Takip Et

Makale

17 Kızıl Karanfil anısına saygıyla!

Sökülmemiş dikişlerini bularak işe koyuldu ameleler… Bazen usta, bazen çırak olup teğel attık yırtıklara.. harç olup kan-can verdik yarıklara… Kaç kere oldu.. yeni baştan soyunduk ormanı çoğaltarak soylu Çınar’ı yaşatıp büyütmeye… Dalları kırıldı, acemi ellerle budandı.. damarlarına dek inildiği de oldu… Lakin aldığı suyu hiç unutmadı.. tutuşan bozkır sönmedi… İsimli-isimsiz işçiler çalıştı.. toprağı sıkı edip Çınar yıkılmasın diye… Yıkılmadı! Yıkılmayacak.. bunda tereddüt yok!

Kaypakkaya yoldaş, son derece sınırlı ve kesinlikle ağır şartlarda, adeta küllerinden doğarcasına büyük zorlukların bağrında filizlenen en kararlı, en keskin ve şüphesiz ki cüretkar bir mücadele serüveniyle bizlere armağan etti O büyük eseri!… Devasa bir miras, silinmez bir çığır ve indirilemez bir bayrak çekti görlere ki, kasıp-kavuran meşakatli yılların 72 manifestosuyla parladı ufuktan yükselen, bugün şavkıyan Güneş…

Tanığıydı.. çetin mücadelelerin, amansız saldırıların, örgütsel yenilgilerin ve ağır darbelerin taşınan yüküne, omuzlanan zorluklarına… Kader olmasa da, tabiatıydı köklü düşmanlığın örsü-çekici arasında mayalanan o asil kavganın… ‘’Bitti, bitirdik’’ dendi adına defalarca… Korkunun yalana vurduğu bu yerde, kan kaybıyla başa dönüşlerimiz doğruydu bu fırtınalarda… Kerelerce tökezledik.. inkar olunmaz! Acımasız çarpışmalarda düştü yediverenler, yeniden ve yeniden yeşerdi hercai menekşeler… Ne ki, en zoruydu bahçivanın kendi eliyle biçtiklerini dikip onarmak…

Sökülmemiş dikişlerini bularak işe koyuldu ameleler… Bazen usta, bazen çırak olup teğel attık yırtıklara.. harç olup kan-can verdik yarıklara… Kaç kere oldu.. yeni baştan soyunduk ormanı çoğaltarak soylu Çınar’ı yaşatıp büyütmeye… Dalları kırıldı, acemi ellerle budandı.. damarlarına dek inildiği de oldu… Lakin aldığı suyu hiç unutmadı.. tutuşan bozkır sönmedi… İsimli-isimsiz işçiler çalıştı.. toprağı sıkı edip Çınar yıkılmasın diye… Yıkılmadı! Yıkılmayacak.. bunda tereddüt yok!

Gelirken derin bir tarih bıraktık geride.. kusurlarıyla eksik.. başarı ve bedelleriyle anlamlı bir destan…  Geleceğe yürürken bir tarih yazılacak.. yazacağız! Geçmişten öğrenen, güne işleyen, geleceğe kazınan bir yol döşemeli… Aydınlığı güneşten.. doğrultusu işçi sınıfı biliminden.. belleği tarihten… Ve sönüp küllenmeyen yagınsı cüretten… Taşları granitten.. suları keskin soğuktan.. yürekleri yüksek ısıdan bir yürüyüş eylemeli…

Yitirdik en bilgelerimizi.. yeni bilgeler çıkıp açtı yolumuzu… Bazen yaşlı, bazen en geçlerimiz düştü.. düşerken biledi kavgamızı… Dinmedi meydan okuyuşumuz.. koru sönmedi, İbrahim’den beri öncellerimizden devalınan.. siyasi iktidar uğruna hesaplaşmamız…

‘’Kanla Yazılan Tarih’’in yeni gözdeleri kanlarıyla yazıdı tarihi… Kızıl tarihin yeni sayfaları.. yazıldı ‘’17’ler’’ destanıyla!…

Tekerrürü değildi tarihin.. ama bir kez daha çınar sussuzluktan kavrulmuş.. damarları darbelenmiş, solma belirtileriyle dikiliyordu.. yolunu kaybeden kollarına inat…

Alışkanlık haline gelmiş.. bölünmeler ve adlandırılmış hizipler… Kemirdikçe eritiyordu gövdesini… İç sorunlara hasredilmiş enerjisi.. dur-durak bilmeyen anlamsız çekişmeleriyle…

İlk adım önemliydi.. örnek almaya.. içten çağrışımla eskiyi tekrar etmeye… İbrahim’in meşru ayrılığı, yanlışa yorumlandı… 76 yıllarıydı.. yanlışa örnek ilk adım… Her vesilede izlendi ilk adım.. bir daha.. bir daha.. bir daha… Taru-mar etti her seferinde.. ısrar ve iradesiyle biriktirdiklerini…

