Connect with us

Analiz

Efrin savaşı nereye?

Kürtler için işgal saldırılarının sonuçları ne kadar ağır ve acılı olsa da artık geri dönülmez bir tarih ileriye işliyor. Bu hattın gidişat yönü Özgür Kürdistan’a doğrudur. Kanalda akan su kanlı da olsa gidişatın yönü değiştirilemez

Efrin savaşı neye evriliyor? Anlı-şanlı Türk ordusunun “heybetli vuruşları” ile coşan gerici kalabalıklar ve kalemlerinden kan damlayan savaş sever yazarlar, akademisyenler ve bilcümle kirli söz sahibi zatların ”durum gayet iyi gidiyor” türden büyük abartılarına; hatta yalanlarına rağmen durum hiç de öyle görünmüyor. Uçakların, tankların yağdırdıkları roket patlamaları karşılığını misliyle alıyor. Düşürülen helikopter, saklanan asker ölümleri alınan karşılığın somut görüntüleridir. Türk tanklarının içindekilerle beraber toz buz olma misali patlama görüntüleri yaratılmak istenen sahte zafer çığlıklarına ağır darbe vurmaktadır. Belli bir dereceye kadar içlere doğru girdikleri Efrin, bir noktadan sonra adeta çakılıp kaldılar. Vardıkları noktalara ise ÖSO denilen çetenin arkasına sığınarak varıyorlar.

Direniş kuvvetleri beklenenden daha kararlı ve sert karşı koyuşlarla işgal kuvvetlerini darbeliyor.  Kürtlerin dört parçada bölgeye akmak istemesi ve binlercesinin Efrin’e ulaşmış olması, “halkı zorla tutuyorlar” yalanları açığa çıkarıyor. Keza yurtdışında kitlesel gösteriler etkili yankılar yaratıyor. Çok yönlü direnişin basıncı hem dünyada hem de bölgede gerici güçlerin suskunluğunu parçalıyor. Devletler, hükümetler, partiler, insan hakları örgütleri gibi tüm kurumlar Kürt ve Kürdistan sorununu gündem yapmak durumunda kalıyorlar. Başlarda gerici kuvvetlerin çoğu Türk işgalini desteklerken ya da göz yumarken, ilerici güçler işgal karşıtı tavırlar alarak hükümetler üzerinde basınç yaratmaktadırlar. Şimdi gerici güçlerin suskun dilleri çözülüyor. Türkiye’nin içinde de durum dışardan farklı değil. İçerde de yürütülen hareket ile ilgili, farklı sesler yükselmeye başladı. Dışarda ABD, Rusya ve diğer ülkelerde iç çatlaklar oluşmalar başladı. ABD Özel Kuvvetler Komutanı Paul Funk’un açıklamaları ilginçtir. “Umarız hesap hatası yapmazlar” diyor. Rusya “YPG’nin Soçi’de masada olmasını arzuluyoruz” açıklaması ilginç olsa gerek. Tabi bölge gerici devletlerin ve emperyalist gericilerin desteği olmaksızın Türk işgal kuvvetlerinin Efrin’e girme şansı yoktu. BM İnsan hakları Yüksek Komiseri Zeyd Raad el Hüseyin’i “geçen hafta düzenlenen hava bombardımanında 230 sivilin yaşamını yitirdiğini” açıkladı. “Bunun savaş suçu olabileceğini belirterek 4 Şubat’ta İdlip’te “zehirli madde” kullanıldığını dair kanıtlar olduğunu” söyledi. Şimdi buna birde Türkiye ile ittifak içinde yakın partner durumunda olan İran haber ajansının şu haberini okuyalım. “Türkiye ordusu Efrin’de kimyasal silah kullanıyor” Sahi İran Esad düşmanı olan ÖSO’yu silahlandıran, besleyip eğiten Türkiye’ye ne kadar tahammül eder?

