Connect with us

Editörün Seçtikleri

İmera Fera Yeşilgöz yazdı: Cenk Destanı

Cenk Destanı’nı yaratan üç gerillayı, üç devrimci yüreği tarih sahnesinde birleştiren sınıfsız, sömürüsüz bir dünyayı yaratma isteğidir. Kendilerinden önce ölümsüzleşen yoldaşlarının hesaplarını sorma isteğidir. Dünyanın üzerine çekilen kara tülü gökkuşağının renkleriyle yırtma eylemidir. Kendilerini devrime katabilme cürettidir. Zafere hissedilen inançtır. Düşmanı yenebilme iradesidir

Biz ne bu zamanın gerillası, ne de bu zamanın hakikat savaşçılarıyız. Tarihin bütünlüğü bize zamansız ve mekansız olmayı zorunlu kılıyor, demişti öncüm.

Zamanın üç ayrı tarihinde, mekanın üç başka yerinde DİRENİŞ, aynı görkemlilikle, aynı cesaretle, aynı fedailikle, farklı bedenlerde, aynı yürekle, aynı isimlerle yaşandı. Birbirlerini hiç görmemiş, devrim mücadelesine nefer olmuş üç gerilla tarafından yazılan CENK destanı, kurşunları teslimiyete yeğleyelerin, yoldaşları için bedel ödemenin ve ödetmenin, düşmanını en önce kendinde yenebilenlerin destanıdır. CENK destanı, önderlerinin yolunda tıpkı önderleri gibi tereddütsüzce yürüyebilenlerin, özgürlük türkülerini yürekte duyabilenlerin, zafere yoldaş olabilenlerin destanıdır.

Daha dün gibiydi, ansızın vuruldular

belki yirmi tetikti belki daha çok

namlular utanmıştı, insanlar değil

namlular şaşkındı, bitkindi çaresiz.

ştüler toprağözgürce korkusuz

kurşun sesi değildi bir sevdalı gülüştü

ştüler dimdik, özgürce, yalın

öldüler ama çoğaldılar ölümsüz

Destanın ilk mermisi MKP gerillası, parti üyesi Cömert Kayar (Cenk-Mahir) yoldaş

6 Eylül 1994 tarihinde Tokat-Almus‘ta faşist türk ordusuyla girdikleri çatışmada MKP‘nin Önder kadrolarından Kazım Ekici ile HKO savaşçıları Dilek Varol ve Fatma Turgut yoldaşların ölümsüzleşmesi ardıdan görevli olarak kısa süreliğine gittiği şehirden tekrar gerilla birliğine dönerken Sivas‘ta randevu yeri olan bir lokantada polisler tarafından gözaltına alınır Cenk yoldaş. Sivas Emniyet Müdürlüğünde 4 gün boyunca süren işkencelerle teslim alınmak istenir. Fakat düşman, Cenk yoldaşın direnişiyle bir kez daha kendi mevzisinde, işkencehanesinde yenilir. Cenk yoldaş, önderi İbrahim Kaypakkaya yoldaş gibi sır vermektense ser vermeyi yeğler. Cenk yoldaş, faşist cellatlar tarafından tıpkı İbrahim Kaypakkaya yoldaş gibi 6 Ekim 1994 tarihinde işkencede katledilir.

Cömert Kayar yoldaş, 25 Ekim salı günü çiseleyen yağmurun altında, yoldaşlarının omuzlarında parti şehitliğinde, Zeki Peker ve Erhan Öztürk yoldaşlarının yanına emanet edilir. Yoldaşların yüreklerinde sevda, öfke olmuş, hep birlikte haykırırlar “Cömert yoldaş ölümsüzdür!”

