Connect with us

Editörün Seçtikleri

ÇEVİRİ | Nepal’de Maoist hareketi yeniden inşa etme sorunu * Rishi Raj Baral

Maoist olmak farklı türde bir devrimci olmaktır. Sadece sözlerle değil, eylemlerde de güçlü bir bağlılığa sahip olmalıyız. Devrimin Üç Sihirli Silahına güvenmeliyiz

Geçmişte görkemli bir tarihe sahip olan Nepal Maoist Hareketi’nin bugünkü durumu bilmek dünya devrimcileri için derin bir endişe nedenidir. Sadece devrimciler değil, aynı zamanda gerici güçler de bu hareketi dikkatli bir şekilde takip ediyor.

Şu anda Nepal toplumu, çetrefilli bir süreçten geçiyor. Çeşitli engeller ve zorluklarla karşı karşıyayız. Aynı anda hem COVİD-19’a hem de devlet baskısına maruz kalıyoruz.

Nepal gerici güçleri, hangi gerici yabancı gücün iktidarda kalacağına odaklanmış durumda ve bunun için her türlü pazarlığı yapmaya hazırlar. Tüm ülkeyi kargaşa ve kaosa sürükleyerek ulusal bağımsızlık üzerine oyun oynuyorlar. Gerici baskı ve bu baskıya karşı Nepal halkının direniş mücadelesi devam ediyor.

Geçmişte, Nepal halkı, Nepal Komünist Partisi (Maoist) önderliği altında on yıl boyunca Halk Savaşı içinde savaştı. Hepimiz üst düzeydeki liderler Prachanda ve işbirlikçilerinin devrime ihanet ettiklerini ve neo-gericilere dönüştüklerini biliyoruz. Bu komünizm kılığındaki yeni gericiler eski gericilerden daha da tehlikeliler. Halkı daha fazla depresyona sokuyorlar.

Maoist hareket dağıldı, bölündü ve geri püskürtüldü, fakat tamamen ortadan kalkmadı. Elbette durum, dün olduğu gibi değil, fakat yine de halkın büyük bir bölümü Maoist harekete inanıyor ve devrimcilerin davranışlarıyla ikna edilmesi gerekiyor. Bu güveni ancak pratik yoluyla gerçekleştirebiliriz.

Şu anda üç grubumuz var: Nepal Komünist Çekirdek, Nepal Komünist Partisi (Devrimci Maoist) ve Netra Bikram Chanda Biplav’ın önderlik ettiği Nepal Komünist Partisi. Bu üç örgüt, devriminin yol gösterici ilkesi olarak Marksizm-Leninizm-Maoizm’i benimsiyorlar. Bu örgütler dünün on yıllık Halk Savaşı’nın birer parçası.

Şimdi tam da devrimci ruhu göstermenin zamanı, fakat işler sorunsuz ve iyimser bir şekilde gitmiyor. Mohan Baidya “Kiran”ın liderlik ettiği NKP (Devrimci Maoist) Yeni Demokratik Devrime ve Üç Sihirli Silah’a bağlılığını ifade etti. Fakat, görünüşe göre yorgunlar ve pratikte kolay bir yol yürümek istiyorlar. Gerçekte, bu belgede ne yazdığının bir önemi yok, artık devrim için bir heves ve irade göstermiyorlar. Öyle görünüyor ki, subjektif koşullar adı altında legal mücadeleden ayrılmak istemiyorlar.

Devrimci ruh ve bağlılık Biplav’ın liderliğindeki partide görülüyor. Sözde sol hükümet Biplav’ın Nepal Komünist Partisi’ni yasakladı, birçok üst düzey lider ve aktivistini gözaltına aldı ve tutukladı. Fakat bu tek başına yeterli değildir. Asıl önemli olan mesele ideolojik-politik doğruluk ve politik çizgide netliktir.

Bu konuda Biplav’ın partisinin bazı problemleri mevcut. Biplav’ın partisinin ortaya koyduğu “birleşik devrim” politik çizgisi kendi içinde belirsizdir. Ne söylemeye çalıştıkları belli değil. Aynı şekilde Biplav’ın liderliğindeki parti, “post-emperyalizm” fikrini ileri sürdü. Bu, emperyalizmin sonu anlamına geliyor ve bu devrimci güçler içinde büyük şaşkınlık yarattı ve aralarındaki birliği ve ortak anlayışı engelledi.

