Connect with us

Analiz

Devrimci Mağma Olarak Gençlik!

Elbette gençlik şartlardan, toplumdan, siyasi gelime ve süreçlerden muaf değildir. Saldırılara, toplumsal koşullara ve konjönktürel negatiflere, siyasi şartlara karşı kendiliğinden dokunulmaz bir yapı-organizma değildir. Tabiatıyla mücadelesinde gerilemelere düşmesi, saldırılardan etkilenmesi, kuşatılmışlıklar içinde zayıflıklara düşmesi tamamen mümkündür. Ancak, bütün bunlar alt etme enerjisine her zaman sahiptir. Teslimiyet onun ruhuna yabancıdır. O ruh en ağır şartlarda bile güneşe yumruk kaldırma cüretine sahiptir. Engelleri aşarak geleceği ellerine almaya, şartları değiştirerek devrimcileştirmeye naildir. Çünkü Onun ruhu eylemdir

Gençliğe dair evrensel ölçekte genel kabul gören rutüel şöyle kurulur; Gençlik dinamik, diri, atılgan ve ataktır. Çabuk öğrenen, verimli, üretken ve yaratıcıdır. Algısı geniş ve açık, kavrayışı hızlı, özgürlükçü damarı güçlüdür. Hapsedilemez ve esaret altında tutulup dizginlenemez bir ruh ve coşkun bir heyacandır gençlik. Araştırmacı, seçici, kültürlü, yenilikçi, yetenekli ve zekidir. Eskiyi yıkıp yeniyi kurmakta çabuk, inisiyatifli ve kaygıdan uzaktır esasta. Gençlik, aktivite, hareket, moral ve motivasyondur. Bütün bunları gençlik için söylemek, eksiklikleri saklı tutma kaydıyla, tamamen haklı, mümkün ve doğrudur. Genişletilebilir bu tarifin başatları alınarak yapılan özeti ise, gençliğin, geleceği ve yeniyi temsil eden sosyalojik katman olarak, eylemci değişimin doğrudan militan dinamiği ve devrimci bir katman olduğu şeklinde resmedilebilir.

Gençlik, siyasi bilinç ve eylem aşamasıyla devrimci karakter edinmeden önce de, objektif olarak devrimcidir. Devrimcidir, çünkü, gençlik, yapılan tanımlarda üstüne atılı haklı özelliklerle ya da bağrında taşıdığı niteliklerle birlikte, gerici sınıf sistemleri ve iktidarlarında (taşıdığı niteliklerine uygun olarak) kendisini bulup yaşayamayan, bilakis, tabi tutulduğu çalışma olanakları, sosyal, siyasi, kültürel ve sportif olanakları, eğitim ve öğrenim sistemi şartları, gelişimini engelleyici ve köreltici bilim karşıtı nitelileri, özgürlüklerini sınırlayıcı genel siyasi ve ekonomik baskılar altında eizilip sömürülmektedir, ezilip sömürülen sınıfsal-sosyal bir katmandır. Objektif devrimci niteliğini bu zeminden alır.

Fakat bu gençlik, en nihayetinde politik kimliğe terfi ederek, yani, politik bir özneye dönüşerek devrimcilik sıfatını bilinçli siyasi karaktere taşır ve bağrındaki yakıcı mağmayı devrimci hareketin eylemine yansıtır.  Hiç şüphesiz ki, politik devrimci örzne olmanın doğru orantılı ikinci durağı da örgütlenme niteliğidir. Dolayısıyla gençliğin belirtilen maharetleri, biyolojik yapısından ya da eti-kanı-kemiği ve genç hücrelere sahip olmasından ziyade, esas olarak ideolojik-siyasi temelde örgütlemiş bilinçli devrimci eyleme oturan politik niteliğinden ileri gelir.  

