Takip Et

Güncel

Eğitim’e ayrılan bütçe nerelere peşkeş çekiliyor?

Türkiye’ de ki eğitim sisteminin AKP iktidarı döneminde yaşadığı hızlı değişimler, müfredatta Evrim Teorisi’nin kaldırılması ve eğitime ayrılan bütçenin nereye harcandığı konusu önemli yer teşkil ediyor

Türkiye’de eğitim sistemi özellikle AKP iktidarı boyunca sayısız değişime maruz bırakılarak eğitim sisteminin içi boşaltılmaya devam edilmekte. Bu değişime adapte olmak da zorlanan öğrencilerin başarı seviyesi paralel olarak düşme eğilimi göstermekte.

Eğitim sistemi  5 yıllık, 8 yıllık kesintisiz, 12 yıllık zorunlu eğitim süreçleri ve sürekli kaldırılan veya geri getirilen sınav sistemleri, müfredatlar söz konusu. Öğrenciler de  eğitimciler de bir açmazın içinde bocalayıp duruyor. Bu durumun yansımalarını en çok da uluslararası derecenlendirme kuruluşları tarafından yapılan araştırmalar oraya koymaktadır.

PISA’nın 2017 raporu da Türk eğitim sisteminin geldiği noktayı göstermesi açısından önemli bir yerde durmaktadır.

Son 20 yılda 10 kez Milli Eğitim Bakanı değişti. Teknik boyutun ötesinde eğitimin müfredatının içinden bilimsel ağırlığı ortadan kaldırılmakta hatta öyle ki Evrim Teorisi bile müfredatta kendine yer bulamamakta. İmam Hatip’te kalitesiz eğitim alan bir  Cumhurbaşkanı ile eğitim de din ağırlıklı bir sisteme doğru evriliyor. Öğrenci yurtlarında etüt salonları ‘dini sohbet odaları’na çevrilirken, ilkokul 1,2,3,4. sınıflarda okuyan çocuklara Kuran dersi müfredata giriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “yeni bir çağ açıyoruz” diyerek başlattığı ve 2016’dan itibaren 4 yıl süreyle 10.6 milyon tablet dağıtılacağını sözünü verdiği ve milyarlarca dolar harcanan ‘Fatih Projesi’nin ‘çöktüğü’ daha dün haberlere yansıdı.

Eser Karakaş da Artı Gerçek’teki eğitim üzerine kaleme aldığı yazıda eğitimin geldiği noktayı sorguluyor. Karakaş, “Eğitim sistemimiz baştan aşağı çökmüş durumda” diyor. “Çöken Fatih projesine harcanan paraların hesabını kim soracak?” diye soruyor.

Mali boyutuna da değinip şöyle diyor: 2006 senesinde 175 milyar TL olan bütçeden eğitime 22 milyar lira ayrılırken 2017 senesinde 645 milyar TL olan bütçeden 113 milyar TL kaynak tahsis edildi.

Eğitime sistematik olarak daha fazla kaynak ayırılmasıyla paralel olarak bunun ölçülebilir ve hissedilebilir sonuçlarının olması gerektiğini vurgulayan Karakaş, “Ama olmuyor, olamıyor” diyor ve “Öyle ise eğitim meselesine başka açılardan da yaklaşmak gerekiyor demektir” diye de ekliyor.

2006’dan beri eğitime oransal ve mutlak olarak daha fazla kaynak aktarılmasına rağmen PISA sonuçlarında tabir yerindeyse dökülüyor Türkiye. Peki, neden?

PISA eğitim test sonuçlarına göre, Türkiye bilim, matematik ve okuma-anlama alanlarında çok kötü bir bir durumda.

“Kimse üniversiteye giriş sınavlarında kaç geometri sorusuna ortalama olarak kaç doğru yanıt verildiğini konuşmaz çünkü eğer bu konu açılırsa, kamusal olarak tartışılırsa tüm matematik, geometri, İngilizce, felsefe, Türkçe hocalarını işten atmak, hatta Milli Eğitim Bakanlığını kapatmak dahi gerekebilir, zira işlevsizdirler.”

Fransa’da bir lise öğrencisi iki bin beş yüz kelime kullanırken, Türkiye ise altı yüz kelime ile sınırlı…

Karakaş’a göre, meslek okulları sadece işsiz üretiyor, imam hatip liselerine ise artık muhafazakarların bile çocuklarını göndermiyor. “Tüm ahlak dışı yönlendirmelere, zorlamalara rağmen” diyor ve ekliyor:

“Ortada artan kaynak ama adeta baş aşağı giden bir eğitim sektörü çıktıları ve kalitesi mevcut.”

Ortada bir tuhaf durum söz konusu. Artan kaynaklar nereye gidiyor?

“Çok iyi bildiğini” söyleyen Karakaş, eğitim sektöründeki büyük kamu alımlarına dikkat çekiyor ve kaynakların azımsanmayacak bir bölümünün bu ihalelerle birilerine peşkeş çekildiğini öne sürüyor. Ama meselenin sadece ihalelerle açıklanamayacak kadar da berbat ve karmaşık olduğu görüşünü savunuyor.

Derlenen siteler: Ahvalnews

Günün Haberleri

Güncel konulu diğer haberler