Savurdu yapraklarını, kırdı dallarını… Kimini sağa, kimini sola indirdi.. ölümüne ferman çıkarırcasına, örseleyip dağladı bedenini… Girdi yol ayrımına…

Sonra takatsiz düştü… Yediği vurgundan.. karıncalandı atar damarları… Döndü geriye.. göremeden baktı… Lakin doğuştan mayalı.. inadı İbrahim’den alma.. ileriye baktı.. 17’lerle yürüdü…

Muhasebeyle deşti çibanlarını.. ideoloji ile kurutmaya koyuldu.. sarmak için derin yaraları… Bataklığı kurutmak aslolandı… Meşakatli yol yürünemezdi.. hırpalanmış.. sarsılmış.. savrulmuş halde… Ve hasmından ödünç alınmış eşikte.. yapılamazdı hası hasımlığın… Tabuları yıkarak.. ezberleri bozarak başladılar söze… Işıdı saflar yeniden… Doğruldu ayağa, kabuklarından sıyrılan körpe Çınar!…

Düşman doğuştan bellemişti ‘’ihtilalci fikirlerin en tehlikelisini’’… Ferman çıkarıldı.. faşist tasfiyesine.. bir kez daha ‘’bitirilecekti’’ 17’lerle… Büyük birlikler kurulup tutuldu dağlar… Kuşatma kuşatma, çember çember kuruldu stratejik saldırı… Cephane yüklü helikopterler amade…

Savaş misali başladı çarpışma.. bizim tarfata 17’ler komutasında beş silahlı gerillayla 17 irade, düşman tarafta tam teçhizat sayısız askere destek helikopterlerle korkak sülüetler…

Biri aman demeden.. vuruldu bizimkiler.. 17’si bir vücut… Vurdular bizi.. bedenlerimiz paramparça…  Munzurlar baharında.. öldük Haziran’da… Bitmedik.. yenilmedik! Son sözü söylemedik daha…

Şahin ileri çıktı.. Mercan ve Doktor’la girdi söze… Cüreti haykırdı yoldaşlarına.. son talimatı verirken sıktı yumruğunu… SİHA’lardan gelen ateşle, ansızın dondu bakışları… 11 yoldaşla çekti halayı.. kızıl bayrağı çekerek burçlara…

Parmağı titremedi.. pimini çekerken bombanın.. Kuşatılmışken Fırat’la.. Şiar olup haykırdı ikisi… Kayayı siper eylerken.. İsyan olup yükseldi.. ikisi daha… Ve asil bedeni sergilenen.. Lori oldu.. düştü dört yoldaş daha…

Ezelden alındı… Kaypakkaya’dan Cihan’a.. Çelik’ten Kahraman’a.. Cangöz’den Kes’e.. sürdü Bulut’tan Erdoğan’a.. Hambayat’a… Yüzlerce yoldaş bedeli.. sel oldu akıyor.. bugünü yazarak ilerliyor geleceğe…

Bedelsiz yürünmez geleceğe… Bilinmeden bedel.. toprağa damar salınmaz .. yere sağlam basılmaz… Zorlu kavgalardan geçmeden kazanılmaz gelecek… Dünün halkalarıyla geleceğe döşenen.. zincire halka olmadan büyünmez… Muhasebe etmeden öğrenilmez… Tarih bilinmeden.. tarihe yol alınmaz… Neden demeden.. anlam çözülmez.. beyinlere vurulu paslı pranga kırılmaz…

Kendimize sormanın zamanıdır! Ne yapıyoruz? Yapmamız gerekeni yapıyor muyuz? Ödenen bedeller, verilen mücadele ve yazılan tarih anlamsız mıydı? Devraldığımız miras yalan mıydı! İnsanın insan üstündeki egemenliğine karşı mücadelemiz ve bu mücadelede ölenlerimizin anısı basit bir macera mıydı? Yoksa, uğruna ölmesini bilenlerin, ölmesini bileceklere armağan ettiği Kızıl Tufan tutanağı mıdır?… 

Sorulmamışsa şayet.. sorulsun!… Geç kalınmış da olsa sorlusun, sorulmalı! Binlerce kez sorulmalı! Korkmadan, incinmeden, ama gocunarak sorulmalı!… Hangi bedeller, hangi emekler, hangi tarih üzerine oturuyoruz? Oturduğumuz, yaşam bulduğumuz ve saygınlık bulduğumuz temelde yatan nedir? Beslendiğimiz mirasta neler var, damarlarımız nerdedir? Sorulsun ki, yüzleşilsin.. yüzleşilsin ki, utanılacaklardan uzak, onurla sahipleneceğimiz kavgada durulsun.. sahiplenilerek miras büyütülsün…

Günün Haberleri

Makale konulu diğer haberler