Takip Et

Makale

Bu tarih bizimdir

İlkelerine, değerlerine, birikimlerine ve geleneklerine sahip çıkılmadan proleter öncüye sahip çıkılamaz. Proleter öncüye sahip çıkmak asla körüne körüne, kuru ve mekanik bir varlığa sahip çıkmak değildir, olamaz. Proleter öncüyü sahiplenmek onun tarihini, özünü, misyonunu, olumlulukları ve olumsuzluklarıyla onu var edenleri kavramaktan ve proleter öncüyle tam bir bütünleşme ve kilitlenme bilincinden geçer

Enternasyonal proletaryanın büyük ustalarından Lenin ve komünist önderlerinden Roza Lüxemburg ve Karl Liebnehct başta olmak üzere, Mustafa Suphiler ve proleter öncünün önder kadrolarından ve ilk komutanlarından Ali Haydar Yıldız ve onlarca devrim ve komünizm savaşçısının kanlarıyla kızıla boyadıkları bir aydır Ocak ayı

“Yaşam olmaksızın ölüm olmaz; ölümsüz de yaşam olmaz. Mücadele olan her yerde fedakârlık vardır ve ölüm olağandır. Ama biz, halkın çıkarlarını ve büyük çoğunluğun acılarını yüreğimizde duyarız, bu yüzden de biz halk için öldüğümüz zaman, bu, değerli bir ölüm olur.” (Mao seçme eserler-cilt 3)

Ocak ayı enternasyonal proletarya ve Ülkemiz devrim/komünizm mücadelesi açısından tarihsel değerde bir anlam ifade etmektedir. Zira enternasyonal proletaryanın ve bir parçası olan ülkemiz proleter devrim hareketinin onlarca komünist savaşçısı bu ayda ölümsüzleşmiştir. Enternasyonal proletaryanın büyük ustalarından Lenin ve komünist önderlerinden Roza Lüxemburg ve Karl Liebnehct başta olmak üzere, Mustafa Suphiler ve proleter öncünün önder kadrolarından ve ilk komutanlarından Ali Haydar Yıldız ve onlarca devrim ve komünizm savaşçısının kanlarıyla kızıla boyadıkları bir aydır Ocak. Bu vesile ile sınıfsız, sınırsız ve sömürüsüz bir dünya mücadelesinde ölümsüzleşen bütün devrim ve komünizm savaşçılarının komünist/devrimci hatıraları önünde bir kez daha saygıyla eğilmek istiyoruz.

‘Sınıfsız, sömürüsüz ve sınırsız bir dünya için’

Tarihsel birikimlerine, köklerine ve değerlerine yaslanmayan, ondan beslenmeyen bir mücadelenin geleceği temsil edemeyeceği gibi savrulmaktan kurtulamayacağı da bilimsel sosyalizmin tarihsel serüveninin bizlere kanıtladığı ve öğrettiği tarihsel devrimci bir doğru ve derstir. Tarihi bilinmeyen, kavranmayan ve yaratılan değerleri, gelenekleri, deneyimleri, dersleri ve de ilkeleri bilince çıkarılmayan bir devrim hareketi tarihin tekerleğini ileriye doğru çevirme gücünden yoksun kalır. Helezonik kesintisiz ilerleyişi sekteye uğrayarak, kazınan ve yok sayılan tarihi ile sürekli yeniden, sil baştanlara mahkum bir kısır döngünün içerisine girmesi kaçınılmazdır. Hafızasız bir insanın sürekli kendini yinelemesi ve karanlıkta sürekli aynı engellere çarpıp durması gibi, hafızasız bir öncülükte ilerleme, yenilenme, gelişme ve geliştirme gücünden ve iradesinden yoksun ve takatsiz kalmaktan kurtulamaz.

İlkelerine, değerlerine, birikimlerine ve geleneklerine sahip çıkılmadan proleter öncüye sahip çıkılamaz. Proleter öncüye sahip çıkmak asla körüne körüne, kuru ve mekanik bir varlığa sahip çıkmak değildir, olamaz. Proleter öncüyü sahiplenmek onun tarihini, özünü, misyonunu, olumlulukları ve olumsuzluklarıyla onu var edenleri kavramaktan ve proleter öncüyle tam bir bütünleşme ve kilitlenme bilincinden geçer. Proleter öncü asla monolotik bir kast değildir. Halk, devrim ve komünizm için yaşayan, soluk alıp veren, tarihin tekerleğini ileriye doğru döndürmekte azimli, kararlı ve bir o kadarda cüretli stratejik bir araç olmakla birlikte, dünü, bugünü ve yarını olan canlı ve sürekli ilerleyen bir organizmadır.