Çatlağın içerde de baş gösterdiğini söylemiştik. CHP’nin Efrin’e girmeyelim, ağır kayıplar veririz” yaklaşımının açık anlamı şudur. “İşi uzatmayalım. Bu işin sonu yok, yenileceğiz” Aslında benzeri görüşte olanlar AKP, MHP ve diğer faşist partilerin içinde de bulunmaktadır. Hatta ordu içinde bile! Bunların bazıları dolaylı mesajlar veriyorlar. “Türkiye’nin Suriye politikası sadece Amerika ile çelişmiyor. Her ne kadar Soçi ve Astana’da anlamsız ve pratiğe yansımayan bir çatışmasızlık mutabakatına varılmışsa da, Rusya ve İran’la da ciddi çelişkiler ve hatta çatışmalar yaşıyor” (Kenan Alpay-Yeni Akit gazetesi-09.02.2018) Ancak bunlar “vatan haini” damgası yememek için açık konuşacak durumda değiller. Zira bunun bir işgal olduğunu, haksız olduklarını ve yenileceklerini biliyorlar. Haksızda değiller. Bazı yazarların ilk günlerin tersine daha dikkatli bir dil kullandıklarına şahit olmanın altında yatan nedenin bu olduğu da açıktır. Yani çatlak sadece dış dünyada değil, ülke içinde de küçümsenecek gibi değil. Fakat savaş kliği esas olarak ufukta görünmekte olan Kürdistan korkusunun yanı sıra içerde de güncel olan 2019 seçimlerini kazanmak için savaşı bütün gücüyle körüklemektedir. Ancak çatlak beklediklerinden daha kısa zamanda ortaya çıktı. Çatlağın büyüyüp genişlemesi birazda direnişin seyrine ve etkili vuruşlarına bağlıdır.

Kürdistan direniş kuvvetleri sağır kulakları, lal dilleri çözüyor. Çatlatıyor. Artık hiçbir kuvvet Kürtleri dikkate almadan bölgede uzun süreli bir plan yapamayacağını biliyor. ABD ve Rusya bu gerçeği bilecek kadar usta stratejistyenlere sahipler. Yani Kürtler için işgal saldırılarının sonuçları ne kadar ağır ve acılı olsa da artık geri dönülmez bir tarih ileriye işliyor. Bu hattın gidişat yönü Özgür Kürdistan’a doğrudur. Kanalda akan su kanlı da olsa gidişatın yönü değiştirilemez. İşgalcilerin büyük korkusunu büyüten bu gerçektir. İşgalciler aldıkları her okkalı darbe ile korkularını ve şaşkınlıklarını büyüyor. Kürtlerin mesajı açıktır. “1. Ve 2. Dünya savaşında bize reva gördüğünüz sınırları tanımıyoruz. Mesaj yerine ulaşıyor. Zira pratik olarak da gereklerini yerine getirmektedirler. Kobanê de Kürt kadın direnişçilerinin İŞİD çetelerine verdikleri ağır yenilgi dünya insanlığının önemli bir sempatisini kazanmıştı. Zira Güney Kürdistan’da Kürtlerin evet dedikleri ayrılma hakkı referandumu geçici olarak geri çekilmiş de olsa Kürtlerin dünyaya verdikleri başka önemli bir mesaj olarak anlamak gerekir. Şimdi Efrin şahlanışı üçüncü bir büyük yükselişe yol açmaktadır.

İşgalcilerin ÖSO dedikleri ve övmekle bitiremedikleri toplama kanlı çetenin ismi değiştirilmiş IŞİD olduğunu ve Türk ordusunun bu güruhun arkasına saklanarak savaştığını dünyada bilmeyen yok gibi. Destekleyen de karşı çıkan da bu durumun farkındalar.

Türk devletinin başlattığı Efrin savaşının bir mesajı da şudur. “Bizimle ortak yaşama şansınız yok. Çekip gidin” Türk savaş kliğinin izlediği politikanın pratik anlamı budur. Üstelik izlenen politika “vatanın ve milletin birliği” adına yapılmaktadır. Paradoks gibi gözükse de durum budur. Kuzey parçasında Kürt hareketine mesafeli duran Kürtlerin önemli bir bölümü bile ortak yaşamak umudunu yitirdiğini söyleyebiliriz. “Ulus devlet istemiyoruz” diyen yaklaşımının anlayacağını varsayarak, Kürtlerin ulusal birlik için acil adım atmaları gerekiyor. Kısacası, Türk işgal kuvvetlerinin Kürdistan’da yenilmeleri kaçınılmaz bir sonuçtur. Yeter ki Kürtler ciddi hatalara ve yanlış yönelimlere girmesin.

 

Günün Haberleri

More in Analiz