Takip Et

Makale

İktidarda Geçiş Süreci ‘‘Kanlı mı Olacak, Kansız mı?‘‘

Görünen de o ki, emperyalist güçler ve hatta İran bile devrededir. ‚‘‘Eski‘‘ ajanının öldürülmesi, hem de ‚‘‘eski‘‘ İngiliz ajanının ‘‘intiharından‘‘ sonra öldürülmesi İran’ın sürecin içinde olduğunu açıklamaktadır. İran kendisinin başına gelenlerden ve gelmesini muhtemel gördüğü gelişmelerden dolayı işin içindedir. ABD ile İngiliz emperyalistlerinin de bu süreçte ortak hareket ettikleri söylenebilir. İkisinin lehine bir iktidar değişimi ve daha başka sebepler bu ortaklığı olanaklı kılmaktadır

Tesadüfe bakın ki, ‘‘eski‘‘ İngiliz ajanının birden bire ‘‘İntihar‘‘ edesi tutuyor. Hemen bir kaç gün sonrası, yine ‘‘eski‘‘ olan bir İran ajanı da öldürülüyor! Bunlar kime ve neye göre eski ajanlar? Şimdi kime çalışıyor olabilirler? Bu ihtimal var mı? Acaba İngilizlerin çalışmalarına çomak sokmak için ‘‘intihar‘‘ eden kendi ‘‘eski‘‘ ajanlarına dönük eyleme karşı mı,  İran’ın ‘‘eski‘‘ ajanı öldürüldü?… Daha da önemlisi bu ‘‘eski‘‘ ajanlar şimdi ne yapıyordu ve neden burada bulunuyorlardı?… Aynı tarihe CHP’den bir siyasetçinin Erdoğan’la görüşmesi gündeme düşüyor ve Kılıçdaroğlu, ‘‘biliyorum, yine yumruk atan ekipler vb oluşturulmuş‘‘ diyerek istihbari bilgilere dayalı imalarda bulunuyor. Sonrasında Kılıçdaroğlu’na dönük suikast söylemleri piyasaya sürülüyor. Eğer görevini bırakmazsa, kesinlikle öldürüleceği ifade ediliyor… Ve bütün bunlar, yeni kurulacak partilerin kuruluşlarını ilan edeceği günler öncesine tesadüf ediyor… Tesadüf ki, yeni kurulacak Babacanlar partisinin, şimdi ‘‘eski‘‘ ajanı ‘‘intihar eden‘‘ aynı İngilizlerle maziye dayalı görüşmeleri de dillendirilmişti! Ha, unutmadan bu tesadüfler zinciri erken seçimin dillendirilmesine de tesadüf ediyor… Tesadüf ya, oluyor işte… Ama kısa zamanda bu kadar tesadüf de biraz fazla sanırız.

Bunları böyle sıralayıp gözler önüne sermek komplo teorisi tepkisiyle değerlendirilebilir. İyi ama zaten komplolar diz boyu. Asparagas denilen haberlerin basına sızdırılması sebepsiz olmasa gerek… Ki, gerektiği gibi de tartışmaları fitilledi. İstenen bu değil miydi? Belki daha fazlası… Ama bekleyip görmek lazım. Kim bilir daha neler yumurtlanacak, ne pis kokular yayılacak, ne kirlilikler saçılacak ve ne bomba haberler servis edilecek… Bunu bilemeyiz, yapanlar ve yapacaklar bilir…

Bu ‘‘tesadüflerin‘‘ boş ve anlamsız tesadüfler olmadığı açık. En azından erken seçime dönük alttan yürütülen bir sürecin işletildiği pekala değerlendirilebilir. Sorun iktidar pastası ve buna bağlı meseleler ise, burjuvazinin yapmayacağı şey yoktur. Mevcut komplo ve kirlilikler de bunun göstergeleridir. Dolayısıyla suikastler olmaz mı? Olur. Lakin, karşı cephe suikast meselesini deşifre ederek bir bakıma önlem almış, bu zaviyeden durumu kotarmış oldu esasta… Karşı atakla rakiplerine yanıt verecekleri de hesaplanmalı elbet… Ne de olsa, hepsinin(burjuva klik ve partilerin) arkasında bir emperyalist sermaye, güç ve hatta istihbarat bulunmaktadır. Dolayısıyla bir kliğin işlediği haltı, diğer kliğin de işleme olanağına sahiptir…

