Takip Et

Analiz

Erdoğan/AKP iktidarının hal-i pürmelali ve sokakların kudreti!

Sokakların gücü nice padişahı tahtlarından etmiştir. Hiçbir güç sokağa çıkan bilinçli öznelerin karşısında tutunamamıştır. Bu bir methiye düzme durumu değil, yakıcı bir gerçeğin ifadesidir

Faşist kuşatma ve ablukanın derinleştiği bir kesitteyiz. Faşizmle tanışıklığımız daha dün başlamadı. Coğrafya halkları işkence tezgâhlarına, sokak ortasında bedenlere sıkılan kurşunlara, yakılan köylere, bombalanan kentlere birçok kez tanıklık etti.

Uygar medeniyetler seviyesine çıkacağız argümanıyla yol alan her iktidar sömürüyü, baskıyı ve tahakkümü derinleştirmenin ötesine geçemedi/geçemezdi. Temsili parlamenter sistemin gölgesinde ki özgürlük ve demokrasi aslında sahaya sürülmüş mistifikasyon aracıydı. Burjuva siyasal parti ve iktidarlarının özü hileye, entrikaya ve yalana dayalı inşa edildiğinden gerçek manada bir demokrasiyi yahut özgürlüğü savunmalarının imkânı yoktur. Lenin’in “Bütün dünyada, nerede kapitalist varsa orada basın özgürlüğü; gazete satın alma özgürlüğü, yazar satın alma özgürlüğü, rüşvet, halkın görüşünü satın alma ve burjuvazinin yararına saptırma özgürlüğü anlamına gelir” biçiminde özetlediği özgürlük kavramının (ve bunun dışında adalet, eşitlik, demokrasi vb) sınıflardan bağımsız ele alınamayacağının aslında somut bir göstergesidir.

Küçük bir azınlığın iktidarı büyük bir çoğunluğun çıkarlarını temsil edebilme yeteneğinden yoksundur. Coğrafyamızda ki durumun özetidir de aslında. TC devleti kuruluşundan buyana azınlık inanç ve milliyetlere işçi sınıfı ve emekçilere yönelik topyekûn seferberlik içerisindedir. Politik elitler emperyalist politikaların piyonları iken siyasal arenada ise parlamenter maske ile faşist yönetim biçimini uygulamaktaydılar. Yönetememe krizi vuku bulduğunda toplumsal muhalefet bir tehlike haline geldiğinde yahut emperyalist politikalara ayak uydurma zaruriyeti açığa çıktığında maske bir köşeye atılarak topyekûn saldırganlık devreye girer bu durum ise darbe sıfatını alarak meşruluk kazandırılarak minareye kılıf bulunmuş olurdu. Yani faşizm somut koşullara göre biçimlenirken ihtiyaca uygunda kendini dizayn eder.

AKP üzerinde yükseldiği mirasın hakkını vermektedir

Şüphesiz faşizmi layıkıyla hayata geçiren iktidarlardan biriside Erdoğan/AKP iktidarıdır. 2002 yılında ılımlı İslam projesiyle sahaya sürülen AKP türlü işbirlikleri ve entrikalarla cilalanarak siyaset arenasında özne haline getirilmişti. Liberalinden, sosyal demokratına oradan bilumum gerici odaklara kadar uzanan dayanışma-ittifak AKP’nin uzun soluklu yol kat etmesini koşullamış ve iktidarını pekiştirmesinin zeminini yaratmıştır.  15 yıllık zaman diliminde devreye konulan her bir politika günün konjonktürüne uygun belirlenmiş ve siyasal manevralar eşliğinde güne uyarlanmıştır. Gelinen kesitte ise dengeler değişmiş ittifaklar farklılaşmış dost olanlar düşman olarak tanımlanmış tasfiye edilmek istenen cenahla ortaklaşılmıştır. Buna paralel olarak argümanlar ve sahaya sürülen politikalarda farklılaşmış durumdadır. Retorik olarak ortaya atılan ‘’çözüm’’, ‘’barış’’, ‘’alevi açılımı’’, AB’ye girilmesi gibi kıymeti harbiyesi olmayan politikalara neşter vurularak u dönüşü gerçekleştirilmiştir. Siyasal dayanaklarını güçlendirmek için baş vurmuş olduğu bu yöntemler geniş bir yelpazede yer edinirken yetmez ama evetçilerin sayısı artmış, AKP’nin yetkinleşmesine objektif katkı sunulmuştur. Bu durumu ideolojik kırılmanın ve sınıf perspektifinden yoksunluğun bir tezahürü olarak adlandırılabiliriz. Esasta faşizmi anlayamama devletin egemenler elinde baskı aracı olduğu gerçekliğini yadsıyarak uzlaşmacı, revize edici, iyileştirici bir siyasal ufka sahip olmanın da bir yansımasıdır. Sonuç itibariyle dumura uğrayan beklentiler, ideolojik iflası da gözler önüne sermiştir.

