Takip Et

Kültür-Sanat

Bakur/Kuzey davasında sinemacılardan tepki

Bakur/Kuzey belgeselinin gösterime girmesinden 2 yıl sonra açılan “Örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla başlayan davada, duruşma başlamadan bitti

Bakur/Kuzey belgeselinin yönetmeni Çayan Demirel ve Ertuğrul Mavioğlu hakkında açılan dava, mahkeme heyeti izinde olduğu gerekçesiyle yapılamadı. Duruşma, 8 Şubat 2018 gününe ertelendi.

Adliye önünde bir araya gelen sinemacılar, davaya tepki göstererek açıklama yaptı. Açıklamayı Bahçeşehir Üniversitesi Sinema ve Televizyon Bölümü’nde görevli Profesör Zeynep Tül Akbal Süalp ve Sinesen Yönetim Kurulu üyesi Melih Biçer okudu.

Sanatsal ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale

Açıklamada, şu ifadeler yer aldı: “Evrensel hukuka değil, Anayasa’ya ve kanunlara, Avrupa insan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına da aykırı olan bu haksız yargılama nedeniyle, bugün burada arkadaşlarımız Çayan ve Ertuğrul’un yanındayız. İfade özgürlüğü, kültürel, siyasi, sosyal bilgi ve fikirlerin değiş tokuşuna katılma fırsatı yaratan sanatsal ifade özgürlüğünü de içerir. Avrupa insan Hakları Mahkemesi’nin de belirttiği gibi ‘Sanat eserleri yaratan, sergileyen veya dağıtan kişiler demokratik bir toplum için büyük önem taşıyan fikir ve görüşlerin yayılmasına katkıda bulunmaktadır. Bu nedenle devletin sanatçının ifade özgürlüğüne gereksiz müdahalelerde bulunmaması gerekir.’ Anayasa Mahkemesi’ne göre de ‘Kamu makamları toplumun bir kesimi için hoş olmayan düşüncelere, şiddeti teşvik etmediği, terör eylemlerini haklı göstermediği ve nefret duygusunun oluşmasını desteklemediği sürece sınırlama getiremez.

Şiddeti teşvik etmeyen, terör eylemlerini haklı göstermeyen ve nefret yerine barış duygusunun oluşmasını sağlamayı amaçlayan, konuyu eleştirel bir biçimde ele almaya çalışan bir sanat eseri olan ‘Bakur’ belgesel filminin yönetmenlerine açılan bu davayı sanatsal ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olarak görüyoruz. Bu tür müdahaleler yol açtığı korkuyla sanatçılar üzerinde caydırıcı bir etki yaratmakta ve oto-sansüre yol açmaktadır. Oto-sansürün başladığı, sanatçının kendi özgürlüğünü kendisinin sınırlamak zorunda kaldığı bir yerde sanatsal çalışma yapma imkânı ortadan kalkar. Sanatsal ifade özgürlüğü, sanatçının özgürce çalışması ve eserini yaygınlaştırmasını ve bunun müdahaleye uğramamasını güvence altına alır. Aslında ifade özgürlüğü kapsamında kabul edilmesi gereken bu eserlerin suçmuşçasına değerlendirilip iddianame düzenlenmesi hukuka tamamen aykırıdır. O yüzden en başından bu davanın açılmaması gerekirdi. Bu özgürlüğün çiğnenmesine, sanatsal ifadenin, sinemanın karartılmasına karşı, tüm Türkiye ve dünya sinemacılarını, sanatçılarını, aydın ve demokratlarını tanıklığa çağırıyor, bu haksız ve hukuka aykırı yargılamaya bir an önce son verilmesini talep ediyoruz.”

Günün Haberleri

Kültür-Sanat konulu diğer haberler