Takip Et

Güncel

Ayhan Bilgen: Savaş suçuna ortaklıkla anılacaklar

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, gündemi değerlendirdiği basın toplantısında Efrin’de işlenen sivil katliamlara dikkat çekti ve başkanlığı kurtarmak için seçim sisteminin değiştirildiğini aktardı

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, partisinin genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında konuştu.

Bilgen yaptığı değerlendirmelerde, seçim sistemi değişikliğine değinerek, seçime olan güvenin daha da kötüleşeceğini belirti ve şunları söyledi;

“Seçimler siyasal sistemler içerisinde iktidarın değiştirilebilmesinin mekanizmasıdır. Toplumun hesap sorması, beğendiğini onaylaması, beğenmediğini de iktidardan indirebilmesidir. Muhalefeti de eğer onaylıyorsa iktidara taşıyabilmesinin aracıdır. Ama ne yazık ki Türkiye tarihinde de, dünyada da seçim yapılan her yerde seçimler bu rolü oynamamaktadır.

100 yıl önce Balkan savaşları devam ederken seçim tarihine ‘sopalı seçim’ diye geçen deneyimler de var. Çok partili hayata yeni geçildiği dönemde “açık oy gizli sayım” diye tarif edilen örnekler de var. Bugün dünyada sözde seçim olan kimi ülkeler var ki iktidarlar 50 yıl boyunca değişmiyor, sonra da çocuklarına devrediliyor, kendileri hep yüzde ’90’ların üzerinde oy alıyorlar, çocukları da aynı oy oranıyla iktidarda kalıyor.”

Değişikliğin başkanlığı kurtarma hesabının yansıması olduğunu söyleyen Bilgen, “Bu tabloda iktidar ve onun yanında duranları milli hassasiyete sahip diye tanımlamak muhalif olanları da ihanetle suçlamak sadece toplumsal gerilimi artırır. Türkiye’yi daha da yönetilemez ülke konumuna getirir.” diye belirtti.

“Muhalefet dinamiği baskı altına alınmak isteniyor”

Bilgen muhalif kesimlere ve HDP’ye yönelik baskı ve tutuklamalara da değinerek şunları söyledi;

“Halkevlerine yönelik uygulama kabul edilebilir değil. Ortada hiçbir ciddi iddia olmaksızın sadece sokakta muhalefet yapan bir muhalefet dinamiğinin baskı altına alınmasıdır. Partimize yönelik tutuklamalar; geçmiş dönemde milletvekilliği yapan arkadaşlarımız Taşkın Aktaş, Ayla Akat Ata… Ardahan’da faillerin yargılanması gereken bir dosyada tam tersi bir şey yapılmış ve konuyu örtecek bir yaklaşım sergilenmiştir. Hatırlayacaksınız, 2015’te bir minibüs taranmış, bir sivil hayatını kaybetmişti. Aylar boyunca savcılık olay yerinde inceleme yapmamıştı. Olayın failini bulup yargılamak yerine bu konuyla ilgili duyarlılık gösteren vekillerimiz, avukatlar, parti yöneticilerimiz cezalandırıldı. Kocaeli’nde tüm partililerimiz neredeyse tutuklandı. İstanbul’da, İzmir’de tutuklamalar var.

Bu baskılarla, tutuklamalarla bir talebi, bir toplumsal gerçekliği asla engellemeyecekler. Türkiye demokrasisine her yeni keyfi tutuklama bir kara leke olarak geçecek. Biz de her şeye rağmen sözümüzü söylemeye, Türkiye’yi bu yanlıştan vazgeçmeye çağırmaya devam edeceğiz.”

“Sivil infazların görüntüleri var”

Bilgen, “Suriye hükûmetine bağlı grupların Efrîn’e geldiği yönünde haberler var, bu konudaki görüşünüz nedir” şeklindeki soru üzerine de şunları kaydetti:

“Bu konu Türkiye’nin tüm siyasetini etkileyen, seçim planlaması için araçsallaşmaya neden olan, ekonomiyi etkileyen, Türkiye’nin dış politikadaki konumunu daha da kötüleştiren birçok sorunu barındırıyor. Bir ülkenin Suriye ile ilgili politikası bir bütün olarak yanlışsa onun içinden küçük parçaların doğru, sağlıklı olması mümkün değil. Türkiye’nin Suriye ile ilgili politikası 6 yıldır yanlış. Mültecilerle ilgili kırmızı çizgi 20 kat aşıldı ama sorun devam ediyor, Şam’la ilgili iddiaların hiçbiri doğru çıkmadı, Kürtlerle ilgili ısrar tüm halklara zarar veriyor, Türkiye’ye de zarar veriyor. Bölgede kaosu, çatışmayı derinleştiren bir politikada ısrar var.

Bu işin politik tarafı, bir de insan haklarıyla ilgili boyutu var. Sosyal medyada ÖSO mensubu oldukları pazu bantlarından, alınlarındaki sembollerden kolayca anlaşılabilecek ve muhtemelen kendilerinin paylaştığı, sosyal medyada bir psikolojik harp unsuru olarak kullandıkları sivillerin infaz görüntüleri var. Bunun hesabını kim verecek? Türkiye ordusu, TSK bunun kefili midir? Türkiye iktidarı bu uygulamaların hesabını vermek konusunda kararlı mıdır? Bu öyle ya da böyle, bugün değilse yarın Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin kalıcı tahribatına neden olacaktır. Kürtlerle Türkler arasındaki kopuşu derinleştirecektir. Türkiye’nin uluslararası arenada savaş suçu işlenmesine ortaklıkla anılmasına neden olacaktır. Bütün bu maliyet göze alınabilir bir durum mudur? Türkiye toplumu bunu onaylamakta mıdır? Bütün anketler AKP’nin Suriye politikasının AKP tabanında bile rahatsızlık duyduğunu ortaya koyuyor. Bu politikayı onaylayanların oranı yüzde 40’larda. Bu da gösteriyor ki büyük bir yanlışla, tehlikeli bir durumla karşı karşıyayız. AKP’nin bu yanlıştan vazgeçmesi gerekiyor”

 

Günün Haberleri

Güncel konulu diğer haberler