Erdoğan/AKP iktidarının 2023 ve 2071 vurgusu laf-ı güzaf değildir elbette. Stratejik bir yönelim ve Osmanlı düzenini dirilterek kazanılmış tüm hakların tasfiyesiyle padişahlığını ilan etme durumudur. Kapalı faşizmden açık faşizme geçilmesi bir tesadüf değildir. İki temel yanı bulunmaktadır. Birincisi yeni Osmanlıcı politikanın pratikleşmesini sağlama diğeri ise siyasal çıkmazını, güç kaybını, iktidardan olma durumunu göz önüne alarak tüm enerjisini toplumsal muhalefeti tahakküm altına alarak karşısına çıkacak riskleri bertaraf etme çabasının bir yansımasıdır. Aktüel olarak vuku bulan tüm faşist gerici politikalar bu kaygılardan ötürüdür. Takatten düşme kaygısı peşi sıra daha da azgınlaşmasını tetiklemiştir. Elbette ki Erdoğan/AKP ile vuku bulan faşist kuşatma ve abluka AKP ile keşfedilmemiştir. Yine katliamlar, baskılar, haksız ve hukuksuz tutuklamalar sadece 15 yıllık kesite has değildir. Tüm faşist gerici politikalar bir devlet geleneğidir. Tekçi, ırkçı siyasal yönelim devletin genetik kodudur. Hükümetler yahut günün iktidarları bu mirasın ardılları ve takipçileridirler. Tüm baskıyı, imhayı, inkarı ve katliamları AKP havale etmek coğrafya halklarını ehvenişere mahkum etmekle eştir. AKP somutta bu mirasın üzerinde yükselmekte ve hakkını vermektedir.

Özgürlük sancağını elinde taşıyanlar can pahasına direnecektir

Somutta Erdoğan/AKP iktidarı ciddi bir depresyon yaşamakta siyasal bir çıkmazın eşiğindedir. İlk siyasal arenaya atıldığı zaman ki ‘’görkemli’’ prestijini kaybetmiştir. İç ve dış siyasette ağır bir sancı çekmektedir. Toplumsal yelpazede ciddi bir kan kaybı yaşamakta büyük bir kesim karşıt bir pozisyon almış durumdadır. Klikler arasında ki dalaş derinleşmiş tüm kirli çamaşırlar gün yüzüne çıkmıştır. Yönetenler yönetemez durumdadır. Devlet erkanı gün geçtikçe ifşa olmaktadır. Kitleler 15 yıllık zaman dilimde hiç olmadığı kadar rahatsızdır. Ekonomik bunalım tüm yakıcılığıyla hissedilmektedir. OHAL ve KHK marifetiyle açığa çıkan sonuç bellidir. Baskı, zor ve şiddet olmadan Erdoğan/ AKP iktidarı ayakta duramaz. Aynı zamanda devrimci cenah ve toplumsal muhalefet güçleri ciddi bir tehdit ve riskle karşı karşıyadır. Faşizm tüm araçlarıyla devrededir. HÖH’ü, JÖH’ü, PÖH’ü,  Sadat’ı, Kamu Güvenlik Timi biçiminde ki militer ve paramiliter güçler aktif rol oynamaktadırlar. İktidar tüm güruhlarıyla seferber olmuştur. Bunca hazırlık boşa değildir. Gezi, Kobane ve öz yönetim direnişlerinden büyük dersler çıkarmışlardır. Bertaraf etmek ve doğacak yeni isyanların ve ayaklanmaların önüne geçmek içindir bu seferberlik.  Son KHK’lar AKP’nin siyasal dayanakları olarak açığa çıkmıştır. Her şeyde olduğu gibi KHK’lar ‘’Reisi Cumhurun’’ damgasını taşımaktadır. Toplumsal herhangi bir direniş yahut isyanda sokaklar paramiliter güçlere, gerici ırkçı güruhlara teslim edilecektir. Klikler arasında ki iktidar dalaşı birçok komploya gebedir. AKP diğer kliklerden gelecek atakları bu tip önlemlerle engellemeye çalışacaktır. Devletin bekasında hem fikir olanlar iktidar savaşında birbirini alt etmeye yoğunlaşmıştır. AKP tüm ihtimalleri göz önünde alarak bent örmeye çalışmaktadır.