Karadeniz bir tutkudur Cömert yoldaşta. Belki de Mahir yoldaşın ardından bir intikamdır. “Karadeniz’de ahım var. Karadeniz kızıllaşmalı” diyen Cömert yoldaş, ölümsüzleşmeden evvel Mahir olmuş, Karadeniz’e doğru yol almaktaydı. Kavganın en demli yerinde ölümsüzleşen Cömert yoldaş, söylediği “bu toprak emekçi kanıyla sulanmadan, değerlerimiz uğruna yüreklerimizi ortaya koymadığımız müddetçe umut yeşermeyecektir cümlelerinin eylemi olmuştur. Ah Cenk yoldaş, elimizden gelse sonsuz yeşerecek yeryüzü. Cenk yoldaş, toprağı kendi kanıyla sulayarak, değerlerimiz uğruna yüreğini koyarak ardından gelen iki gerillaya ve daha yüzlercesine umut olmuştur.

Destanın fedai, ikinci mermisi DKP/BÖG savaşçısı Cenk Kılagöz (Cömert Nazif Efe) yoldaş

4 Haziran 1995 yılında dünyaya gelen yoldaşımız Cömert Kayar yoldaşın öz yeğenidir. Cömert Kayar yoldaşın kızkardeşi, oğluna, Cömert Kayar yoldaşın mücadele adını vererek, yoldaşımızın doğumu dayısına, dayısının adına ve mücadelesine yeniden nefes olmuştur. Tıpkı faşistler tarafından katledilen Yusuf Baş yoldaşın yeğeni, yoldaşımız Yusufbaş Akay (Cihan Efe) ‘da , yine işkencede katledilen İmran Aydın yoldaşın, yeğeni, yoldaşımız İmran Fırtına(Yasin Aydn) ‘da yaşamaya devam ettiği gibi.

Cenk yoldaş, dayısı Cömert yoldaşın devrim mücadelesinin anılarıyla büyür. Daha çocuk yaşlarda düşmanını tanır, kalleş yüzünü görür. Lise sıralarındayken devrimci mücadelesini örgütlü olarak sürdürmeye başlamıştır.

2015 yılında DKP/BÖG saflarıyla buluşmuş ve dayısı Cömert Kayar yoldaşın kimlik adını mücadele adı olarak almıştır. Cömert yoldaş , 27 Nisan 2017 tarihinde Birleşik Özgürlük Güçleri Meryem Güler Müfrezesi savaşçısı olarak Dar Azza’da İdil Güler (Özge Bali), Zahide Rosa Suk(Asiye Özlahlan) ve Cihan Efe(Yusufbaş Akay) yoldaşlar ile faşist T.C ordusu ve çetelerine karşı girdikleri çatışmada son mermilerine kadar çatışarak ölümsüzleşmişlerdir. Çatışmada en sona kalan Cömert yoldaş çatışmaya devam ederek, çetelere teslim olmaktansa son mermisini kendisi için kullanarak karanlığı moleküllerine ayırmıştır. Adını layıkıyla taşımıştır.

Cömert… Kara gözlü, gece bakışlı, türkü sesli, anneye sevdalı, Eylül’e, tutsak edilen Şafak’a hasret yoldaşımız. Özgürlük Güçlerinin fedaisi, yaşamını devrimle bir etmiş gerilla. Eğitim parkurlarının yorulmaz savaşçısı. “Yaşamayı uğruna ölecek kadar seven, sevginin derinliklerine yüreğiyle ulaşan bir devrimci. Varolmanın eylem hali.

Özgürlük Güçlerinin en iyi sabotajcılarından. Gününün çoğunluğunu sabotaj mangasında, geri kalanını da eğitim sahasında geçirirdi. Cevat ve Bahtiyar adında iki ördeği bir tane de köpeği, majör vardı. Ördekler savaşın olağanca şiddetine rağmen yaşama tutunmayı sürdürüyorlar. Majör ne yazık ki aynı ısrarı gösteremedi.

Cömert yoldaş, duygularını fikirleriyle harman edebilmenin mümkünlüğünü yaşamıyla ortaya koydu. “Gün”e “ışık” kattı mısralarıyla. Her bir şiiri ayrı bir sevda, ayrı bir adanmışlıktı. Bir türkü söylerdi , sesiyle tüm özlemleri, dört mevsimi kucaklardı. En sevdiği türkünün sözlerine karıştı direnişiyle.