Tarihini bilip kavramayan, proleter öncünün tarihsel deneyimlerini ve değerlerini gerek teorik ve gerekse de pratik olarak kendi kişiliğinde özümseme ve gerçekleştirme kaygısı gütmeyen bir bireyin, örgüt ve sınıf bilincinden yoksun kimliksiz, şekilsiz, kendiliğinden ve sadece günü yaşayan bir birey olacağının altını çizmek yanlış olmayacaktır. Goethe’ nin ‘’ Üç binyıllık geçmişinin hesabını yapamayan insan günübirlik insandır’’ sözleri bu anlamda, sınıfsız, sömürüsüz ve sınırsız bir dünya uğruna savaş içerisinde yer alanlar ve tarihsel materyalizmi kendine rehber edenler başta olmak üzere her birimiz için çok daha fazla anlam içermektedir.

Bu bağlamda Ocak ayı vesilesi ile tarihimizin sarsılmaz ve mihenk taşı olan belli başlı öne çıkan ve kitlelere mal olmuş olan tarihsel kesitlerini özet olarak bir kez daha hatırlamakta ve hafızalara kazımakta fayda vardır.

‘’Köklerimiz toprakta hasadımız devrim olacak’

Uzun ince boyu ve kıvırcık saçı ile Vartinik’i kan kızıla boyayan Ali Haydar Yıldız yoldaşın derin halk sevgisini, komünist önder Kaypakkaya’nın tereddütsüz direnişi, burjuvaziyi kendi ininde yargılaması ve fikirlerini cellatlarının suratına açıkça haykırması, M. Zeki Şerit’in ‘’ O duvar duvarlarınız vız gelir bize vız’’ şiarını kuşanarak firar geleneğini başlatması, Süleyman Cihan’ın işkencehanelerde kızıl direnme ruhunu yaşatma pratiği ve cüretini, Behzat Firik yoldaşın işkencelere ve diri diri yakılmasına rağmen direnme cüreti ve davaya bağlılığı, Amed zindanlarında hasımlarına ‘’Caferleşmeyin’’ dedirten iradeyi, kırık bir tabancayla alayları bozguna uğratan ve burjuvaziyi kırmızı alarma geçiren Baba yoldaşın cüret ve yaratıcılığını ve ‘’Bir Dersim yetmez, hedef bin Dersim olmalı’’ şiarını Karadenize taşıyarak kızıllaştıran devrim ısrarı, kuşatmalar altında yaralı yoldaşlarını omuzlarında taşıyarak kurtarmaya çalışan yoldaşlaşma bilinci, Yel dağı zirvelerinde destanlaşan tarihi partizan yürüyüşü, 96-2000 Ölüm Orucu direnişlerinde alınlarına kızıl bantları takarak dirhem dirhem güneşe yürüyen Aygünleri, Hayatileri, Endercanları, Cafer Tayyarları, Zeynelleri, Yeterleri, yara bere içerisinde mercanlara uzanan 17’lerin devrim ciddiyeti, Cafer Atanlar, Kulaksızlar ve Altınbileklerin beyninde patlayan tarihsel hesap sorma bilinci…

‘’Köklerimiz toprakta hasadımız devrim olacak’’ ‘’Kanla yazılan tarih silinmez’’  ‘’Canımız halk savaşına feda olsun’’ Dün bizimdi, gün bizimdir, zaferde bizim olacaktır’’  ve ‘’ Bu çelik aldığı suyu unutmayacak’’  tarihsel şiarlarıyla damıtılarak ete kemiğe bürünen tarihimizin özeti budur. Bu anlamda köklerimize sıkı sıkıya sarılarak ancak ve ancak devrim yürüyüşünü ve geleceği ilmik ilmik örebiliriz. Proleter devrim hareketi, İdeolojik, teorik, Siyasal diyalektik ilerleyişini bu tarihsel devrimci zemin ve birikimlere yaslanarak, bağını doğru kurarak ve aynı devrimci gelenek ve birikimlere yenilerini ekleyerek geliştirebilir ve politik maddi bir güce dönüştürebiliriz.

Ali Haydar’ lardan Yılmaz Kes’lere uzanan bu şanlı tarihi yaratanlara ve kanlarıyla kızıllaştıranlara binlerce kez selam olsun!

Taylan Yılmaz

Günün Haberleri

Makale konulu diğer haberler