Takip Et

Güncel

Ankara Barosu Hapishane İzleme Kurulu ‘’Yaşayanlar paneli’’ düzenledi

Ankara Barosu Hapishane İzleme Kurulu, hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri kapsamında “Yaşayanlar Paneli” düzenledi. Moderatörlüğünü Ankara Barosu Hapishane İzleme Kurulu üyesi Deniz Can Aydın’ın yaptığı panelde bir çok konuşmacı sunumlar gerçekleştirdi

Ankara Barosu Cezaevi İzleme Kurulu,  hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri kapsamında  “Yaşayanlar Paneli” düzenledi. Moderatörlüğünü Ankara Barosu Hapishane İzleme Kurulu üyesi Deniz Can Aydın’ın yaptığı panelde gazeteci yazar Hüseyin Aykol, ömrünün 35 yılını hapishanede geçiren Hasan Gülbahar, İnsan Hakları Derneği (İHD)  MYK üyesi Nuray Çevirmen, Görülmüştür Org’dan Gamze Yentürk,  Avukat Sercan Aran ile Lütfiye Burcu Kara konuşmacı olarak yer aldı.

Panel öncesi “Duvarları Delen Çizgiler” adlı karikatür ve resim sergisinin açılışı gerçekleşti. Tutsakların gönderdiği çok sayıda karikatür ve resimlerden oluşan sergi, 31 Ocak gününe kadar ziyaretçilere açık olacak. Sergi açılışından sonra panele geçildi.

‘Hapishanelerin hasta eden bir yanı var’

Panelde ilk olarak konuşan Gamze Yemtürk, kapatılma olgusunun sonucu olarak tutuklulardan oluşan hastalıkları ele aldı. Yemtük, Kapatılmanın tutuklulardan fiziki ve psikolojik olarak kötü şekilde etkilediğini belirterek, “Kapatılmanın etkileri algı ve duyu bozuklukları, agresiflik, dürtü,  güvensizlik, uyku bozuklukları, zaman duygusunun yitirilmesi, toplumsal ilişki kurmada yaşanan zorluk yani toplumsal hayata katılma durumunda ciddi zorluklar yaşanıyor. Siz insanı tecrit ettiğiniz de insanın doğasına aykırı olan bir şey yapmışsınız. Bunun psikolojik etkilerini yanında ciddi fiziksel sorunlarda oluyor. Hapishanelerin fiziksel ve psikolojik olarak hasta eden bir yapısı var. Hapishanelerde her hafta bir kişi ölüyor haberleri geliyor. Bu insanlar birer sayı değiller bunun için Bir şeyler yapılmalı” diye belirtti.

‘Uygulamalar değişmedi’

Gamze Yemtürk’ün ardından 12 Eylül 1980 Darbesi’nden tutuklanarak, hayatının 35 yılını cezaevinde geçiren Hasan Gülbahar söz aldı.  Cezaevleri ile tanışma sürecinin askeri cezaevlerine denk geldiğin söyleyen Gülbahar, cezaevlerindeki tutumların darbe günlerinden bu yana değişmediğini, askeri cezaevlerindeki uygulamaların gününüzde de devam ettirildiğini aktardı. Gülbahar, “Askeri hapishanelerin kapatılmasından sonra E Tipi Cezaevlerine konulduk. Ama buralardan da tek tip elbiseler vardı ve askeri kuralları geçerliydi. Ancak oralarda tutukluların bir birini iyileştirme imkânı bulunuyordu. 30-40 kişilik koğuşlarda insanlar koridorlarda bir birleri ile sohbet edebiliyor, iç içe yaşıyorlardı. Sonrasında F Tipi Hapishane uygulamaları oldu. F Tipi iki nedenden dolayı ortaya çıktı. Hem içeride hem de dışarıdakilerle tutukluları yalnızlaştırmak istediler. Bu anlamı ile tecrit uyguladılar. Tecrit sizi politik tutsak olarak hem sizi siyasi kimliğinizden hem de sizi siz yapan değerlerinizden uzaklaştırmak için kullanılan bir sistemdir. Yeterli gelmemiş ki bu sefer de Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumları adı altında hapishane olarak isim değişikliğine gittiler.  F tiplerinde en azında havalandırmalarda yan yana durumu varken, Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumlarında o durum ortadan kaldırıldı. Sonuç olarak politik tutsaklar sürekli olarak zor şartlarla yüz yüze kalmışlardır. Dünden bugüne değişmeyen şey, askeri hapishanelerde karşılaştığımız uygulamaların bugün de politik tutsaklar üzerinden uygulanmasıdır” dedi.

‘Sorunların özü hala duruyor’

Daha sonra konuşan gazeteci yazar Hüseyin Aykol, okur temsilciliği yaptığı dönemlerde hapishanelerden gelen eleştirilerin bir süre sonra yerini hak ihlallerine bıraktığını ve okur temsilciliği köşesinin zamanla hak ihlallerine yer verilen bir köşeye dönüştüğünü aktardı. Hapishanelerdeki hak ihlallerinin her geçen gün arttığına dikkati çeken Aykol, dışarıdakilerin bu anlamda bir kamuoyu oluşturmasını ve sorunlar konusunda birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi. Aykol, “Sorunların özü hala duruyor. Bence asıl sorulması gereken şey, bizler neler yapabiliriz sorusunu sormalıyız” diyerek, tutukluların yaşadığı sorunlara karşı duyarlılık çağrısı yaptı.

 ‘Yavaşlatılmış ölüm…’

Hapishanelerde İHD bünyesine gelen başvurularda hasta mahpusların yaşadıkları duruma “Yavaşlatılmış ölüm” adını verdiklerini belirten Nuray Çevirmen, hapishanelerde hasta tutukluların durumuna dikkati çekti. Elleri kelepçeli şekilde ölen hasta tutuklu Koçer Özdal’ın durumunu hatırlatan Çevirmen, Koçer Özdal’ın ölüm döşeğinde bile ailesi ile görüşülmediğini söyledi. Çevirmen ayrıca tutukluların ailelerin yaşadığı hak ihlallerine vurgu yaparak, mahpusların ailelerine yakın olan yerlere gitmeleri için yaptıkları başvuruların farklı gerekçelerle ret edildiğini, dolayısı mahpusların ailelerinden uzak kalmalarının önemli bir hak ihlali olduğunu yönünde vurgular yaptı.

Kaynak: MA

Günün Haberleri

Güncel konulu diğer haberler