ANNE ben senin oğlunum

bu kavgaya inancım var,

ölmek yaşamaktır yine,

halkımın yüreğinde,

ölmekte güzeldir ANNE,

ölmek özgürlük için,

ölmek yarınlar için”.

Çayına tarçın katar, annemin kokusu diyerek içerdi. Güldüğünde yüreğini ısıtırdı insanın. Bundandır ki şairin söylediği gibi olmadı. Alışamadık yoldaşımızı yalnızca düşlerde sevmeye. Yüreğine yoldaş olan kadının saçlarına taktığı mor bir kefiye, parmağında anne hatırası bir yüzük ve sevgisiyle yaşanılan her saniye yürekte taşınan cephanedir şimdi.

Gevşek olan çözülürder, inancı ve kararlılığı örgütüyle kurduğu en sıkı bağ idi. Cömert yoldaş, kendisinden önce ölümsüzleşen önderlerinin,yoldaşlarının yolundan yürüken bir kezde kendisiyle göstermiştir ki devrimciler hiçbir zaman teslim alınamaz!

Destanın üçüncü direniş mermisi MKP/HKO gerillası Eren Tali(Cenk) yoldaş

Eren yoldaş, 1993 yılında Dersim’de dünyaya geldi. Gözlerini açtığı topraklar, düşmanın baskı ve savaşına karşı, halk isyanlarını doğuran topraklar. Dağlarıyla, sularıyla, karıyla rüzgarıyla gerillaya yaşam olan topraklar. Proleter bir ailede büyüyen Eren yoldaş, örgütlü mücadele ile 16 yaşında tanıştı. İstanbul’un Sarıgazi semtinde örgütlülüğünün ilk adımlarını attı. Lise öğrenimini tamamlayan yoldaşımız ,tekstil ve torna sanayi alanlarında çalıştı. Genç yaşta emek sömürüsü ile tanışan Eren yoldaş, yaşamın emekçi güzelliğini elleriyle, alın teriyle yaratttı.

Sistemin sömürü çarkı, dişlerini her geçen gün Eren yoldaşın bedenine daha da derinden geçiriyordu. Çarka çomak gerekliydi. Eren yoldaş, 22 yaşındayken 2014 yılında sistemsel kopuşunu gerçekleştirerek, yüzünü doğduğu toprakların dağlarına döndü.

Düşmanın işkecehanelerinde düşmanı yenen Cömert Kayar yoldaşın direnişinden etkilenen Eren yoldaş, Cenk adını alarak nasıl bir gerilla olacağını kendisi için daha ilk gün belirledi : cesaretli,tereddütsüz, kararlı, teslim alınamaz!

Birim Komutanı olan Cenk yoldaş, 16 kasım 2017 tarihinde Dersim/Ovacık’ta gerçekleştirilen operasyonda, MKP/HKO gerillaları Eylem Zeytin(Lori), Cemile Kocakaya(Deniz), Fırat Taşgın(Savaş) yoldaşlarla birlikte son mermilerine kadar çatışarak ölümsüzleşmişlerdir.

Cenk yoldaşın katılımı deyim yerindeyse yeni bir soluk olmuştu mücadeleye. Kanı deli akan, proleter üretkenliğiyle, espirileriyle, yoldaşlarına yaptığı şakalarla yaşamın her anında katılımcı bir yoldaş. Savaşçı niteliklerinin gelişime açıklığı ilk zamanlardan belli. Katılımının ilk senesinde, kış kampının ardından birim komutalığı görevi verildi. Kendisini bilgi ile kuşatmaya adamış bir devrimci. Yoğunlaşma anında öyle derin dalardı ki, defalarca seslenilse de duymazdı. Kendisini anda yaptığı iş ile bütünleştirirdi. Araştırmak ve öğrenmek… Cenk yoldaş için yerine getirilmesi gereken devrimci bir görev. Bu yaklaşımının somutlaştığı en belirgin alanlardan biri cephane idi. Proleter yaşamının kazandırdığı el becerisi ile her silah Cenk yoldaşın elinde sıradan bir oyuncak olabiliyordu. Tabi silahları yalnızca teoride araştırmıyordu. Pratik olarak deniyordu. Cephaneci yoldaşın en sık gördüğü yoldaş Cenk yoldaş olurdu. Gerillanın, her daim cephanesini tasarruflu kullanması gerekir. Fakat Cenk yoldaş, şörjörlerini öğrenme merakı için sıkmakta oldukça “cömert” idi.

