Connect with us

Analiz

Efrin’e ilhakçı saldırı

İktidar ve AKP tüm olanakları kullanmış ve buna rağmen kendini yenileyememiş ve normal şartlarda seçimle işbaşında kalma olanağı zorlaşmıştır. Savaşla iktidarı elinde tutmak istemektedir. Savaş onun korkusunu yenme telaşının bir parçasıdır

Erdoğan’ın kendini Türk devletiyle özdeşleştirerek, içerde yaşadığı sıkıntıları bir savaş ile ikinci plana itmeye ihtiyacı var. Emperyalist güçlerin, Suriye üzerinde yürüttükleri savaş sona doğru geldikçe bölge devletleri ve bazı kesimler de bundan nemalanmak için yarışmakta…

Savaşın kışkırtıcısı ve taraflarından biri olan Türk devleti, uzayan süreç içinde kendi bazı güvenilir müttefikleri ile ters düşmek durumunda kalmıştır. Suriye’ye karşı, mezhep kışkırtıcılığı üzerinden yürütülen Esad’ı devirme planı tutmamış, BOP eşbaşkanlığı hayali hüsranla sonuçlanmıştır. Yolsuzluk-hırsızlıkla adı ayyuka çıkan Erdoğan’ın içerde yaşadığı sıkıntıları Suriye üzerinde savaş ile perdelemek isteği deli İbrahim Paşa’yı hatırlara getirmektedir. Deli İbrahim gibi tedirgin ve saldırgan olan hükümetin başı, ortamı germeden varlığını korumakta zorlanmaktadır.

Erdoğan’ın Efrin’i işgali, Kürtlere ve özgür-demokratik Kürt kantonlarına saldırıyı içerdiği için devlet ekranını arkasında toplamış gözüküyor. Tek bir koru şeklinde ses veren saldırganlık üzerine kurulu bu girişim, başta Türkiye-Kuzey Kürdistan olmak üzere bölge halklarına saldırıdır. Bu saldırının uzun vadede bölgede kalıcılaşmasının imkânı yoktur. Uluslararası çatlaklardan yararlanarak Kürdistan halkının ensesinde boza pişirmeyi adet haline getiren Erdoğan hükümeti, içte tesis ettiği otoriteryen faşizmi, bu saldırıyla sağlamlaştırmak isteyecektir. Saldırı sadece Efrin’e değildir, tüm Türkiye halklarınadır.

KHK’lerle tek kişi yönetimini olağan hale getiren hükümet, geriye-olağan koşullara dönmek istememektedir. Olağan koşullar, hükümet ve avenesini sürekli gerilemesine ve görünen halk desteğini kaybetmesine neden olmaktadır. Kandan ve savaştan semiren-bundan beslenen iktidar, kendi varlığını pürüzsüz, sesiz, herkesin biat ettiği bir düzen için çabalamaktadır. Böylesi bir sistem de AKP’nin yaptığı gibi işgal, sürekli bir iç ve dış düşman yaratarak bunlara savaş açmaktan geçiyor.

Sarraf davasının yarattığı korku, içeride kendini “aklayan” Erdoğan’ın ABD’de yargılanabilme olasılığına karşı, şimdiden tedbirlerini alarak eski baş “müttefiki” ile çatışır gözükmektedir. Şimdilik ABD’de yargılanma ihtimaline karşı de savaş halindedir. Bu durum tamamen çıkar çatışmasına dayanmaktadır. ABD ise bölgede Türk devleti gibi iflas eden politikalarını kotarmaya çalışmaktadır. Tarihte defalarca Kürtlere ihanet etmiş ABD’nin Efrin’i “operasyon sahası dışında” tanımlaması ile Rusya gibi Türk devletinin işgalciliğine göz kırpmıştır.

İktidar ve AKP tüm olanakları kullanmış ve buna rağmen kendini yenileyememiş ve normal şartlarda seçimle işbaşında kalma olanağı zorlaşmıştır. Dolayısıyla tükenmiştir. Tükendiği için de savaşmaktadır. Savaşla iktidarı elinde tutmak istemektedir. Savaş onun korkusunu yenme telaşının bir parçasıdır.

Kürt ulusuna düşmanlık devletin kodlarında bakidir. Kürt koridoru bunun bahanesidir. Saldırı bugün bir işgal girişimi boyutundadır; bunun ilhakçılığa evrilip evrilmeyeceğini zaman gösterecektir. Genel manzara Efrin’in ilhakı girişimlerinin yenilgi ile sonuçlanacağıdır. İktidar, bunu muhtemelen hesaplamıştır. Daha çok işin psikolojik tarafını esas alacaktır. Ve bu durumu, KHK’lerle pekiştirdiği rejimini pekiştirmenin bir gerekçesi yapacaktır. Dolayısıyla bu saldırı ve işgal aynı zamanda işçi sınıfına, halklara, sendikalara, demokratik kurum ve muhalif partilere de yöneliktir. Hiçbir savaş içerde muhalefeti ezmeden başarıya ulaşamaz. Bundan dolayı kendi çıkarını, devlet ve vatanla özdeşleştiren iktidar, içerdeki her sağduyulu girişimi ve sesi “hain” ilan edecektir. Ve bu savaş, OHAL’in olağan hale getirilmesi demektir. Savaşı lanetliyor, mazlum Efrin’in meşru savunmasını selamlıyoruz.

Nazım Hikmet’in Kore’ye savaşa gönderilen askerlere atfen yazdığı şiirdeki gibi:

“Ve onların en ucuz ölüm aleti sendin, Ahmet,/vebalı farelerinden de ucuz./Kore’de yağmur mu yağıyor?/Dinecek./Ya defolup gideceksiniz,/ya denize dökecekler sizi./Ne halt edeyim? deme Ahmet,/teslim ol…/Yiğitliğin zerresi kaldıysa sende,/teslim ol./Teslim ol ananın başı için,/teslim ol Türk halkı adına,/Ahmet, kardeşim,/kardeşlerine teslim ol.

 

Günün Haberleri

More in Analiz