Yaşanan bu sürecin arkasında bulunan nedenlerden biri seçim/erken seçimdir ki, bu iktidara gelme ya da iktidarını koruma meselesinde anlam bulur. Bundan hareketle:  İktidar dalaşı ülkedeki komprador tekelci klikler arasında cereyan etmesine karşın, neden ‘‘eski‘‘ de olsa İngiliz ya da İran ajanları öldürülüyor ya da ‘‘intihar‘‘ ediyorlar? Bunun tek yanıtı var; yaşanan iktidar dalaşında bu yabancı güçler ve istihbaratlar da devrededir. Bir kliğin lehine, diğerinin aleyhine… Ya da her iki kliğin de aleyhine ve lehine olan yabancı güçler vardır ve bunlar devrededir.

Erdoğan’ın bu tesadüfler zincirinde elinin temiz olduğunu düşünmek safdillik olur, onun doğasına da aykırıdır. Karşı karşıya kaldığı iktidarı kaybetme ve akabinde önüne gelmesi muhtemel olan sorunlar dikkate alındığında Erdoğan’ın MİT ve diğer kirli örgütlenmelerini devreye sokarak ‘‘kefeni yırtma‘‘ çabasına gireceği kesindir. Bu çabasının bir parçası HDP ve dolayısıyla Kürt ulusunun demokratik iradesine karşı kayyum atamaları ve tutuklamaları yoğunlaştırarak geliştirdiği faşist saldırılardır. Ki, bu erken seçime dönük bir saldırganlıktır esasta…

Fakat, yaşanan bu süreçte Erdoğan’ın da, ister yaptıkları ve gelişmelerde oynadığı muhtemel rolüyle olsun, isterse onun dışında yaşanan gelişmeler varsayımında olsun, en azından teşhir olarak zarar görmesi olasıdır…

CHP’yi de, AKP’yi de zayıflatıp ‘‘bir taşla iki kuş vurmayı‘‘ hedefleme stratejisi emperyalist güçlerin bilinen siyasetidir. Bu stratejinin devrede olması muhtemeldir. Tabi, Erdoğan‘ın esasta bu sürecin dışında olduğu varsayılırsa. Aslında Erdoğan’ı bu sürecin dışında tasavvur etmek zordur. Fakat olasılıktır… Erdoğan dışında emperyalist güçler devrede olabilir. Özellikle kurulacak yeni parti ile İngilizler arasında görüşmelerin olduğu doğru ise ve düşünülür ise, emperyalist güçlerin devrede olduğunu söylemek daha kuvvetli ihtimal haline gelir. Buna, ‘‘eski‘‘ İngiliz ajanının ‘‘intihar‘‘ meselesi de eklenirse, emperyalist ihtimal daha da kuvvetlenmiş olur… Ve eğer bu olasılık doğru ise, erken seçim olasılığı kadar, kurulacak yeni partinin seçimlerde iktidara gelmesi de güçlü ihtimal olarak değerlendirilebilir. Ve yine bu okumalarımız doğru ise, iktidarın komprador tekelci burjuva klikler arasında el değiştirmesi zemininde bir geçiş süreci aktüeldir, ‘‘düğmeye basılmıştır‘‘ denilebilir.  Tam da burada önemli soru şudur; bu geçiş süreci ‘‘kanlı mı olacak, yoksa kansız mı?‘‘