Gerilla, devrimi önce kendinde gerçekleştirir. Devrimci yaşamın modelini önce kendi yaşamında kurar. İlericiliklerini devrimi geliştirmek için kullanır, gericilikleriyle yaşamda hesaplaşır, bedel ödemekten ve görev almaktan çekinmez. İşte Cenk yoldaş, gerillacılığı yaşamına içkin bir olgu haline getirebilmiş bir yoldaşımızdı. Yaşamını proleter disiplinle ören Komutan Cenk, “pratiğimiz, öz eleştirimiz olsundiyerek devrimcinin sözünün eylem olması gerektiğini belirtmiştir. Komutanlık bir karakter biçimidir. Öncü, çözümcü bir ruh gerektirir. Komutan Cenk, her daim yapılacak işin hem örgütleyecisi hem de uygulayacısıydı. Sorunlar, hatalar karşısında “bir tek ölüler hata yapmazder daima bir çözüm önerisi bulunurdu.

Söylediği türküler, annesinin yüreğinde bir sevda, yoldaşlarının şarjöründe bir mermidir şimdi. Çok sevdiği ve her zaman söylediği sıyrılıp gelen şarkısının “sessiz ve sakin beklemekte. Bekledikçe bileylenen yürek” sözleriyle tuttu yasını , mahallede mücadeleyi beraberce sürdürdüğü Mesut yoldaşın(Cem gürgül) ardından. 26 eylül 2017 de Dersim/Ovacık’ta İsyan(Özcan Öner) yoldaş ile beraber son mermilerine kadar çatışarak ölümsüzleşen Mesut yoldaşların ardından “belli ki dağların denizlerin ve göklerin üzerinden sıyrılıp gelmektedir seher, belli ki yakındır. Belli ki yakındır doğayı ve hayatı sarsacak savaş”sözleriyle bileylemiştir intikam isteğini.

CENK DESTANI’nı yaratan üç gerillayı, üç devrimci yüreği tarih sahnesinde birleştiren sınıfsız, sömürüsüz bir dünyayı yaratma isteğidir. Kendilerinden önce ölümsüzleşen yoldaşlarının hesaplarını sorma isteğidir. Dünyanın üzerine çekilen kara tülü gökkuşağının renkleriyle yırtma eylemidir. Kendilerini devrime katabilme cürettidir. Zafere hissedilen inançtır. Düşmanı yenebilme iradesidir.

CENK olabilmek, kendini yaşam ateşine dönüştürebilmektir, direnişten başka bir türkü söylememektir.

CENK olabilmek, yoldaşlarıyla tek yürek olabilmektir, ölüme gülücükle durabilmektir.

CENK olabilmek, partinin,önderlerimizin direniş çizgisini zafere taşıyabilmektir.

CENK olabilmek, avcı ateş kuşları olabilmektir.

Yoldaşlarımızın, geride kalanlar olarak bizlerdedir silahları.Hep güzelliklerde bulacak, gülüşlerimizde çoğaltacağız her birini. Adlarının ve anılarının yanına hüzün yerine direnişi ve coşkuyu, zaferi ekleyeceğiz.

Öfke geçmiyor, sadece acının tortusu hafifliyor biraz.Lakin acının nelerden oluştuğunu, birkez içimizde çözüp erittik mi,kanımıza ne çok yaşam dürtüsü iletebileceğini hissedebiliriz. Yoldaşlarımızdan öğrendiğimiz, ancak birlikte yanarsak yeryüzünün aydınlanacağıdır.Yaşamın gizi budur.

Ve son:

Oğlu vurulmuş bir anneden daha büyük ki

Bu makale ilk olarak Umut Gazetesinde yayımlanmıştır.

Günün Haberleri

More in Editörün Seçtikleri