Genişletilebilir ve hatta daha kuvvetli nitelemelerle sağlamlaştırılabilir olan bu tanımlama çerçevesine, yukarıda işaret ettiğimiz can alıcı politik gerçeğin açıklanarak eklenmesi gereksinimdir. Her sorunda olduğu gibi, gençlik meselesinde de genel geçer prensiplerden biridir ki, sorun ya da meselenin tanımlanarak ortaya koyulması yetmez. Bu, işin yarısıdır, tamamı değildir. Meselenin tamamı, tespit edilen, tanımlanan, tahlil edilen muhtelif çelişme, sorun veya meselede çözümün ortaya koyulmasıdır. Hatta bu da yetmez; çözüme dair izlenecek yöntemlerin saptanması gereklidir. Tanımlanan çelişme ve saptanan çelişmenin çözüm metodundan sonra ise, bu çözüm metodunun pratikleştirilmesi ya da hayata geçirilmesi zincirin halkalarını tamamlayandır. İşte, açıkça eylem manası taşıyan bu pratikleştirme süreci veya adımı istisnasız olarak bir gücü-kuvveti gerektirir. Bu güç olmadan, ne çözüme ulaşılabilir ne de çözüme ulaşmanın ön koşulu olan yöntem ve araçlar meselesi çözülebilir. Değiştirme eyleminin nüfuzu ancak, değişim gücünün doğru araç ve yöntemlerle buluşmasıyla sağlanabilir, mümkün olur. Özcesi, örgütsel ve siyasi güç olmadan değişim eyleminin pratikte başarıya taşınması olası değildir. Bütün bunlar, bizi, ideolojik-teorik-siyasi arka plana dayalı olarak doğru tanımlanan çözüm ve çözüm yöntemlerinden sonra, örgütsel güç olmak üzere örgütlenmeye iter. Siyasi güç olmak, siyasi örgütlenmeyle veya örgütlülük ve bunun nitel aşaması olan örgüt olmakla elde edilebilir. O halde, gençliğin doğru tarifi yapıldıktan sonra, örgütlenmesine girişmemiz, örgütle siyasi güce dönüştürmemiz mantıki tutarlılığın şartıdır. ‘‘A diyen ‚B‘yi de söylemek zorundadır.‘‘

Örgüte/örgütlenmeye dönüşmeyen hiçbir teori ve hiçbir potansiyel maddi güce dönüşemez

Gençliği tanımlayıp öylece bırakmak entellektüel zırvalıktan ileri geçmez. Gençliğin, yapılan tanımı çerçevesinde kendine has sorun ve çelişkiler özgünlüğüyle ve elbetteki gerici sınıflar sistemiyle çelişkileri üzerinden devrimci sınıf mücadelesine parlak bir kuvvet olarak dahil edilmesi ve ya olması zorunludur. Örgüte/örgütlenmeye dönüşmeyen hiçbir teori ve hiçbir potansiyel maddi güce dönüşemez, yaptırım tesirine kavuşamaz. Örgütlü olmayan bir mücadelenin başarısı da mümkün olmaz. Örgütlü olmayan mücadele kendiliğindenci, örgütlü olmayan potansiyel kof, örgüte dönüşmeyen teori takatsizdir. Gençlik bu düzlemden muaf değildir. Ne kadar militan, ne kadar (objektif)devrimci ve ne kadar taşkın enerji seli olursa olsun, örgütlü güç haline gelmeden gerçek gücüne ulaşamaz, siyasi niteliğe oturmadan nitel karşılığını dolduramaz. Bu devrimci mağma ancak ve ancak örgüt niteliğinde yakıcı kevvete bürünür.

Kısacası, gençliğe dönük devrimci kaygıyla güdülen bütün örgütsel çaba, siyaset, yönelim ve hedefler, son tahlilde gençliğin örgütlenmesi ya da gençlik örgütünün devrim mücadelesine dahil edilmesi veya olmasında anlam bulur. Ki, gençlik, tarif edildiği çerçeveyi, zengin yaratıcı dinamiği ve yenilikçiliğiyle geride bırakarak, devrimde enerjik bir kuvvet kulvarı olarak yer alır. Yer aldığı devrimde, devrimin en keskin ve en gözde savaş bölüğünü temsil eder. Devrim ve savaş pratiğinin motor gücü olarak işlev görür. Bu, bir rastlantı değildir. Gençlik, siyasi-pratik keskinliği, bilinç açıklığı, inisiyatif, yetenek ve donanımıyla ideal bir savaş kabiliyetidir. Ki devrim, savaştan tecrit edilemez mutlaklıkta bir savaşım sürecidir. Savaşsız devrimden bahsedilemez. İşte bu savaş mekaniğinin hızlı ritmi ve enerjik hareket temposu, istisnasız biçimde ve evrensel olarak gençlikte odaklanan özellikleri talep eder. Tam da bundandır ki, ister gerici devletlerin korunması ve isterse bu devletlerin devrimle yıkılması cephesinden olsun, savaş örgütü olarak başvurulan ordu örgütlenmesi veya mevcut orduların tümü genç nüfustan oluşturulur. Orduya alınım ve orduda öngörülen görev süresi dikkate alındığında, orduların ve savaş güçlerinin esas olarak gençlikten teşekkül olduğu görülür. Bunun bir tesadüf olmadığı, bilakis evrensel bir kaide olduğu bu gerçeklikte tastik bulur.

