Takip Et

Kültür-Sanat

ATEŞ HIRSIZI VE ‘BÜTÜN DÜNYA EVİM’ / Fetih Koç

Dünyanın çilelerini çekenleri sanatına taşımıştır M. Oruçoğlu. Kendisi de çilelerin silsilerinden süzülerek yürümüştür hayata. Kendisini tek bir coğrafya ve bölgeyle sınırlı tutmuyor. Dünyanın bütün çilelerini kendi çilesi olarak görmektedir. “Bütün dünya evim” Dünyayı evi gören insan irfanın rengiyle yıkanan insandır. Vartinik ve Munzur öyküsünün sırrıda burda saklıdır. Olimposun, Munzur tanrılarıyla bağı da mağaralarına sığınan özgürlük savaşçıların aynı İrfanın nehirinde yıkandıklarından gelmektedir.

Prometeus omuzlarını silkti ve kopmuş zincirlerini üzerinden silkeledi. “belki bu dünyada saklanmam,” diye mırıldandı.
Prometeus bir Yunan tanrısı. Suçu, Zeus’tan ateşi çalıp insan ırkına vermekti.

Muzafer Oruçoğlu ve yoldaşı İbrahim Kaypakkay’a ile birlikte bu insanlığın kurtuluşu için Prometeus’tan aldıkları ateşi Munzurlara taşıdılar. Munzurların ruhunda dolaşan renkler bugün Olmipos ruhunda buluşuyor. Ateşten pişen ruhlar renkleriyle Tanrılar diyarını ziyarete geliyor.

Önce kaos vardı, Hesiodos’un anlatımına göre; Sonra, geniş göğüslü dişi bir tanrı belirdi, Ğoma diye adlandırılan Toprak, Onu, nesnelerin birbirlerini çekerek kaynaşmasını ve yeni şeyler üretmesini sağlayan tanrı, Eros izledi: Aşk doğdu. Toprak, yıldızlı gökyüzünü yaratı, adı uranos koydu. M. Oruçoğlu yıldızlara en yakın olduğu yer Munzurlardı. Munzurların diyarında ilk aşkla renkleri birleştirerek özgürlüğün tek kutsal tanrı olduğunu kanat getirmişti. Prometeus insanlık için neden ateş çaldığını beynindeki bilgi ilimin ateşine sunmuştu Munzurlarda.   

Muzurun asi ve direniş ruhu Olimpos ile tarihsel bir bağı vardır. Bu anlamda Oruçoğlu’nun bu resim  sergisi bizler açısından da büyük bir önem taşımakta.

“Bütün Dünya Evim” diyen Muzaffer Oruçoğlu renkleriyle tanrılar diyarı Olimposun evine misafir oluyor.

Renklerde ortaya çıkan karakterler Munzur mitolojisinin Tanrıları ve ana figüranları ise Kendisi gökyüzü Tanrılarına savaş açmış durumda. Çünkü Gökyüzü Tanrıları çoktan yok olan dünya dışında 4 tane aya sahip başka bir gezegeni ele geçirmişler, savaşlarla bu gezegende yaşayan iblisleri mağaralara hapsetmişler ve zaman içerisinde kendi insanlarını da köleleştirmişlerdir. İnsanlığın sahip olduğu bütün bilgiye el koymuşlardır ve yeni bir gelişe, ilerleme olmasına izin vermemektedirler. M. Oruçoğlu’un renklerin öyküsüde burda başlamakta. İlimin çıkına sığmayan açlık tuvalin üzerinden dünya gericiliğine meydan okuyor.

İlkçağ Yunan yaratıcılığında iki öge çıkar karşımıza. Nietzsche’nin Tragedyanın Doğuşu eserinde bu yaratıcılık, tanrıların simgelediği iki karşıt varlığın birleşmesiyle oluşur. Bu tanrılar Apollon ve Dionysos’tur. Apollon aydın, durgun, ölçülü gücü simgeler. Işıktır, doğayı görme, varlığı akılla algılama ve akla dayanan yöntemle biçimlendirme gücü ve yeteneğidir. Işıltıları dünyaya fırçanın ucuyla tutan Oruçoğlu, renklerin içinden ateşi çalarak tanrılar diyarı Olimposa geliyor.