Hindistan, Filipinler ve Türkiye’de Maoist partiler Uzun Süreli Halk Savaşı yürütüyor. Ülke içinde ve dışında düşmana karşı ölüm kalım savaşı veriyorlar. Yine Avrupa, Latin Amerika, Afrika ve ABD’de Maoist parti ve örgütler ülkelerinin özgün koşulları içerisinde sınıf mücadelesini yoğunlaştırıyorlar. Yüzlerce politik lider, aktivist ve aydın hapishanelerde. Buna karşın, Nepal’deki Maoist örgütler buralardaki mücadele ve hareketlere olması gereken ilgi ve alakayı göstermiyorlar.

Aslında, çok tepkisiz bir durumdayız. Bu hoş bir bakış açısı değil. Proleter enternasyonalist bir ruh da değil. Bu tür bir ilgisizlik devrimci değerlere aykırıdır.

Şu an Devrimci Enternasyonal Hareket (DEH) tarihe karışmış durumda. Bu hareket, geçmişin bir fenomeni haline geldi. NKP (Devrimci Maoist) uzun bir deneyime sahip yoldaşları tanıdı ve geçmişte DEH’e önderlik pozisyonunda yer aldı. Fakat değişen koşullarda, yeni bir enternasyonal embriyonik merkez inşa etme konusundaki rolleri için hevesli ve aktif olmadılar. Bunun yerine, ICOR ile ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor görünüyorlar.

Biplav’ın liderliğindeki Komünist Parti bu meseleden daha da bihaber durumda. Öyle görünüyor ki, Uluslararası Komünist Hareket’le hiçbir ilgileri yok. Sadece Nepal Komünist Çekirdek bu konuya daha hassas ve ciddi görünüyor. Proleter enternasyonalist ruh açısından bakıldığında, bu hoş bir bakış açısı değil. Buna karşılık, Avrupa ve Latin Amerikalı Maoist partilerin aktivizmi ve bağlılığı takdir edilmektedir.

İçinde bulunduğumuz an, ezilen Nepal halkı için en zor zamanlar. Ülkedeki durum günbegün daha kötüye gidiyor. Ulusal bağımsızlık ve demokrasi sorunu tüm alanlarda saldırı altında. Yabancı güçler, özel olarak da Amerikan emperyalizmi, Hindistan yayılmacılığı ve Çin sosyal-emperyalizmi çeşitli aldatmacalarla Nepal’deki varlıklarını genişletmek istiyorlar. Böylesi bir durumda, ilerici ve devrimci güçler arasındaki birlik hareketi yükseltmek için vazgeçilmez bir ihtiyaçtır.

Maoist hareket içindeki ayrılık ve bölünmenin gericiler için rahat bir ortam yarattığı gerçeğini ciddiye almalıyız. Bunun için de devrimciler arasındaki kutuplaşma ve yeniden yapılanma sürecine, ezilen halk arasında devrimci coşku ve güveni yansıtan yeni bir tür yön vermek gerekiyor.

Böylesi bir durumda, her parti ve örgütün içindeki devrimci lider ve kadroların, partinin belirsiz siyasi çizgisine, tekdüze ve basmakalıp çalışma tarzına karşı ideolojik bir mücadele vermesi çok mantıklı geliyor. Özellikle Biplav liderliğindeki Nepal Komünist Partisi “birleşik devrim” fikrini benimsedikleri kendi siyasi çizgisini tekrar düşünmelidir.

Partinin ideolojik ve politik çizgisi doğru değilse, devrim hakkında büyük büyük konuşmanın bir anlamı yoktur. Mao yoldaşın ifade ettiği gibi, ideolojik ve politik çizginin doğruluğu ya da yanlışlığı her şeyi belirler. Benzer şekilde NKP-Biplav Yeni Demokratik Devrim çizgisini terk etti. Nepal toplumunun hala yarı-feodal ve yarı-sömürge olduğunun ve Nepal devriminin karakterinin Yeni Demokratik olduğunun netleştirilmesi gerekmektedir. Çözülmesi gereken sorunlar mutlaka olacaktır.