Dünya devrimler tarihi ve tecrübesi gibi, coğrafyamız devrimci hareket tarihi de gençliğin bu durumuna tanıklık eder. Proletarya partisinin ordu örgütlenmesi ve savaş pratiği süreci ise aynı gerçekliği çok daha somut olarak gözler önüne serer. Devrimci halk savaşları, profesyonel düzenli ordulardan bağımsız biçimlenir. Her yaştan işçi, köylü ve emekçi halkı bağrında toplar. Yaş haddini 18 ve yukarısı olarak belirler. Halk savaşlarının özellikle ilk dönemleri genç nüfus ekseriyetine sahip olur. Ve gençlik başından itibaren bu savaşın tüm aşamalarında etkin kuvvet olarak rol oynar. Büyük Proleter Kültür Devrim’i bunun en çıplak örneğini temsil eder ki, gençliğin Kültür Devriminde gözde bir güç olarak rol oynadığı bilinmektedir. Kısacası tüm devrim süreçleri ve bu süreçlerin düzensiz kuvvetlerden ordu niteliğine kadar her gelişim aşamasında, gençlik motor bir güç olarak eylem potansiyeli olmuştur. Ancak altı tekrar tekrar çizilmek durumundadır ki, kendiliğinden geçlik olarak değil, politikleşmiş, bilinçlenmiş ve devrimci çizgi temelinde örgütlemiş, örgüte dönüşmüş bir gençlik bu yakıcı ve yıkıcı gücü temsil eder. Komünist çizgiyle buluşmuş militan gençlik aynı nitelikte güçlü bir örgütlü mücadeleye seferber olduğunda yenilmez bir devrim dinamiği olarak her zorluğu aşarak ilerlemeye muktedirdir. Gençlik devrimci mücadele pratikleriyle bunu kanıtlamıştır.

Elbette gençlik şartlardan, toplumdan, siyasi gelime ve süreçlerden muaf değildir. Saldırılara, toplumsal koşullara ve konjönktürel negatiflere, siyasi şartlara karşı kendiliğinden dokunulmaz bir yapı-organizma değildir. Tabiatıyla mücadelesinde gerilemelere düşmesi, saldırılardan etkilenmesi, kuşatılmışlıklar içinde zayıflıklara düşmesi tamamen mümkündür. Ancak, bütün bunlar alt etme enerjisine her zaman sahiptir. Teslimiyet onun ruhuna yabancıdır. O ruh en ağır şartlarda bile güneşe yumruk kaldırma cüretine sahiptir. Engelleri aşarak geleceği ellerine almaya, şartları değiştirerek devrimcileştirmeye naildir. Çünkü Onun ruhu eylemdir.

Burjuvazinin gençliğe dönük özel siyaset ve yönelimlerle yürüttüğü yozlaştırma, yabancılaştırma, bencilleştirme, örgütsüzleştirme saldırıları sebepsiz değildir. Burjuva ideoloji ve kültürün kuşatmasına alınıp, sahte yaşam cazibeleriyle kontrol edilmeye çalışılmakta ve burjuva yoz yaşam çemberine alınarak çürütülmek istenmektedir. Alkolden uyuşturucuya kadar bağımlı maddelerle uyutulmaya, sahte yaşam özentileriyle yönlendirilip bohemliğe mahkum edilmek istenmektedir. İlk eğitim süreciyle başlatılıp tüm eğitim sistemiyle devam ettirilen ve toplumsal sistemin gerici yükleriyle cendereye alınan gençlik köreltilmekte, resmi ideolojiye uygun kişilikler olarak şekillendirilmek ve hatta ‘‘dindar gençlik yetiştirme‘‘ biçimlerine kadar en ağır baskılara maruz bıraklımaktadır.

