki maddelerin birkaçı hariç, hemen hepsi ekonomiye dair maddelerdir. Ki, bu niteliğinden ötürü aklı başında ilerici demokrat aydınlar tarafından da haklı olarak ekonomi paketi olarak adlandırılmaktadır.

Bütün varlıklar, varlıklarının devamı için, var oldukları koşullara uyum sağlar ve değişen her koşula göre evrimleşirler. Bu bütün canlılar için geçerli istisnasız bir kuraldır. Koşullara uyum sağlayamayanlar, ömürlerini tamamlayıp, yok olup giderler. Canlı varlık türleri olarak yararlı ve zararlı bakterilerde, mikroplarda, virüslerde bu genel evrim kuralına tabiidir.

Son bir buçuk aydır hızla yayılarak dünyayı kasıp kavuran, insanın insanla ve kalabalıklarla temasını ölümcül tehdide dönüştüren, ülkeleri karantinaya alan ve ölüm korkusunu yaşatan kovid-19 virüsü de evrimleşerek mevcut koşullara uyum sağlayarak yaşamını devam ettiriyor.

Bunu yaparken de insan sağlığını yok ediyor. Eğer evrim teorisine inanıyorsak, bunda anlaşılmayacak veya şaşırılacak bir durum göremeyiz. Hele ki, kapitalizmin kâr uğruna, doğayı ve dolayısıyla insanlığın yaşam koşullarını bunca tahrip ettiği günümüzde, insan sağlığına zararlı mikropların da mutasyona uğrayarak, tehdide dönüşmesine hiç mi hiç şaşırmamak gerekir. Bu tarihte vebaydı, cüzzamdı, yakın geçmişte Ebolaydı, Sarstı, vb.’leriydi, bugünde koronadır.

İnsanlık var oldukça bu türden insan sağlığına zararlı virüslerde kaçınılmaz olarak, hep var olacaktır. Bu konuda mesele şudur; kapitalizmin tüm canlıların varlık koşullarını ortadan kaldırması ve yeni yeni virüs türlerinin ortaya çıkmasına vesile olmasıdır; diğer yanıyla da toplum sağlığını ticarete, yani yine kâr aracına dönüştürüyor olmasıdır. Tıp başta olmak üzere, bilimsel araştırmalar, ortaya çıkan ve çıkacak olan hangi türden virüs olursa olsun, bunlarınınsan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini kıracak ve tedavi edecek çareleri, elbette ki er ya da geç bulacaktır. O halde meselenin diğer yanı, yani yukarıda da belirttiğimiz gibi daha fazla kâr uğruna, canlı ve cansız tüm varlıkların var oluş koşullarını ortadan kaldıran özel mülkiyet dünyası ve bunun bugünkü biçimi olan kapitalizmin kendisi, çözülmesi gereken ve yok edilmesi gereken esas sorun olarak öne çıkar. Yarattığı savaşlarla milyonlarca insanın katline neden olan, emeğinin karşılığını almak için, bağımsızlık ve demokrasi için mücadele eden milyonlarca insanı katleden ve en vahşi işkenceler eşliğinde tutsak eden, insanlığı açlığa ve sefalete mahkum eden, insanları yerinden yurdundan eden kapitalizm, ortaya çıkan biyolojik virüslerden daha tehlikeli ve ölümcül bir virüs olarak, insanlığın başındaki en büyük beladır. Bu beladan kurtuluş, öyle ilaç tedavisiyle değil, nihai olarak komünal mülkiyeti hedefleyen devrimlerle olur ancak.

Toplum sağlığını kara endeksleyen kapitalist sistem, dönem dönem ortaya çıkan salgın hastalıkları da yine kârın aracı kılmakta ve kendini güvence altına almaktadır. Koronavirüs salgınında bunun en iğrenç ve pespaye örneklerini yaşıyor ve görüyoruz. Tramp’ın koronavirüs üzerine çalışan Alman tıp uzmanlarına yaptığı rüşvet teklifi buna bir örnekken, diğer bir örnek ise, Erdoğan’ın, toplumla alay edercesine, salgına karşı önlem olarak yaptığı 21 maddelik açıklamadır. Açıkladığı salgını önleme paketindeki maddelerin birkaçı hariç, hemen hepsi ekonomiye dair maddelerdir. Ki, bu niteliğinden ötürü aklı başında ilerici demokrat aydınlar tarafından da haklı olarak ekonomi paketi olarak adlandırılmaktadır.

Açıklanana göre, salgını önlemek için 100 milyar TL’lik kaynak devreye sokulmuş. Peki açıklanan maddelere bakıldığında, bu paranın toplumun sağlığı açısından ne kadarı hastane, ilaç vb. tedarikinde kullanılacağına dair herhangi bir şey yok. Ne var; sermaye sahiplerinin bu süreçte karşılaşacakları ekonomik sıkıntı ve problemleri gideren maddeler var. Salgının daha fazla yayılmaması için insanların evlerine kapandığı bir zamanda, uçak yolculuğunda alınan KDV oranı üç aylığına, yüzde 18’den yüzde 1’e düşürülmüş. Otel konaklama ücretlerinden alınan vergilerin alınması 6 ay ertelenmiş. Bunlar toplumla alay etmekten başka ne anlama gelir? Şu anlama gelir; bu alanlara sermaye yatıranlar, rahat olun, sizin iflasınızı önleyeceğiz.

