Takip Et

Güncel

Hıdır Uludağ yazdı: Sıradan olaylar diye diye…

Başkalarının sizin yerinize siz olmalarına izin vermeyin. Sizinle en ufak sorunu olmayan sınıf kardeşlerinizle, size hiçbir düşmanlık beslemeyen kardeş halklarla düşman edilmenize müsaade etmeyin

Ah be memleketimin güzel insanları, nasıl anlatayım sizi size. Her gördüğü gölgeyi gerçek sanan saf temiz yürekliler mi desem, yoksa gerçeklerle yüzleşmekten kaçan yüreksizler mi desem? Doğrusu nasıl anlatabileceğime ben de karar veremedim. Ama bildiğim ayağı çıplak, bir hırka, bir lokmaya muhtaç olan siz memleketimin güzel insanları, geleceğinize kast eden her bir olayı sıradan olay diye diye hem kendinizi hem o güzelim memleketi mahvetmelerine izin verdiğinizdir. Sizi bir hırka ve bir lokmaya muhtaç edenlere dair bir şey yazmayacağım, bir tek söz dahi söylemeyeceğim. Onlar hakkında çok şey yazıldı, çok şey söylendi. Onlar ki memleketi parsel parsel satanlardır “ekmeğinize, aşınıza göz koyanlardır” bunu hepimiz kendi adımızı bildiğimiz kadar bilenleriz. Sizi, görüp de görmezlikten geldiğiniz gerçeklerle yüzleştirmektir bugün amacım. Belki de vicdanınızla baş başa bırakmaktır…

Yüzlerce çocuk yaştaki kız çocuğunun tecavüz edilerek hamile bırakıldığını duydunuz hepiniz. Bu alçaklığı ortaya çıkartan onurlu, insani erdemlerle hayis birisine işinden el çektirildi ve şimdi ölüm korkusundan köşe bucak saklanırken bu insan, tecavüzcüler ödüllendirildi. Yetkililere rütbeler takıldı. Sustunuz. Belki alkışlayanlarınız bile oldu.

Bu memleketin nüfusunun yarısından fazlası farklı inançlara mensup olduğu gerçeğini hepimiz biliyoruz. Devlet bunlardan vergi almasını, çalıştırarak sömürmesini, iktidarını korumak için askere göndermesini biliyor ve bunda hiçbir sakınca görmüyor. Ama askere gönderip de cenazesi geri gelen askerin cem evinde cenazesinin defnedilmesine bir çavuşun gitmesini bile yasaklıyor. Giderken vatan evladı, cenazesi döndüğünde “vatan haini” oluyor. Ve siz yine susuyorsunuz. Onların çıkarları için kardeşsiniz, çıkarlarına ters düştüğünüzde siz çarıklılar birbirinize düşman ediliyorsunuz. Farkında mısınız? Niye ki ne alıp veremeyeceğiniz var sizin birbirinizle? Düşündünüz mü?

Ölülerin mezarlarının yağmalandığına “oh olsun” diyecek kadar yüreklerinizin nasırlaşmış olmasına üzülüyorum doğrusu. Kendi inançlarında bile buna yer olmadığını bile bile nasıl bu kadar taş kesildi bu insanlar demekten kendimi alıkoyamıyorum.

Küçücük erkek çocuklara tecavüzü, “İslam’da yeri var. Buna da bademleme denir” diyen sözde din alimlerinizin karşısında sus pus oluşunuzu hayretler içinde izliyorum. Ve bir İslam kongresinde kadına dair karar altına alınan şu ucubeliğe özelliklede baş örtülü kadınlarımızın bir tek söz etmeyişleri ağrıma gidiyor doğrusu. Kadının tartışıldığı kongredeki karar nedir diye soracaksanız, karar aynen şu; “Kadın memeli bir hayvandır”. İslam’da kadının yerinin ikinci sınıf olduğunu hepimiz biliriz ama bu kadar açıktan açığa yapılan hakarete gösterilen suskunluğu, belki de kabullenişe hiçbir anlam veremiyorum.

Bilim ve teknolojinin yadsınarak, çocuklarınızın geleceğinin karartıldığını, bilim adamlarının zindanlara tıkıldığını, yoksulluğun işsizliğin canınıza tak dediğini, kardeş Kürt halkına her türlü zulmün reva görüldüğünü, oylarınızla seçip görevlendirdiklerinizin görevden alınıp zindanlara doldurulduğunu, pantolon giyinen kadının yerlerde sürüklendiğini, okullarda kız erkek sınıflarının ayrılmak istendiğini, çalışan kadının “fahişelikle” suçlandığını, kadın cinayetlerinin son bir kaç yılda % 1500 artığını ve bunlar gibi daha yüzlerce toplumsal hayatınıza kast eden olayları “bilmiyorduk” diyemezsiniz. Ya da bu her bir gayri insani olaya, “sıradan olaylar” gözüyle bakamazsınız. Bu bakış, kendi mezarınızın kazıcılığını yapmanızdan başka bir anlam ifade etmez. Bakın bugün, tavuğunuza kış dememiş bir halkın katliamı karşısında sus pussunuz. Hiç yok yere çocuklarınızın ölümünü alkışlayacak kadar taş yürekliler çıkıyor aranızdan. Bir ana, bir baba düşünün ki verilecek üç beş kuruş maaş için çocuğunun ölüm fermanını imzalasın. Bu nasıl bir gaddarlık, bu nasıl bir menfaat düşkünlüğü. Gerçekten ülkemiz bir işgal hareketiyle yüz yüze gelse bunu anlarım. Ve işgalcilere karşı savaşın ön cephesinde yer almaktan çekinmem. Ama şimdi haksız yere Efrin’i işgale kalkışacaksınız, size hiçbir düşmanlığı olmayan Efrin halkının başına tonlarca bomba yağdıracaksınız ve üstüne üstlük bir de haklı olacaksınız. Bu mümkün değil. Mümkün olmayan bu duruma olan suskunluğunuza kızıyorum.

Kısacası, memleketimin güzel insanları, sizi, siz olmaya davet ediyorum. Başkalarının sizin yerinize siz olmalarına izin vermeyin. Sizinle en ufak sorunu olmayan sınıf kardeşlerinizle, size hiçbir düşmanlık beslemeyen kardeş halklarla düşman edilmenize müsaade etmeyin. O zaman her şeyin çok daha güzel yaşanılır olduğunun tanığı olacaksınız.

Hıdır Uludağ

Günün Haberleri

Güncel konulu diğer haberler