Kendi değerlerinden veya insani değerlerden uzaklaştırarak burjuva kişiliklere dönüştürülmek, sorunlarından ve toplumsal sorunlardan uzaklaştırılarak geleceksizliğe, karamsarlığa sürülmekte, devrimci dinamiği yok edilmek istenmektedir. Örgütsüzlük dayatılarak bencilliğe, bireyciliğe, dolayısıyla kapitalist sisteme uygun kişilikler haline getirilmeye çalışılmaktadır. Bugün gençlik bu saldırıların tümüne fazlasıyla maruz kalmaktadır. Komünist ve devrimci hareketin zayıflığı da bu sürecin burjuva sistem lehine gelişmesine olanak sunmaktadır. Ki, burjuvazinin gençlik üzerinde uyguladığı gerici saldırıların başarısı esasta örgütsüzlük zemininde mümkün olmaktadır. Örgütsüz her güç, her türden saldırıya açık olup savunmasız ve güçsüz bir güç olarak karakterize olur. Örgüt/örgütlenme ve örgütlü mücadele ise, saldırılara göğüs germenin biricik yoludur.

Gençlik mağmasının devrimci mağmaya sıçraması ancak bilinçli örgütlü mücadeleyle mümkün olur

Kuşkusuz ki, gençlik, gerici sınıfların saldırıları karşısında kendisini koruma yeteneğine, bilincine ve tavrına esasta sahiptir. Ancak bunu örgütlülük veya örgütlü mücadele niteliğiyle çok daha etkili olarak sergiler. Çünkü, gerici sınıflar devasa bir baskı aracına sahip olup bu düzeyde örgütlüdürler. Devlet, sistem niteliğinde siyasi ve toplumsal olarak örgütlüdürler. En büyük düzeyde örgütlü olan gericiliğe karşı ancak kendi örgütü ve örgütlü mücadelesiyle karşı koyabilirler. Kişisel yetenek ve özelliklerle sergilenen ferdi mücadele ya da tutumlar, devlet düzeyinde örgütlü olan gericiliğe karşı mücadele yetmez, yeterli olamaz. Gerici zora karşı devrimci zora başvurmak zaruridir. Zoru zor söker. Örgütlü zor bunun en ileri niteliğidir. Gençlik mağmasının devrimci mağmaya sıçraması ancak bilinçli örgütlü mücadeleyle mümkün olur. Örgütlenen gençlik devrimci mağma olarak her türden gerici gücü yakıp yıkarak yerlebir edebilir. Mağmanın patlaması örgütlü mücadeledir. Dağı delerek fışkıran mağma gericiliğin her türünü kül ederek yok eden yakıcı güçtür. Bu güç, bu mağma gençliktir; Komünist çizgi ve örgütle buluşmuş Gençliktir!…

Kaypakkaya 24 yaşında bir gençti. Örgütlü mücadele ve komünist çizgiyle kurduğu örgütle günümüze hükmeden siyasi bir çığır oldu-yarattı! Gençlik bu potansiyeli taşımaktadır, Kaypakkaya yoldaş da bunu kanıtlayan komünist bir örnektir; Gençtir!

Kaypakkaya güzergahında yürüyen gençlik yeni tarihler yazarak tarihi ilerletme gücü, birikimi ve devrimci ruha sahiptir. Geçici duraksamalar, zayıflamalar, gerilemeler devrimin mantığına uygundur. Hiç bir durağanlık gerçek değildir, geçicidir. Özellikle bağrı didinimle dolu olan gençlik bu geçici durağanlığı parçalayarak büyük hareketi yaratma kuvvet ve kabiliyetine fazlasıyla sahiptir. Kaypakka çizgisi öncülüğündeki gençlik devrimci mücadele görevini devralarak ilerletmeye her zaman adaydır…

Günün Haberleri

More in Analiz