Ha keza, paketin ilk maddesi şu; 1- Perakende, AVM, Demir-Çelik, Otomotiv, Lojistik-Ulaşım, Sinema-Tiyatro, Konaklama, Yiyecek-İçecek, Tekstil-Konfeksiyon ve Etkinlik-Organizasyon sektörleri için Muhtasar ve KDV tevkifatı ile SGK primlerinin Nisan, Mayıs ve Haziran ödemelerini 6’şar ay erteliyoruz.

Çalışan emekçiden en küçük bir aksatma olmadan maaşlarından düzenli olarak kesilen vergilere dokunmayan saray sevdalısı Erdoğan, sermayeden alınması gereken vergileri erteleyerek salgın önleyeceğini söylüyor. Bu madde halkın sağlığını mı koruyor, yoksa bu iş alanlarındaki sermayenin çıkarını mı?

Başka neler var; ihracatçı patronların bu süreçte gerileyecek olan ihracatlarını fonlama var. Yani, evine ekmek götüremeyen, evinin kirasını, elektrik gaz faturasını ödeyemeyen milyonlarca emekçiye yapılması gereken ekonomik destek yerine, temsilcisi olduğu sermayenin karşılaşacağı mali sorunu, halkın vergileriyle kapatma var. Ne adına; koronavirüs salgınını önleme adına.

Diğer bir madde de şu; ”KOVİD-19 salgınıyla ilgili tedbirlerden etkilendiği için nakit akışı bozulan firmaların bankalara olan kredi anapara ve faiz ödemelerini asgari 3 ay öteleyecek ve gerektiğinde bunlara ilave finansman desteği sağlayacağız.”

Salgından etkilenecek olan insanlar için gerekli olan ilaç, bakım ve korunma malzemeleri için halka destek yok, yardım yok, ama salgından dolayı zarar etme ihtimali olan sermaye sahiplerine her türlü kolaylık ve finans desteğinde bulunulacak.

Diğer maddelerin hemen hemen hepsi yukarıda aktardığımız gibi sermayenin görebileceği zararların nasıl giderileceğini içermektedir. Bunların hangisi, salgının önlenmesini yani insanların sağlığını korumayı veya virüse yakalanmış kişilerin tedavisini amaçlıyor? Hiç birisi.

Sermayenin karşılaşabileceği zararlar konusunda bu kadar hassa ve duyarlı olan iktidar, salgın nedeniyle çalışamayacak olan, hali hazırda işsiz ve işsiz kalacak olan emekçiler, ürününü pazara taşıyamayacak olan çiftçiler, zarar görecek olan küçük esnaf, kısacası büyük sermaye dışında kalan milyonlarca insan için neden herhangi bir destek maddesi yok. Olmaz. Çünkü, iktidarın derdi yoksul emekçi halk değil, iktidarın bütün derdi, bekçisi ve hizmetçisi olduğu sermayeyi korumak ve kollamaktır.

Eğer derdi salgını ve etkilerini önlemek, toplumun sağlığını korumak olsaydı, adı salgını önleme olan bu pakette, hangi alanlara ne kadar hasta hane veya sağlık kurumu inşa edileceği, mevcut sağlık çalışanlarının kapasitesinin ne kadar artırılarak, olası durumlara karşı hangi olanak ve koşullarda nasıl hareket edecekleri, önleme ve tedavi için ne kadar araç, ilaç, dezenfekte ve maskenin hangi sağlık kurumundan ve nasıl tedarik edilebileceği, hastane ve karantina alanlarının hastaların ve virüs kapma şüphesi olanların gözetim ve tedavisinde gerekli olan maddi sıkıntıların devlet tarafından karşılanacağı vb. gibi gerçek anlamda sağlık alanıyla ilgili sorunlar ve bunların giderilmesini içeren bir paket açıklanmış olurdu. Sermayenin zararlarını karşılamak için değil, virüsü etkisizleştirecek ve tedavi edecek olan aşı ve ilacı bulmak için gerekli olan fonlar ayrılır ve destekler hazırlanırdı.

Başta da dedik, kapitalizmin toplum sağlığı diye herhangi bir derdi yok. Onun bütün derdi davası, kardır. Bu amaçla, var olan her şeyi kâr hırsını gidermenin aracı kılar. Koronavirüs salgınında kendi varlıkları ve kendi güvenceleri için araç haline getirildi. Toplumun gözünü boyamak içinde, en düşük emekli maaşını 1500 TL’ye çıkarıp, 80 yaş üstündekilerin kontrolü ve tedavisi gibi bir iki madde eklenmiştir.

Bütün dünya halkları Koronavirüs korkusuyla yatıp kalkıyor. Dünyanın bir parçası ülkemiz. İnsanı da bu korkunun girdabında. ”TC” devleti ve temsilcilerinin yaptığı hiçbir açıklamaya inanmıyor ve güvenmiyor. Daha çok sanal alanda okuyup dinleyerek öğrendiklerine göre kendi korunma yöntemini geliştiriyor. Bu yol, sadece mevcut salgın tehdidine karşı bir önlemdir. Bu önlemler elbette ki önemlidir. Tereddütsüzce alınmalı ve uygulanmalı. Ancak, insanlığın ve ezilen milyarlarca emekçi halkın sırtına yapışmış, hiç ara vermeksizin emeğini ve kanını emip sömüren esas büyük virüs olan kapitalizmden kurtulmaktır esas mesele. Adına salgına karşı önlem dedikleri sermayeyi koruyup güvenceye alan sarayın faşist diktatörü, ülkemizdeki en tehlikeli virüstür. Bu virüsten kurtulmaktır esas mesele.

Günün Haberleri

Makale konulu diğer haberler