Tek tip elbise dayatması tarihsel bir arka plana sahiptir.  O dönemin sulta sahipleri birçok kere bu yönteme başvurdu. Direnç odağı olan hapishaneler toplumsal gelişmelerin zinde ve diri yapı taşıdır. Hapishaneler devrimci mücadelenin gelişimine kuşkusuz harçtır. Oradan doğru verilecek en küçük taviz dışarının seyrini etkileyecektir. Muktedirler bu durumun bilincindedirler. Egemenler içerinin direnci kırmayı stratejik görmektedir. Devrimci tutsaklar üzerinden planlanan sadece hapishanelerle sınırlı değildir. Toplumsal güçleri moralden düşürme dışarıyı da bu eksende edilgen kılma hamlesidir. Hiçbir kuşkuya mahal vermeyecek bir şekilde şunu diyebiliriz; özgürlük sancağını elinde taşıyanlar can pahasına direnecektir. Baskının ve zorbalığın gölgesinde evrene ışık huzmesi olanlar teslim olmayacaktır. Lakin gerici politik hamlelerin savuşturulması bütünlüklü mücadeleden geçmektedir. ‘’Yürü üstüne üstüne/ Tükür yüzüne celladın..’’ mısraları düstur edinmek şarttır. Cüreti isyanla harmanlamak ancak karanlığı parçalayabilir.

Tahtlar, saraylar onlarındır; sokaklar, meydanlar ise bizim

Sokakların gücü nice padişahı tahtlarından etmiştir. Hiçbir güç sokağa çıkan bilinçli öznelerin karşısında tutunamamıştır. Bu bir methiye düzme durumu değil, yakıcı bir gerçeğin ifadesidir. Tarihsel tüm kesitler feryat figanı bir köşeye bırakarak sokakta bilinçli yer edinenlerin destansı direnişinin nelere kadir olduğunu göstermiştir. Zorbaların en çok irkildiği ve ürktüğü yerlerdir sokaklar. Sokağın kudretinin üstünde başka bir kudret yoktur. Ondan ötürü sokaklar, meydanlar gadre uğrayanlara yasaklanmış her daim lanetlenmiştir.Bugüne kadar ezilenler lehine olan hiçbir kazanım muktedirler tarafından bahşedilmemiştir. Emekle, alın teriyle, bedelle yani ölüm pahasına mücadelelerle sokakta elde edilmiştir. Kısmi reformlar belli revizyonlar tanınmak zorunda kalan haklar, sosyalistlerin, devrimcilerin sokağı mesken eylemesiyle ilgiliydi.

Durum nettir. On yıllardır sokak sokak, meydan meydan çarpışarak elde ettiğimiz tüm kazanımlar bir çırpıda ortadan kaldırıldı. Kentler viraneye çevrildi. Körpe bedenler buzdolabında bekletildi. Çürüyen bedenler günlerce seyredildi. Özgürlük marşlarıyla halaya tutuşanların ortasında bombalar patlatıldı. Vahşet gün geçtikçe çoğaldı. Her bir yanımız yara bere içerisinde kaldı. Kanıksayın dediler. Ses çıkarmayın dediler. Öldürdüler, tutukladılar, işkence tezgâhları boy verdi ölüm mangaları arzı endam yaparak dört bir yanımızı çevreledi. Lakin sokaklardan bizi alıkoyamadılar. Sokaklar hala nasırlı elleriyle yeni dünyayı inşa edenleri beklemekte. Onların sloganlarına eşlik etmeyi arzulamaktadır. Zulüm ve zorbalık sokakta yenilecektir. HÖH’leri çaresizdir. Sokaklar bizden yanadır. Tahtları parçalanması sarayların yerle bir edilmesi yakındır. Yeter ki sokakların yıkıcılığını kuşanıp cüret edelim.

* Pürmelal : Acı durum, hüzünlü

Günün Haberleri

Analiz konulu diğer haberler