Bizler teorik bilgiye ve pratik deneyime sahip olmalıyız. Yeni kuşağın teorik çalışmalara fazlaca ilgi duymaması bir ironi konusudur. Bu kuşak, sonuca hemen ulaşmak istemektedir. Bu kuşağın devrim yolunun çeşitli zigzaglar içinde ilerlemesi gerçeğine sabırları yoktur. Diğer yandan, eski kuşak geçmişin deneyim ve tarihini ortaya koyarak rolünü arıyor.

Tecrübeli ve kıdemli yoldaşlara saygı duymalı ve onların deneyimlerinden ders almalıyız. Lider eksiğimiz bulunmamaktadır. Ancak bu tek başına yeterli değildir, hareket her zaman dinamik önderlikler talep eder. Yoldaş Mao Zedung’un rehberliğinde, yaşlıları, orta yaşlıları ve gençleri her seviyedeki önderlikler içinde birleştirmeliyiz. Bu “Üçü Bir Arada” prensibidir. Gençlik önderliğini ilerleterek ve devrimci halefleri inşa ederek devrime önderlik etmeliyiz. İşte hareketimizde eksik olan budur.

Eğer durumun ciddiyeti hesaba katılmazsa, Nepal’deki Maoist hareketin dağılma aşamasına ulaşan diğer ülkelerin pozisyonuna düşmeyeceğini kimse söyleyemez. Bu anlamda, Nepal Komünist Çekirdek, Maoist hareketin örgütsel yeniden inşası konusunu gündeme getirdi. Şu konuda net olmalıyız ki, sadece devrimci ideoloji ve çizgiye odaklanan bir yeniden örgütlenme kampanyası Nepal’deki Maoist harekete yeni bir ivme ve yön verebilecektir. Hepimiz yerlerimizden fedakarlık yapmaya hazır olmalıyız.

Şimdi tarihi yeniden gözden geçirmenin ve tarihten öğrenmenin zamanı geldi. Zaman, güçlü irade, öz mücadele ve devrimci iyimserlik talep etmektedir. Nerede durmamız gerektiğini ciddi bir şekilde düşünmeliyiz. On yıllık Halk Savaşı’nın mirasının taşıyıcıları olduğumuzu iddia ediyorsak, yeni bir şekilde düşünmenin ve yeni bir adım atmanın zamanıdır.

Özellikle, Kiran ve Biplav liderliğindeki her iki partinin genç liderlerini ve kadrolarını durumu ciddiye almaya çağırıyorum. Devrim kendiliğinden gerçekleşmez. Devrimciler “zayıf subjektif koşullar” adı altında sessiz kalmamalıdır. Devrim bilinçli çaba ve inisiyatif gerektirir.

Maoist olmak farklı türde bir devrimci olmaktır. Sadece sözlerle değil, eylemlerde de güçlü bir bağlılığa sahip olmalıyız. Devrimin Üç Sihirli Silahına güvenmeliyiz.

Şu anda tek bir örgüt hiçbir şey yapamamaktadır ve bunun için yeniden yapılanmaya ihtiyaç var. Yalnızca Marksizm-Leninizm-Maoizm ve Halk Savaşı’na dayanan devrimci yeniden yapılanma bize yeni bir yol ve yeni bir adım sağlayabilir. Her ne kadar birleşik hareket inşa etme görevi o kadar kolay olmasa da… Çeşitli çelişkiler ve zorluklar mevcuttur. Fakat, bunun ileriye taşınması gerekmektedir ve biz bunu yapabiliriz. On yıllık Halk Savaşı’nda savaşan ana güç hala yaşıyor ve kitleler hala devrimden yana. (3 Ağustos 2020)

Kaynak: https://dazibaorojo08.blogspot.com/ Özgür Gelecek

Deneyimli bir edebiyat uzmanı ve Marksist eleştirmen olan Dr. Rishi Raj Baral, geçmişte, Mohan Baidya’nın (Kiran yoldaş) başkanlığındaki Ichhuk Kültür Akademisi Başkan Yardımcılığını yapmasının yanı sıra çevrimiçi bir dergi olan The Next Front’un baş editörüydü. Kiran’ın yakın bir dostu ve güçlü bir destekçisi olarak, NKP(Maoist) içerisinde daha sert bir kanadı temsil ediyordu.

Günün Haberleri

More in Editörün Seçtikleri