Mevcut durum ve gelişmeler dikkate alınarak bu soruya yanıt verilecek olursa, geçiş sürecinin öyle ya da böyle kanlı olacağı söylenebilir. Erdoğan için hayat-memat meselesi olan iktidarı kaybetme durumu düşüldüğünde, Erdoğan‘ın ‘‘iç çatışmayı göze alacak kadar‘‘ iktidardan kolayca vaz geçmeyeceği genel kanaattir. Fakat, Erdoğan’ın boyunu aşan durum söz konusu olduğunda, yani emperyalist güçler işin arkasında olarak devrede olduğunda Erdoğan’ın bu kanlı süreci göze alamayacağı, tam tersine can derdine düşeceği de söylenebilir. Geçişin kanlı olması, sadece bir iç çatışma olarak anlaşılamaz. Ama, geçiş sürecini ciddi olarak engelleme direnci sergilendiğinde, bu direncin isabetli halkalarından kırılması biçiminde yaşanabilir bu kanlı süreç. Birinin suikaste uğraması, birinin yargılanarak cezalandırılması gibi… Ki, şimdiki, ‘‘hainlik, vatan hainliği‘‘ şeklindeki söylemlere bakıldığında bu zeminde bir yargılanmanın yaşanması mümkündür. ‘‘Darbeler dönemi kapanmıştır‘‘ denildiği anda bir askeri darbe girişiminin yaşanması gibi, emperyalist tombaladan bir hainlik yargılanması sağlanabilir. Yaşanan mevcut süreç bunun ip uçlarını taşımaktadır… Kim kurban edilir bilemeyiz ama geçiş süreci için bir kurban gerekirse, bu kurban bulunur ve kurban edilmesinin şartları fevkalade yaratılır. Seçilecek kurbanda, esas aktör olmasa bile, başka aktörler üzerinden gereken mesaj verilmiş olur ve amaç hasıl olmuş olur… Tekraren belirtelim ki, eğer emperyalist güçler devrede ise ve bu geçiş sürecini hayata geçirmeye karar vermişler ise, bu şartla, olası gördüğümüz gelişmelerin yaşanması tamamen mümkündür…

Görünen de o ki, emperyalist güçler ve hatta İran bile devrededir. ‚‘‘Eski‘‘ ajanının öldürülmesi, hem de ‚‘‘eski‘‘ İngiliz ajanının ‘‘intiharından‘‘ sonra öldürülmesi İran’ın sürecin içinde olduğunu açıklamaktadır. İran kendisinin başına gelenlerden ve gelmesini muhtemel gördüğü gelişmelerden dolayı işin içindedir. ABD ile İngiliz emperyalistlerinin de bu süreçte ortak hareket ettikleri söylenebilir. İkisinin lehine bir iktidar değişimi ve daha başka sebepler bu ortaklığı olanaklı kılmaktadır…

Kısacası; Erdoğan’ın kirli oyunları ve esasta da iktidar saplantısı kurbanlar alıyor, yeni kurbanların alınmasına da yol açabilir. Kendisi mi olur, Kılıçdaroğlu mu, yoksa daha başkası mı olur, bu geçiş sürecinin önündeki direncin ciddiyetine ve burada yaşanan gelişmelerle birlikte, esasta sürece hakim olan-olacak olan emperyalist gücün kim olduğuna bağlıdır… Elbette geçiş sürecinin mutlak suretle kanlı geçeceği de iddia edilemez. Kansız geçiş te mümkündür. Ama bunu, geçiş sürecinin baltalanması ve ona gösterilecek direncin niteliğine bağlı olacaktır… Bu süreç aktüeldir, geri dönülmez biçimde başlamış sürmektedir ve tamamlanacaktır. Esasta da erken seçimlerle tamamlanacaktır. Seçime gitmeden gerçekleşecekse, bu geçişin kanlı olacağı anlamına gelir. Erken seçimlere kalırsa esasta kansız olacaktır…

Günün Haberleri

Makale konulu diğer haberler