Yunanlı ünlü yazar Nikos Kazacakis, Zorba kitabını yazarken yeniden çarmıha girmişti. Bu bağlamda ele alınınca, bu roman, Zorba ile yazarın yaşam öykülerinin çizili sınırları arasında sonsuz atkı ve çözgülerle okunmuş büyülü bir dağdır, denebilir; baştan sona sürekli bir arayışı, sonu gelmez çabaları yansıtan elle işlenmiş renkli nakıştır; insanı arayışın serüvenidir. İşte M. Oruçoğlu ile Kazacakis’in serüvenin ortak yanları çoktur. Şeytan renklerin detaylarında saklıdır. Oruçoğlu, tanrıların diyarında renkleriyle çarmıha girerek ateşte kendini yeniden sınacaktır.    

M. Oruçoğlu tablolarındaki Şeytanı renklerinde saklı tutuyor. Sanat, şeytani bir dürtüdür. Bundandırki bütün diktatörler sanata düşmandır. Sanat bir öngörmedir, ışığın doğayı aydınlatarak karanlık kalan sırlarını çözümlemesidir. Fakat bu güç insanı taklitçi olmaktan ileri götürememektedir, yaratıcılık insanın doğaya coşkuyla karışmasını şart koşar. Bu karışmayı da şarap tanrısı Dionysos simgeler. Yunanistanda şarabın kutsal bir içecek olması belki bundan dolayıdır. Bilge resamın saçlarını tütün renginde olsada sesi şarap kokmaktadır.

Dionysos sadece büyük bir tanrı değil, insana doğayla birleşmeyi sunan bir araç niteliği taşır. İnsan için düşünülmüş bir tanrıdır. Bu yüzden insan dişisinden doğmadır, insana karışır ve insan çilesi çeker ki taşkın gücün ne denli bir nimet olduğunu anlatabilsin insana. Dünyanın çilelerini çekenleri sanatına taşımıştır M. Oruçoğlu. Kendisi de çilelerin silsilerinden süzülerek yürümüştür hayata. Kendisini tek bir coğrafya ve bölgeyle sınırlı tutmuyor. Dünyanın bütün çilelerini kendi çilesi olarak görmektedir. “Bütün dünya evim” Dünyayı evi gören insan irfanın rengiyle yıkanan insandır. Vartinik ve Munzur öyküsünün sırrıda burda saklıdır. Oliposun, Munzur tanrılarıyla bağı da mağaralarına sığınan özgürlük savaşçıların aynı İrfanın nehirinde yıkandıklarından gelmektedir.

Yunan tanrılarının evine, Olimpos’un ovasına renkleriye birlikte Oruçoğlu misafir oluyor. O, büyük dağa, daha yakından ve kendi mitolojik dünyasından sohbet edecek. Tanrılarla sanatı konuşacak. Sanatın ateşli gücünün kendisiyle sınayarak renklerin özgürlük çağrısıyla tüm tanrılarla buluşacak. Dünyayı cehneme çeviren savaşları, kirliliği, yabancılaşmayı, cehnem ateşine meydan okuyarak, Olimpos zirvelerindeki Selanik kentin de açacağı resim sergisinde sanat penceresinden tanrıları dünyaya bakmaya sınayacak. 

Olimposun göğsü yaralıdır. Savaş tanrısı Aris’in mağarası hemen en altında maviye çalan muhazam bir nehir akmaktadır. Başı daima sisli ve asi olan dağların, akşam güneşi günün penceresini kapatmaya başladığında sıcacık renkler göğün ile dağın kardeşliğini yansıtır tanrıların dağ evinde.

Tanrıların dağ evine misafir olacak Muzaffer Oruçoğlu. Sanatıyla dünyaya ışık olmaya çalışan eserleriyle kutsal şarabın ahenk renklerin dansında yeniden ateşi çalacak Mayısın sarı-sıcak ayında.

Günün ilk ışınları dağların zirvelerine düştüğü gibi, günün son ışınlarıda yine dağların zirveleriyle kapanıyor. Munzurlardan yola çıkan serüven Olimposa düşen ışınlar tanrılar tarafından çarmıha girecek.

Sanatının renkleriyle Çarmıhta dem tutacak Muzaffer Oruçoğlu.

Günün Haberleri

Kültür-Sanat konulu diğer haberler